She Past Away: "Dinleyici Olmazsa Piyasa Müziği Haricindeki Müzik Üretimi Yok Olup Gider"

Hiç yorum yok


Bu akşam yolu Salon İKSV'ye düşenler senenin belki de en ilginç konserlerinden birine şahitlik edecek. Yunan bağımsız plak şirketi Fabrika Records sanatçılarından Lebanon Hanover, Selofan ve She Past Away'i aynı sahnede buluşturacak gecede, post punk, gothic rock ve dark wave tınıları İstanbul sahnesinde uzun zamandır ilk kez bu kadar net duyulacak. Hatta She Past Away'in deyimiyle "Konsere gelenler İstanbul'da daha önce yaşanmamış düzeyde karanlık bir  müzikal deneyim yaşayacaklar."

Biz de uzun zamandır merakla beklediğimiz bu gece öncesinde She Past Away'den Volkan Caner ile grubun müzik yolculuğu üzerine hasbıhal ettik.

Bir şarkının sözlerinden yola çıkarak grubun adını belirlemişsiniz. She Past Away isminin sizin için ne ifade ettiğini paylaşır mısınız?

Özel bir anlamı yok. Ölen ya da terk edip giden eski bir sevgili ile ilgili değil. Ama daha genel olarak bakıldığında, geçmişte kalmış ve hatırlamak istemediklerimizle ilgili bir bağlantı kurulabilir.

Bursa’dan İstanbul’a, oradan da başta Almanya olmak üzere dünya sahnelerine geçtiniz ve konserleriniz durmaksızın devam ediyor. Bursa son günlerde Manchester’ın İngiltere bağımsız sahnesini beslemesi gibi İstanbul’a yeni kan getirdi. Bursa’da nasıl bir müzik ortamı var ve bu sizi etkiledi mi?

90'larda rock müzik müzik açısından oldukça hareketli bir şehirdi. Çok fazla konser olurdu. Malesef şu an için bunu söylemek güç. Ben 4-5 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Burada da durum çok farklı değil aslında.


Sizinle ilgili yorumlarda “Sanki Türkiye’den çıkmış bir grup gibi değil” yargısı çok sık gözümüze çarpıyor. Halbuki şarkılarınızın sözleri Türkçe ancak bu bile zaman zaman karşınızda bir eleştiri olarak durabiliyor. Bu yorumla ilgili hissinizi öğrenebilir miyiz? Müziğin kökeni ya da hangi dilde yapıldığı o kadar önemli mi?

Genelde insanlar bunu söylüyorlar. Bunun sebebini Türkiye'de yapılan müziğin çok az örnek haricinde belli kalıpların dışına çıkmamış olmasına bağlıyorum.



Belirli bir türe ait olmadığınızı ve esin kaynaklarınızın çeşitliliğinin sizi gotik rock yapan gruplardan ayırdığını söylüyorsunuz. Hatta bir keresinde saf gotik rock yapan bir grup olarak bilinmek istemeyiz demiştiniz. Müziğinizin yalnız tek bir türle tam örtüşmemesini sağlayan özellikleri neler?

Sorunun başında da söylediğiniz gibi sadece gothic rock etkileşimli bir grup değiliz. 80'ler müziğini seviyoruz. post punk, coldwave, minimal wave, ndw, italo disco... Klasik gothic rock sahnesinden sevdiğimiz isimler var ama müzik tavrı olarak baktığımızda daha geniş ve uçsuz bir yelpazeden besleniyoruz.

Türkiye'deki siyasi ve toplumsal olayların müziğinizi etkilediğini belirtiyorsunuz. Vebadan kaçtığımız, ahmakların uluduğu Asimilasyon'daki şu iki satırda özellikle bunun delillerini buluyoruz sanki: "Bizden değilsen yan diyor/Fetva yayılıyor". Diyanetin sapkın fetvalarının ardından aldığımız çocuk tacizi haberlerinde başlık olarak da kullanıldı "Fetva Yayılıyor" ifadesi. Sizin aklınızda nasıl düşünceler vardı bu satırları yazarken?

Yaşadığımız ülkede olup bitenler ortada. Politik bir grup olmasak da bizi rahatsız eden konularda yazmayı seviyoruz. Asimilasyon, Sanrı, Soluk gibi şarkılarımız bu dışlanmışlığı, rahatsızlığı temsil ediyor.

İkinci albüm, ilk albüme nazaran biraz daha yavaş ve daha hüzünlü. Yoksa giderek daha da karamsarlaşmanın ya da sıkıntıların derinleşmesinin etkisi mi bu?

Her geçen yıl bir öncekinden daha ızdırap verici olabiliyor. Geçmiş düşüncesi beni hep hüzünlendirir. Narin Yalnızlık daha pesimist gibi gözükse de lirik olarak iki albümün de uçlarda gezinen karamsar bir tavrı var. (bkz:  Bozbulanık) Aradaki en belirgin fark, ilk albümdeki Belirdi Gece, Ruh, Rituel gibi şarkılardaki gotik anlatım Narin Yalnızlık'ta yerini daha bireysel ve içine kapanık bir anlatıma bıraktı. Aslında albüm isimlerinden de bu anlaşılabilir. Belirdi Gece bir başlangıcı ifade ediyor. Narin Yalnızlık ise bunun devamında yaşanan teslimiyet duygusunu.


She Past Away’i görsel olarak tanımlamak gerektiğinde akla ilk gelen sözcük “siyah.” Konserlerininzde dekor kuzguni siyah oluyor ve oldukça az ışıkla aydınlanıyor. Siz de baştan aşağı siyah giyiniyorsunuz. Bu renk sizin için neyi temsil ediyor?

Siyah müziğimizi en iyi ifade eden renk.

She Past Away’i İstanbul’da verdiği sayılı konserlerin dinleyici olarak bize verdiği his, 80’lerin dumanlı yeraltı müzik sahnesi. Bu pek de İstanbul’da yer edinememiş bir kültür. Yaptığınız müzik de kolay dinlenip çabucak yaygınlaşabilecek ve kitlelere ulaşabilecek bir tür değil. Bu gibi durumların sizi kısıtladığı anlar oluyor mu?

Türkiye'yi baz alarak müzik yapmadığımız için bir kısıtlanma  hissetmiyoruz. Burada bir yerlere gelme gibi bir hayalimiz olmadı hiç. Olsaydı eğer, bu kısıtlanmayı sonuna kadar hissederdik şüphesiz. Ben bireysel olarak wave müziğinin biraz daha dinlenir hale gelmesi için elimden geleni yaptığımı düşünüyorum Türkiye'de. Dark Entries isminde bir radyo programım vardı. 3-4 sene boyunca Radiofil'de program yaptım. Mekanlarda çaldım. Burada Avrupa'daki gibi bir kültür oluşması imkansız gibi görünüyor. Bunun en büyük kanıtı hala bu tarz başka grupların çıkmaması ülkemizde. Ayrıca şunu da söylemek gerekir. Bu tüm yeraltı müziği için geçerli. Yeraltı müziği dinleyici katılımı ve desteği ile ayakta kalabilen bir kültür. Bu bilinç oluşmadıkça, piyasa müzik haricindeki müzik üretimi yok olup gitmeye, üniversite sonrasında grupları dağılmaya mecbur bırakır.

Konserlerinizde dinleyiciler müziğinizi bir tür hipnotize olma haliyle dinliyor. Öyle ki, kalabalığı ve sıkışıklığı umursamadan, kendini müziğinizin akışına bırakıyor, bir nevi terapi gibi.  She Past Away sahneden dinleyici kalabalığına doğru bakarken neler hissediyor?

Seyirci ile duygusal anlamda iletişim haline girdiğimiz anlarda yaşadığım duygu tarifsiz bir haz.

İstanbul’un bağımsız sahnesini takip ediyor musunuz? Son zamanlarda dikkatinizi çeken müzisyenler oldu mu?

Ugly Shadows, Palmiyeler ve Rhythm 0 son dönemlerde beğendiğim gruplar.


27 Şubat’ta Salon İKSV’de Lebanon Hanover ve Selofan ile birlikte sahne alacaksınız. Bilhassa post punk ve darkwave düşkünlerinin merakla beklediği bir konser. Dinleyici o geceden neler ummalı?

Tadını çıkarsınlar. Lebanon Hanover ilk kez Türkiye'ye geliyor. Selofan ise 2. kez.  Konsere gelenler İstanbul'da daha önce yaşanmamış düzeyde karanlık bir müzikal deneyim yaşayacaklar.


Söyleşi: Ahmet Nursoy & Ezgi Aktaş
Fotoğraflar: She Past Away Facebook sayfası, Ahmet Nursoy
Yardımları için gruptan Doruk Öztürkcan'a teşekkür ederiz.

Hiç yorum yok :