[Röportaj] Yayın Dünyasının Yeni ve Umutlu Üyesi Kara Plak'a Merhaba Diyin

Hiç yorum yok

Yıllardır kitap ve dergi yayıncılığı sektörüne emek veren iki dostumuz; Koray Löker ve Betül Kadıoğlu'nun el emeği göz nuru Kara Plak Yayınları, geçtiğimiz günlerde okur dünyamıza hızlı bir şekilde giriş yaptı.

İlk olarak Hunter Davies'in grup üyeleriyle aylarca birlikte yaşayarak yazdığı The Beatles'ı okuyucusuyla buluşturan Kara Plak, yakında yayınlayacağı kitaplarla da müzik ve kitap aşıklarının özel ilgisini çekeceğe benziyor. 

Yayıncılık dünyasının en yeni ve en umutlu üyesi Kara Plak'ın kuruluş öyküsünü ve yayıncılık alanındaki planlarını Koray Löker'den dinlemek, onları daha yakından tanımak istedik.

Bizce bu söyleşi; hem bebek adımları atan yeni bir yayınevini tanımak isteyen okuyuculara bilgi vereceği gibi, hem de kısa süre içinde sosyal medyada geniş bir kesim tarafından tanınan bu bağımsız oluşumun tematik yayıncılık alanında yapacaklarını görmek adına yayıncılık sektörünün de ilgisini çekecektir.

Art arda müzik yayınlarının kapandığı bir dönemdeyiz. En son Jazz ve Blue Jean dergileri yayınlarını sonlandırdıklarını açıkladı ve okuyucularına veda etti. Böyle bir ortamda müzik yayıncılığına girişmek nereden esti? Kara Plak Yayınları’nın kuruluş öyküsünü dinleyebilir miyiz?

Aslında önce yayıncılık yapmaya karar verip, sonra bir tema aramadık. Betül yıllardır yayıncılık işinde, bense daha çok dergicilikle ilgileniyordum. Birkaç sene önce Sylvie Simmons'ın yazdığı Leonard Cohen biyografisini gördüğümüzde “Keşke Türkçeye çevrilse” diye düşündük, aklımızın bir köşesinde kaldı, sonra bir kitapçı gezisinde yakında yayımlamaya başlayacağımız albüm monografilerinden oluşan “33 1/3” serisinin bir kitabını görüp aldık, serinin geri kalanını araştırıp fikri çok sevdik vs. derken ufak ufak bir yayınevinin programının oluşmaya başladığını fark ettik, harika bir zamanlamayla elimize ufak bir yayınevini ayaklandırmaya yetecek kadar para geçmişti, bunu bildiğimiz işi yaparak değerlendirmeye (ya da batırmaya) karar verdik ve Kara Plak'ı kurduk.

İnsanlar küçük bir yayınevinin hayatta kalması konusunda neden bu kadar karamsar? Tutunup yaşamaya devam edemez mi gerçekten?

İyimser bakış açımla söylüyorum ki, tutunabilir. Kara Plak olarak bizim iki açıdan avantajlı olduğumuzu düşünüyorum: Birincisi büyük yayınevlerinin programlarında gözden kaçabilecek kitapları okura ulaştırabilme, tanıtabilme konusunda daha şanslı olabiliriz, çok büyük bir kurum olmadığımız için yayın programını oluştururken daha esnek davranabiliriz. İkincisi de tematik bir yayıneviyiz, dolayısıyla devamlılık sağlandığında ve halihazırda bu konuyla ilgilenenlerin yanında yeni okurlarla da iletişim kurabildiğimizde, tabii işimizi iyi yaptığımız sürece, başarılı olmamamız için bir neden yok. Sürdürülebilir yaşam, ekoloji üstüne kitaplar basan Sinek Sekiz ve polisiye yayımlayan Labirent Yayınları bu konuda bizden önce yola çıkmış çok güzel örnekler.





Kara Plak adı nereden geliyor?

Kendi aramızda zihin jimnastiği yaparken çıkmış bir isim. Aklımıza geldikten sonra iyice dilimize takıldı, söylemesi güzel. Kedi gibi alıştırdı kendini.


Yayın çizginizi nasıl belirlediniz?

Biraz dinlediğimiz, etkilendiğimiz şeylerden yola çıktık, biraz da okuduğumuz, basılmamış olduğuna şaşırdığımız kitapları bir dökelim derken ilk senenin listesi oluştu. Biyografi, tarih, müzik incelemeleri gibi yayıncılık pratiklerini iyi bildiğimiz alanlardaki kitaplarla devam etmeyi düşünüyoruz. Kitap projeleriyle, fikirleriyle gelecek yazar adaylarıyla da tanışmaktan memnun oluruz tabii.

Kara Plak Yayınları’nın önümüzdeki günlerde okurlarla buluşturacağı kitaplar neler?

Richard Skinner'ın Eric Satie’nin hayatını epey ilginç bir noktadan anlattığı novellası Kadife Bey Mayıs başında kitabevlerinde olacak. Hemen ardından ayında Emrah İmre'nin çevirisiyle Patrick Neate'in On İki Ölçülük Blues isimli romanı yayımlanıyor. Uydurma bir Afrika krallığında yaşayan kabile şarkıcısıyla başlayan hikâye, köle olarak ABD’ye satılan şarkıcının peşinden Mississippi’de cazın ilk yıllarına, oradan da günümüze sıçrıyor. Farklı bir kurguya sahip çok güzel bir roman. Bunların dışında yaz başında Bloomsburry'nin farklı türlerden albümlerin incelendiği kitaplardan oluşan alt markası Continuum’un 33 1/3 serisine başlıyoruz. O seriden çevirilere buradan albüm incelemeleriyle karşılıklar da düşünüyoruz. Haziran başında Bob Dylan’ın Highway 61 Revisited albümünün incelemesini gelecek. Bir yandan da Murat Meriç, Erkan Oğur'un Bir Ömürlük Misafir albümü üzerine bir kitap hazırlıyor.

Hangi çevirmenlerle çalışıyorsunuz?

The Beatles kitabımızı Doruk Yurdesin çevirdi. Açık Radyo'da Ömer Madra ile yaptıkları Beatles programlarını düşününce kitabı onun çevirmesi ayrıca anlamlı ve güzel oldu. Ömer Madra da bir sunuş yazısı ile katkıda bulundu. Doruk bu çeviriyi yaparken çok mutlu olunca, zor bir metin olan devasa pop tarihi ansiklopedisi Yeah Yeah Yeah için de el sıkışıverdik. Kadife Bey’in çevirisini Yusuf Eradam üstlendi. En eğlenceli hikâye On İki Ölçülük Blues’unki oldu. Emrah İmre bu çeviriyi yıllar önce yapmıştı ama kitap basılamamıştı. Bizim de eski bir arkadaşımız olduğu için çeviriden haberimiz vardı; Kara Plak hayata geçtiğinde yaptığımız ilk şeylerden biri onu arayıp çeviriyi istemek oldu. Leonard Cohen'in biyografisinin çevirisini ise Duygu Akın yaptı.

Türkiye'de müzik yayıncılığı ne yazık ki hak ettiği kadar ilgi görememiş bir alan. Çok uzun zamandır bu konuya emek veren oluşumlar pek az. Bu ilgisizlik neden kaynaklanıyor olabilir?

Maalesef bu yayıncılıkla ilgili sorunların bir devamı. Şu anda İstanbul'da sadece kitap satan çok az yer kaldı. Kitap okurunun kendini evinde hissedeceği yerler azaldı. Zincir kitapçılarla ile ilgili çok eleştiriler var ancak bu şartlar altında bu mağazaların okurun kitaba ulaşımını kolaylaştırdıkları da bir gerçek. Burada asıl dezavantaj şu: bu zincirler çok satanları ön plana çıkarmak zorundalar, o ticari operasyonun içinde tematik kitaplar yok oluyor. Bunu biraz değiştirmek zorundayız. Derdimiz aslında bu kısır döngüyü biraz kırmak. Bunu da sosyal medyadaki okurlarımıza ulaşmaya ağırlık vererek yapmayı düşünüyoruz. Varlığımızı gösterdikten sonra, farklı etkinliklerle insanlarla buluşmaya çabalayacağız.

Yayın politikanızda yalnızca basılı kitaplar mı olacak, yoksa e-kitaplara da yer verecek misiniz?

E-kitaplara yer vermeyi kesinlikle istiyoruz ama buna hemen başlayamıyoruz. Çeviri kitaplarda bu hakların ayrıca alınması, buna uygun düzenlemeler yapılması gerekiyor. Planımız bunu birkaç yıl sonra yapmak. Bizim gibi küçük yayınevlerinin e-kitap piyasasında daha rahat etmesi için bu formatın biraz daha yaygınlaşması gerekiyor. Bunun başını çekmesi gereken de daha büyük yayınevleri.

Yayıncılıkta dağıtım sorunu olduğu hepimizin malumu. Bağımsız bir yayınevi olarak bu sorunu aşarak okura ulaşmak için alternatif yollar düşünüyor musunuz?

Kitapçılar azaldı dedik ya, daha önemli olan kısmı o. Dağıtımdan ziyade asıl sorun kitapçılardaki yer sorunu. Bu plakta da; dergi ya da diğer yayınlarda da böyle aslında. Okurun haberdar olması, keşfetmesi için gezip göreceği raflar sürekli azalıyor. O rafta yer bulmak için bizim asıl üzerinde düşünmemiz gereken şey, kitap çıkar çıkmaz okurun kitapçıya giderek o kitabı sormasını sağlamak olacak. Şu ana kadar güzel tepkiler aldık. Tüm bunlar biraz günler geçtikçe şekillenecek.

Yeni yazarlar size nasıl ulaşabilirler?

Henüz tanışmadığımız, bu satırları okuyan yazarlar, yazar adayları bilgi@karaplak.com adresine e-posta atabilir, bize sosyal medya hesaplarımızdan ulaşabilirler, çok da memnun oluruz. Hepsinin adresi topluca karaplak.com’da bulunabilir.

Kara Plak'ı  takip etmek için; 


Hiç yorum yok :