Konserler Geri Döndü... Özlemiştik!

Hiç yorum yok

Biliyoruz, keyfimiz yok. Yaşamaya dair tüm umutlarımız ve sevincimiz gün be gün artan kötü haberlerle tırpanlanıyor. Her gün fiber optik ağlarla üzerimize yağan şiddet kulaklarımıza, oradan da beynimizin hücrelerine işliyor.  Çürük ciğerle nefes alıyor gibiyiz.

Bütün bu kötülük içinde elimizde kalan müzik, renkler ve birbirimiziz. Bunlara ne kadar tutunursak, kör ve sağır kuyulara düşmemiz o kadar gecikecek, biliyoruz. İşte belki de bu yüzdendir bütün bu yaşamdan kopmama çabamız sevgili okur. 


O çabanın bir parçası da şehirdeki canlı performanslar. Geçtiğimiz hafta İstanbul'un iki as mekanı Salon İKSV ve Babylon Bomonti programlarını açıkladı. Biz de olağanüstü hal senesinin konserlerinden kaçmaz dediklerimizi sıraladık. Eklenecekler olacaktır, yani umarız olur.



Selda Bağcan & Boompam
Babylon Bomonti, 24 Eylül


Dile kolay, 45 yıldır hayatımızda olan çok özel bir ses Selda Bağcan. Neredeyse çeyrek asıra uzanan süreye sığdırdığı yüzlerce şarkıyla birkaç neslin yaşantısına, özlemlerine, arzularına ve isyanına tanıklık etti. İşçilerin, göçmenlerin ve yoksul kesimin sesini toplumun geneline taşıdı. Duyarlı şarkılarında bizi bize anlattı, dönemdaşlarının aksine her zaman politik-protest çizgisini korudu. 70'lerde, 80'lerde muhalif içerikli şarkılarıyla baskıcı koşulları dayanılır kıldı. İnsanlığın dertleri hiç bitmediğine göre  müziğinin güncelliği de hiç azalmayacaktı. Ama o bununla yetinmedi, müziğine yılların değişen koşullarını ve teknolojisini taşıdı. Her zaman yenilikçi ve evrensel olmayı bildi. Yakın dönemde İsrailli Boompam'in genç enerjisini sahnesine kattı, yaşamın içinden şarkılarını yeni kuşağa da sevdirdi.

Yaz başında Barcelona'da verdiği konser öncesinde yapılan tanıtımlarda Selda Bağcan için "Anadolu'nun sesi ve belleği" ifadesi kullanılmıştı. Babylon Bomonti de "Güneşin Kadınları" adını verdiği yeni konser serisini Selda ile başlatarak Anadolu folk ve saykedelik müziğin divasına saygı duruşunda bulunuyor. Şimdilerde bir efsane gibi kulaktan kulağa yayılan Primavera konserine yerinde tanık olduğumuz için rahatlıkla söyleyebiliriz ki, yeni müzik sezonuna bu muhteşem kadının sesiyle başlamak hepimize iyi gelecek.  



Battles
24-25 Eylül, Salon İKSV


Salon İKSV, sezonu zıpkın gibi konserlerle açmayı gelenek haline getirdi. Geçtiğimiz sezonda karanlıkta adeta enerji patlamasına neden olan The Soft Moon konserinin tadı damaklardayken, yeni sezonu Amerikalı Battles açmak, yeni seslere müptela müziksevere adeta "merak etmeyin yanınızdayız" mesajı gibi. Yaptıkları müziği herhangi bir türle sınırlandırmanın olanakdışı olduğu güzide gruplardan Battles, zor sesler denemesi, farklı vokaller, gözün yakalamakta zorlandığı ritimler, muazzam davul partisyonları ve bir sonraki adımda ne geleceğini bilmemenin verdiği keşif duygusu ile İstanbul sahnesine konuk oluyor. Doğrusu bu konser iki gece ard arda olmasaydı epey üzülürdük. 



Mashrou'Leila

30 Eylül, Salon İKSV


Lübnanlı grup Mashrou L’eila'yı 2013'te verdikleri konser öncesinde Alternatif İstanbul'a konuk ettiğimiz yazıda "asıl Arap baharı" tabirini kullanmıştık. Sözümüzün hala arkasındayız. Pop, caz ve funk ritimlerini birbiriyle harmanladıkları müzikleri, bir bahar esintisi gibi dinleyeni rahatlatıyor çünkü. Ancak bu müziği salt yumuşak melodiler olarak görmek de doğrusu haksızlık olur, zira adına Ortadoğu denen coğrafyada yaşayıp da hayata pembe gözlüklerle bakmak pek olası olmuyor. Mashrou'Leila için de olmamış ki, sakin melodilerinin altına isyan dolu sözlerini gizlemişler. O sözler dinleyene seks özgürlüğü, sansür, politik baskılar ve LGBTİ hareketiyle ilgili öyküler anlattığı için baskıcı rejimler tarafından hiç sevilmiyorlar. Hatta sırf bu yüzden Ürdün'de yasaklılar. Görüldüğü üzere müzikleri dışında da epey ortak noktamız bulunan grubu yine yeniden İstanbul'da izlemek güzel olacaktır, kaçırmayın deriz.



Robert Glasper Experiment
30 Kasım, Babylon Bomonti

Bu sonbahar ve kış İstanbul caz piyanistlerinin çıkarmasına sahne olacağa benziyor. Piyano icracılarına olan düşkünlüğümüzden mi, yoksa Glasper'ın başlı başına muazzam bir müzisyen olmasından mı bilinmez, Babylon Bomonti'nin açıkladığı konserler içinde Robert Glasper Experiment haberi bizi en heyecanlandıranı oldu. Glasper, yıllarını piyanoya vermiş bir müzik emekçisi olarak modern caz müziğini sevdirme misyonunu başarıyla sürdürüyor. R&B, hip-hop ve funk gibi farklı ritimleri caz potasında eriten Glasper, 2012 tarihli Black Radio albümü ile yeni cazın unutulmazları arasına girdi (ödülcüler için bilgi; bu albümle Grammy'i de kapmış bulundu). Normal şartlar altında biletlerinin çabucak tükenmesi, şehirde heyecan dalgası yaratması gereken bu özel konseri es geçmeyin diyerek dost tavsiyemizi verelim.



Neil Cowley Trio

8 Aralık, Salon İKSV


Piyanist Neil Cowley'nin temellerini attığı üçlüyü geçtiğimiz yıllarda aynı sahnede dinlemiştik. O konserde bulunanlar, canlı performansın stüdyo kaydından nasıl farklı ve çarpıcı olabileceğine tanık olmuşlardır. Neil Cowley Trio, zengin melodik ritimlerle örülü ve harmonik açıdan kulaklara ziyafet çeken bir müzik icra ediyor. The Face of Mount Molehill ve Touch and Flee albümleriyle deneysel caz tutkunlarının baş köşesine yerleştiğinden emin olduğumuz üçlüyü Eylül ayında çıkaracakları şahane kapaklı Spacebound Apes ile yeniden dinleyecek olmanın verdiği keyifle sonbaharı kışa bağlayacağız.

Hiç yorum yok :