Berlin'de 5 Gün

Hiç yorum yok

Berlin Gün 1. İstanbul'dan Berlin'e giden uçak sabah erkenden uçuşa geçiyor. Öğlen saatlerinde Berlin'e varış. Çantalar otelde dinlenmeye çekilirken, biz doğru sokağa. Doğu yakasında Aleksanderplatz'daki dünya saati tıkır tıkır ilerlemekte. Bizim içimizden geçense günlerin yavaş akması. 



Açız ama enerjimiz var. Aleksanderplatz''ı arkamızda bırakıp,Chaostheorie'ye  doğru yürüyüşe geçiyoruz. Orası neresi diye sorarsan, şehrin en güzel vegan restaurantlarından olduğunu söyleyebilirim. Berlinliler güneşin tadını çıkarmada. Birkaç günlüğüne İstanbulluluğa ara verip, Berliner olmak güzel.




Akşam olunca istikamet Kraftwerk binası. Berlin Atonal var dediler, geldik. Işık, gölge ve ses dalgası festivalinde kendimizi kaybetmeye niyetimiz var. Daha ilk geceden Alessandro Cortini ve Lawrence English'i dinlemek için yüzlerce tanımadığımız insanla yere yatarak aynı müzik evrenini paylaşırken anlıyoruz ki Berlin'de içimizdeki aç müzik kurdu karnını tıka basa doyurabilecek.



Berlin Gün 2. Berlin'deki evimiz Ostbahnhof. Niyet, biraz turistlik yapıp, Potsdam'a gitmek. S Bahn, U Bahn, aktarma ve aktarma. Trenleri nasıl özlemişiz, belli değil. Sahi, Haydarpaşa Garı'na ne olacak?



Kahvaltı mühim, sonuçta şaire göre mutlulukla ilgisi var. Warschauer St.'deki Veganz'da, kahve ve sandviçle geçiştirme ama nasıl lezzetli bir geçiştirme, belli değil. Yüzde 100 vegan bu zincirde çikolatadan ayakkabıya türlü şeyler arasında kaybolmak mümkün. Üst katındaki "clean eating" mekanı The Bowl'da 9-10 Euro civarında büyük çanaklar içinde vegan yemekler geliyor. Pancarla yapılan Falefal çanağı bilhassa önerim.



Potsdam'da geçirilen üç güneşli saat fazla huzurlu. Evet, kutu gibi bir şehir ama bizim için fazlaca sakin. En iyisi turistliği bırakıp, şehri yaşamaya geri dönelim.


Berlin Gün 3. Vegan restaurantlarda yiyip içmenin 3 artısı var: 1. Zulümsüz yemek yiyorsun, 2. Uygun fiyatlı, 3. Şehirdeki en tarz insanlar orda. Mauerpark'ın yakınındaki Eberswalder Straße 1 numarada konuşlanmış Fast Rabbit'te gölge bir masada geleni geçeni seyrederek kahvaltının bedeli 4,5 Euro civarında.





Berlin'de sokak sanatı nerde mi var dedin? Her yerde var. Apartman girişi, galeri kapısı, açıkhava sergisi, yıkılmış duvarın üstü, terk edilen binanın tamamı... Bir tek insanları boyamamışlar. Yakında boyarlar. Belki de boyamışlardır.



Berlin Gün 4.  C/O Berlin Museum'da Compatriots 1977-1987 sergisi 1 Kasım'a dek sürecek. Yolun düşerse programa alman tavsiye.




Berlin Gün 5. Berlin'de gezdiğim sokakların adını yarın unuturum muhtemelen ama biri hariç: Warschauer Straße. Urban Spree burda, cumartesi-pazar günleri bit pazarı burda, şahane sokak sanatı burda, sokak yemeği burda, sokak müziği, sokağın protestosu burda, sokağa dökülmüş 77 milletten insan burda... Geceleri film gösterimleri, bira içilecek envai çeşit pub ve gece kulüpleri de cabası. Beni burada unutup, arkamdan kapıyı kilitlerlerse lütfen.







Berlin biter mi? Her köşesi farklı bir öyküye yataklık eden şehirse, bu kadarla kalmaz. Herkesin Berlin'i kendine.  Benim Berlin öykümün devamı bir ara burada. Bu öyküde Berlin Atonal, Berlin'in tren garları, sokaklar ve duvarlar olacak. 

Dip Not
  • Berlin bir nakit şehri. Kredi kartı belki kapitalist dünyanın en şahane buluşu olabilir ama Berlin'deki pek çok cafe ve restaurantta geçmiyor. Bunu göz önünde bulunup, yeterli miktarda para taşırsanız rahat edersiniz.
  • Berlin'de metro sistemi aşmış, her yere metro ile aktara aktara gitmek muazzam zaman kazandırıyor. Ancak aynı şeyi yönlendirme tabelaları için söyleyemeyeceğim. Alışana dek başınızı haritadan kaldırmamanız gerekiyor zira anonslar Almanca, yönlendirmeler yetersiz ve İngilizce yol tarifi yapabilen insanlar parmakla sayılıyor. Yine de yolunuzu buluyorsunuz. Sonuçta siz İstanbul gibi bir şehirde bile hayatta kalabilmiş bir benliksiniz.
  • Berlin'de restaurantların tuvaletleri bence kendilerinden daha özgün. Dünyanın her yerinden gelen insanların yazdıkları mesajlar mı istersiniz, rujunu sürüp, duvarda izini bırakanlar mı... Zaman geçirmek için mükemmel yer.
  • Berlin'in çeşitli yerlerinde genelde pazar günleri kurulan bit pazarlarında antika, plak, takı, porselen, eski ev eşyaları ve daha bir sürü ıvır zıvır bulmak mümkün oluyor. Biz Ostbahnhof'ta kurulan Antikmarkt Ostbahnhof ile Friedrichshagen'deki Flohmarkt Friedrichshagen'i gezdik, fevkalade keyifliydi.
  • Sudan ucuz sözü Berlin'de icat edilmiş olabilir. Bu şehirde kahve 1,60-3,00 Euro, bira 2,50-3,5 Euro civarındayken, suyun yarım litresi 2 Euro'dan başlıyor. Department storelardan temin etmek çok daha ucuza gelecektir.
  • Arı sokmasına ciddi bir alerjiniz varsa eğer, Berlin'e ilacınızı vs. alıp gelin. Zira yemek masanızın en ısrarcı ziyaretçileri olacaklar. 2-3 arı birden etrafınızda kan-kan dansı yaparak, yemeğinizden tatmaya çalışacak. Gülmeyin, bu ciddi bir uyarı. 
  • Friedrichshain bölgesinde yer alan Urban Spree, bağımsız bir sanat alanı. Bu meydanda urban art'ın en iyi örneklerini, çeşitli sokak sanatçılarının mural ve stencillarını görmek ve sanatçı atölyelerine katılmak mümkün. Urban Spree'ye gitmişken alternatif ve bağımsız sahneden müzisyenlerin canlı performanslarına denk gelebilirsiniz. En güzeli şuradan programa bakıp, ona göre hareket etmek.
  • Warschauer'da ev bakmaya başladığımı söylemiş miydim? 
  • Kitap, çıkan en yeni plaklar ve kırtasiye gibi kültürel ihtiyaçlarınız için adres, Friedrichstraße'deki Dussman Das Kulturkaufhaus. Burası aynı zamanda bir konser mekanı. İstanbul'a böyle bir yer ne yakışırdı ama!
  • Berlin'de DDR Design Ostel Berlin'de kaldım, fevkalade memnunum. Eastside Gallery'e, Alexanderplatz'a, Mitte'ye yakın.
  • DDR tarzı döşenmiş küçük odamdaki eski radyoda gezerken bulduğum, online da dinlenebilen radyo istasyonu önerisi: Radio eins. 
Bonus: Siz de bizim gibi trenleri özlediyseniz...



Hiç yorum yok :