Blondie Enerjisi İstanbul'daydı

Hiç yorum yok


"Tanrı" statüsüne yükseltilmiş erkek müzisyenlerin hüküm sürdüğü, kadınların sırf güzellikleriyle, o da erkeklerin gerisinde yer bulabildikleri 70'li yılların müzik aleminde az sayıdaki istisnadan biriydi Blondie. Güzel ve alımlı kadın sahnede boşluk doldurmak için değil, tam ortada yer alıyor, Blondie Debbie Harry'nin baskın kişiliğinde hayat buluyordu.


Sadece fiziki güzelliğiyle değil, duruşu ile de müzik tarihinin en alımlı femme fatale'leri arasına girmiş Debbie Harry'nin alamet-i farikası yalnızca buydu dersek haksızlık etmiş oluruz. Gitarist Chris Stein ile birlikte 40 yıllık bir müzik yolculuğunu sürdürmeleri, üstelik şarkılarını müziğin giderek tüket-at bir olguya dönüştüğü zamanlarda dahi konuşulur kılmaları takdire şayan bir başarı. Bugün Blondie'ye "artık yaşlandılar, müzikleri de eskidi ama hala nostaljiyi zorluyorlar" denmiyorsa, bunda kariyerlerini salt imajlar dünyası üzerine kurmamalarının payı olduğunu söyleyebiliriz. 70'lerin sonu, 80'lerin başında alıp başını yürüyen punk-new wave florasında New York'un alt-kültürlerinden, sinemadan ve edebiyattan beslenen şarkılar üreten Blondie, işte bu yüzden bambaşka bir müzik anlayışının hüküm sürdüğü günümüzde de en çok turneye çıkan gruplardan biri olmayı sürdürüyor.


Ha geldi, ha gelecek derken uzun yıllardır kendilerini bekleyen İstanbullu müzikseverlerle nihayet 40. yıllarını kutlamak için çıktıkları turne kapsamında iki gün önce buluştu Blondie. İstanbul'un fonksiyonel konser mekanı Black Box'ta gerçekleşen konserde heyecanlı bir dinleyici güruhuna çalan grup, yılların eskitemediği hitleri "One Way Or Another"  ile açtıkları konseri, ard arda sıraladıkları Atomic, Call Me, Hanging on the Telephone ve Maria gibi bilinen şarkılarıyla sürdürdüler.  Debbie Harry canlı performanslarında seyirci ile sohbeti seven bir vokalist. İstanbul'da da geleneği bozmadı ve şarkı aralarında hoş sohbetinden mahrum etmedi. Mikrofonu sık sık seyirciye uzattı, sahneden laf attı, dans etti. Üzerindeki kırmızı siyah elbisesi ve imzası haline gelmiş platin sarı saçlarıyla adeta bir mangadan fırlamış bir karakter gibiydi. Konser boyunca gözümüzü sahne ışıkları için doğmuş bu kadından ayıramasak da, Black Box sahnesinden femme fatale işvesinin yanında,  Chris Stein ve Matt Katz-Bohen'in karizmaları da yansıdı.


Baştan sonra azalmayan bir enerji ile süren konserin bana göre en güzel anı, grubun 10. albümü "Ghosts of Download" da yer alan nefis şarkısı "Euphoria"yı duymaktı. Funky ritmi, tekerleme gibi sözleri ve davulcu Clem Burke'nin baskın vuruşlarının hissedildiği güzel melodik yapısıyla Blondie'nin eski şarkılarını aratmayan bu parçayı canlı dinlerken müthiş keyif aldığımı söylemeliyim.





Sezar'ın hakkı Sezar'a, Blondie'nin ilk İstanbul konseri enerjinin bir kez bile düşmediği, herkesin kısa süreliğine de olsa müziğin mutluluk verici etkisine kapıldığı güzel bir konserdi.

Fotoğraflar: Ezgi Aktaş

Hiç yorum yok :