Nils Petter Molvaer/Moritz Von Oswald=1/1

Hiç yorum yok
Nils Petter Molvaer ve Moritz von Oswald

Bu yılın en beklenmedik sürprizlerinden biri Norveçli trompetçi, besteci ve prodüktör Nils Petter Molvaer’in Berlinli elektronik müzik dehası Moritz von Oswald ile bir araya gelip albüm yapmasıydı. Molvaer’in triosu dağıldıktan sonra ne yapacağını merak ediyordum. Mutlaka kendine değişik bir proje bulur diye düşünürken Kasım başında çıkarttığı bu albümle anladım ki yanılmamışım. Moritz von Oswald’ın da farklılık bakımından Molvaer’den geri kalır tarafı yok. Elektronik müzik alanındaki ustalığını klasikten caza, dubdan teknoya kadar neredeyse tüm müzik kategorilerinde göstermiş bir müzisyen. Ayrıca yeğeni Laurens von Oswald da kadroda. Albümün ismi 1/1 ama uyandırdığı etki 1+1 şeklinde. 

1/1 karanlık bir albüm. Gri bulutların her yanı kapladığı gökyüzüne ait. Açılış parçası “Noise 1” sanki sisli bir ormanda ilerlerken bir yerlerden sesi gelen trompeti arayış ile başlıyor. Biraz reverb ile dalga dalga yayılan trompetin sesi çok sade. Bir anda kaybolan bu ses yerini Oswald’ın gerilim yaratan synthesizerına bırakıyor ve sonra tekrar ortaya çıkıyor. “Step by Step” 4/4lük metronomu tutturmuş giderken elektronik perküsyonlarla ara yollara saparak ana yoldan ayrılmanıza sebep oluyor ve Molvaer’in tansiyonu arttıran uzun aralar vererek oluşturduğu mini sololarını takip ederken nasıl olduğunu anlayamadan kayboluveriyorsunuz adım adım. “Transition” albümün en uzun parçası olma özelliğini taşıyor. ‘Nasılsa kayboldum bari şu tepenin orada oturayım da sisler içersindeki manzaranın tadını çıkarayım’ dedirten bir parça bu. Synthesizerdan elde ettiği seslere yumuşak bir tempoyu uygun gören Oswald, Molvaer’in hafif efektli ama temiz trompet tonuna çok güzel bir altyapı oluşturuyor. Kendisinin melodik doğaçlamaları da o geçiş etkisini arttırıyor. İnsanı her şeyden uzaklaştırıp derin düşüncelere salıyor bu parça ve ikilinin arasındaki uyumun mükemmel bir göstergesi. “Development” daha belirgin vuruşlarla dinamik başlayarak yollara düşme vaktini müjdeliyor adeta. Yine katman katman örülen ritmler ve synthler eşliğinde uzaklardan gelen o lirik trompeti aramaya devam. Bu kez başlangıçtaki gibi “neredeyim, ne yapıyorum?” gibi sorular sormuyorsunuz. Artık o kadar müziğin içine giriyor ki insan, kendini parçanın akışına bırakıyor. “Further” ile arayıştan da uzaklaşılıyor. Molvaer belli belirsiz oryantal motifler içeren bir doğaçlamalar yapıyor. Reverblerle ses yayıldıkça yayılıyor yine. Aralar bu defa biraz daha kısa ve Oswald bu araları büyük bir ustalıkla dolduruyor. Sadece yürüyorsunuz. Bu dünya ile başka dünyalar arasındaki çizgiyi çoktan geçtiniz bile. Trompetin tiz notalara çıkışı ve inişi Oswald’ın istikrarlı vuruşlarıyla çok hoş bir uyum gösteriyor. “Future”da Oswald karanlık synthlerle başlayarak katman katman melodiyi ve ritmleri oluşturuyor. Bu arada Molvaer’in trompeti adeta ormanın ruhu tadında, sanki kendi kendine bir melodi mırıldanıyormuşçasına derinlerde. Melodiyi bu kez sürükleyen Oswald oluyor ve Molvaer adeta sıcak bulduğu kalorifere sürünerek giden bir kedi misali melodiyi sarıp sarmalıyor. Albümde ilkinin remiksi olan ikinci bir “Development” da var. Hiç tanımadığınız yerlerde dolaşırken bildik bir şeye rastlamak gibi. “Noise 1” ile başladığımız yolculuk “Noise 2” ile sona eriyor. O kadar dolaşıp durduk bir de baktık ki büyük bir daire çizmişiz meğer. Vardığımız noktada artık her şey daha karanlık ve hüzünlü biraz. Synthler güçlü ve tekinsiz. Trompet de tüm bunların ortasında adeta bir bukalemun gibi ara ara ortaya çıkıp melodi ve renk değiştiriyor. Son…suzluk.

İşe gidip gelirken müzik dinliyorum en çok. Geçtiğimiz günlerde metrobüsteyken playlistte tesadüfen bu albüm denk geldi ve beni şaşırtan bir şey oldu. Yolculuk bittiğinde yol boyunca hiç sinirlenmediğimi farkettim. Albümün gerçekten hipnotize eden bir etkisi var. Oswald'ın ritmlerine ve Molvaer'in trompetine öyle bir kaptırmışım ki kendimi, vaktin nasıl geçtiğini anlamadığım gibi kalabalığı da umursamadım ve adeta bambaşka bir dünyada seyahat ettim. Metrobüs kullananlara özellikle tavsiye ederim.

Nils Petter Molvaer ve Moritz von Oswald 11 Aralık Çarşamba günü Babylon’da. Farklı bir dünyanın kapısını aralamak isteyenler için ideal. Söylendiğine göre Molvaer ve Oswald canlı performansta biraz daha vuruş dolu, hatta neredeyse dansedilebilen bir yol izliyormuş. Ben de onlarla birlikte o yolda yürümek istiyorum tabii ki. 




Rahsan K. (aka waxpoeticg)

Hiç yorum yok :