Ocak Ayı Konser Maratonu

Hiç yorum yok

Yeni yılın getirdiği tatlı rehavetten silkinmeye yeni başladığım şu günlerde, Ezgi ile karar verip aylık konser ajandası yapalım dedik ve ben de geç de olsa önümüzdeki konserlere bir bakalım dedim. Her ne kadar Ocak ayını yarılamış olsak da, bizi bekleyen bir çok müzisyen var.

Konseri en yakın müzisyenimiz Magnus Öström. Avrupa caz sahnesinin davulcu prensi. Kendisinin geniş bir müzik aralığına sahip bestelerini dinlerken, çok çeşitli duygular yaşayacağımız ve kendimizden geçeceğimiz kesin. Kendisi 18 Ocak Cumartesi günü Salon IKSV’de.


18 Ocak’ta baktınız Magnus Öström olmadı, o zaman da Portecho o akşam sizi Babylon’da karşılamaya hazır. Esasen iki konser çakışmasaydı çok güzel olacaktı. Meraklılarının bildiği üzere 2005 yılında Tan Tunçağ ve Deniz Cuylan tarafından kurulan Portecho, elektronik müzik icra eden nadide gruplarımızdan. Bazen 80leri hissedeceğiniz, dans edebileceğiniz, rock tadı alabileceğiniz tatlı bir müzik icra ediyor. Bir Cumartesi akşamına oldukça uygun.


22 Ocak’ta Babylon’da Cold Cave sahne alıyor. Hafif Depeche Mode, biraz New Order, belki azıcık da Beach House, Crystal Castles hatta the Cure tadı alabileceğiniz bir grup Cold Cave. Synthler, delay efektli gitarlar, elektronik davullar ve melankolik vokallerle grubun lideri Wesley Eisold, modern bir New Wave akımı yaratmayı pek güzel başarmış.


Jehan Barbur 23 Ocak’ta Babylon’da. Kendisini pop jazz tadındaki parçalarıyla ve duru sesiyle gündelik hayatın karmaşasından sizi çekip alıp iyimser bir dünyayla tanıştırmayı vaad ediyor.


24 Ocak’ta İşsanat’ta Portekizli genç sanatçı Luisa Sobral bizi pop jazz şarkılarıyla selamlıyor. 2011’de çıkarttığı ilk albümü “Cherry On My Cake”te hafif bir Akdeniz esintisi gibi gelen parçalarını güzel şarkı sözleriyle birleştirerek kadife sesine kapılanların gönüllerini fetheden Sobral, ikinci albümü “There’s A Flower In My Bedroom”’da Portekizce, İngilizce ve İspanyolca söyleyip albümüne Jamie Cullum, fado şarkıcısı António Zambujo ve modern caz bestecislerinden Mário Laginha’yı konuk etmiş. Eğer Billie Holiday, Ella Fitzgerald seviyorsanız Luisa Sobral tam size göre.


25 Ocak ise Salon’da Pins and Younghusband günü. Pins, hepsi kadınlardan oluşan  Manchester’lı taptaze bir post-punk grubu. Vokal ve gitarda Faith Holgate, gitarda Lois McDonald, basta Anna Donigan ve davulda Lara Williams’tan oluşuyor. İlk albümleri “Girls Like Us” geçtiğimiz Kasım ayında Bella Union’dan çıktı. İlla ki bir benzetme yapacaksak Dum Dum Girls olabilir, Warpaint olabilir. Bana göre müzikleri tüm Tarantino filmlerine uygun. Distortionlı gitar rifflerinin ortalığa saçıldığı, yankılı vokallerle akustik davulun gücünün birleştiği aksiyon dolu bir müzik çıkartmışlar ortaya. Konserde dağıtmak serbest. Kendileriyle birlikte bir grup daha dinleyeceğiz. Younghusband Londra’dan aramıza katılıyor. Vokal, keyboard ve gitarda Euan Hinshelwood, gitar ve keyboardta Adam Beach, basta Joe Chilton ile davulda Pete Baker’dan oluşan bu grup müzik hayatına 'The Judas Kiss' (2007) ve 'Idiot Son' (2008) ile başlamış. İlk albümleri “Dromes”u ise geçtiğimiz Eylül ayında Sonic Cathedral’dan çıkartmışlar. Younghusband krautrock ile shoegaze arasında gidip gelen bir grup ama yemeği ısıtıp önümüze sunmaktan ziyade kendi bakış açılarıyla yorumlayıp saykedelik pop formatında sunuyorlar. 



Rahşan Koçoğlu (aka waxpoeticg)

Hiç yorum yok :