Kadının Hala Adı Yok!

Hiç yorum yok
Bir kadın hakları eyleminden
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne 1 kala; Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın 2016 yılı sonuçlarını açıkladı.

Raporun sonuçları ne yazık ki erkek egemen toplumun kadın üzerindeki sistematik baskılarının meyvelerini verdiğini açıkça gösteriyor. Bürokratından Cumhurbaşkanı'na; kadınlara dair söylenen ayrımcı ifadeler kadınlar tarafından içselleştirilmiş. Çalışma hayatında kadına yönelik fırsat eşitsizlikleri, dayatmalar ve her gün evlerin içine kadar giren, dram ve gözyaşı dolu dizilerin edilgen ve kurban kadın rol modelleri kadınları çalışmadan yaşamanın rahat bir şey olduğuna ikna etmeyi başarmış. Artık komşumuzun LGBTİ birey olmasına kesinlikle katlanamaz, kürtajı hak olarak göremez hale gelmişiz.

Raporda yer alan ve beni kadınların geleceğine dair fazlasıyla düşündüren sonuçlardan bazıları şöyle;

  • “Türkiye’de kadının en büyük sorunu şiddettir” diyen erkeklerin oranı yüzde 79,8 olurken, kadınların oranının yüzde 75,7'de kalmış.
  • Ankete katılan deneklerin verdiği cevaplardan kız çocuklarının ev işlerine daha uygun görüldüğü belirlenirken, oğlan çocukların ev işlerine dahil edilmediği saptanmış.
  • “Kürtaj kadının en temel hakkıdır, yasaklanamaz” diyenlerin oranının geçen seneki araştırmanın gerisinde kalarak yüzde 43,6 olmuş.
  • Raporun "İş Hayatında Kadın" bölümündeki verilere göre, ankete katılan kadın katılımcıların yüzde 64,8’i şu an çalışmadığını ifade ederken, “Çalışmak ister miydiniz” sorusuna ise katılımcıların yüzde 72,2’sinin “Hayır” karşılığını vermiş.
    • “Kadınların siyasete katılımının artması kadına yönelik şiddeti azaltır” ifadesine olumlu yaklaşımların oranı, 2015 yılında gerçekleşen yüzde 66,1’lik oranın epeyce gerisinde kalarak yüzde 54,9 olarak saptanmış.
    • “Gey, lezbiyen ve trans bireyler toplumda eşit haklara sahip olmalıdır” ifadesine olumlu yaklaşan katılımcı oranı yüzde 33,4 olarak belirlenmiş. Kadınlar ve erkekler hemcinsleriyle birlikte olabilir” ifadesine olumlu bakan katılımcı oranı ise sadece yüzde 17,5.

    Rapordaki sonuçlar, adil ve eşit bir toplumdan hala fersah fersah uzakta olduğumuzu yüzümüze tokat gibi çarpmış. Asıl soru, bu tokatı kabullenip, sinmeye devam mı edeceğiz, yoksa yılmadan mücadele mi edeceğiz?

    Hiç yorum yok :