Dinleme Odası'yla İlk Buluşma

Hiç yorum yok


Kasım ayının başında, yeni ve bağımsız bir müzik etkinliğinin duyurusu yapıldı. Dinleme Odası adı verilen etkinlik, farklı mesleklerden, ama ortak tutkusu 'iyi müzik' olan dört arkadaşın ortak çabasıyla hayata geçiyor, hayatında müziğe önemli bir yer ayıran insanlarla buluşup bir albümü bütünüyle, kolektif olarak dinlemeye ve yorumlamaya davet ediyordu. Müzik yazarı Zülal Kalkandelen tarafından ortaya atılan fikir, benim ve Rahşan Koçoğlu'nun katılımıyla büyüdü ve açıldığı ilk günden itibaren müdavimlerinin çıkmak istemediği bir plak dükkanı haline gelmiş Kontra Plak'tan Okan Aydın'ın başta mekan olmak üzere, organizasyon konusunda tam destek vermesiyle hayata geçti.

Aralık ayında dinlenecek albümün modern klasik janrının önemli isimlerinden Nils Frahm'ın Erased Tapes tarafından yayınlanan son albümü Spaces olacağını açıkladığımızda haber sosyal medyada hızla yayıldı, onlarca olumlu geri dönüş aldık ve iki gün içinde etkinlik için belirlenen 20 kişilik kapasite doldu. Dinletiye katılmak isteyenlerin talepleri devam ettiğinden sıkışıklık yaratmayacak kadar ek kapasite açıldı ve kısa sürede o da tamamlandı. Bu sırada bir yandan konsept metne dökülüyor, etkinlik duyuruları yapılıyor, lojistik trafiği yönetiliyor ve diğer hazırlıklarla uğraşılıyordu. Bütün bunlar sürerken, Dinleme Odası fikrini açtığımız dostlar heyecanla desteklerini ve düşüncelerini belirtiyor, onların heyecanı bizimkini katlıyordu. Heyecanlıydık, çünkü bu zamana dek bir başımıza, her neredeysek orada dinlediğimiz albümleri belki de ilk kez tanıştığımız bir grup insanla dinleyecek ve hakkında paylaşımda bulunacaktık. Ortaya çıkacak etkilleşimi merak ediyorduk. Bu düşünceler içinde günler hızla aktı ve büyük gün geldi, çattı! 6 Aralık Cuma akşamı, Kontra Plak'ın kapısını şehirdeki yoğun insan ve araba kalabalığının, soğuğun ve gündelik sıkıntıların üzerine kapadık. Gelenlerle kısa bir merhabalaşma ve tanışma faslının ardından, tam 1 saat, 15 dakika boyunca sustuk ve kendimizi Nils Frahm'ın kâh sertleşip, kâh yumuşayan ezgilerine bıraktık. 


Frahm, genç yaşına karşın, kilise çanı seslerini kullandığı albümü Bells'den, daha yumuşak dokunuşlar için piyano tuşlarının altına keçe koyduğu Felt'e kadar bugüne kadar yayınladığı tüm kayıtlarda farklı hisler uyandırmayı başarabilmiş bir müzisyen. Canlı performanslarında parçalarını büyük bir konsantrasyon ve eforla icra ettiğinden, çalma esnasındaki devinimlerini izlemek çok ilginç oluyor. Kayıtlarında sıradan objelerin seslerini kullanmaktan imtina etmiyor. Parçalarında insanı hemen kendine bağlayan bir ritim ve melodik yapı var. Dinleme Odası'nda Spaces albümünü ikinci kez dinlerken, Frahm'ın melodi yaratma kabiliyetinin nasıl olgunlaştığına tanık olmak güzeldi. Albümü ilk dinleyişim, bilgisayarımdaki dijital kopyasındandı. Birkaç şarkıyı sürekli tekrara alıp, albümün sonunu getirememiştim. Bu sefer tekrara alma olanağım olmadığından, kaderimi kabullenip, sessizce oturarak tüm parçaları sindirdim. Dinleme Odası'nın bir farkı da, rutin dinleme alışkanlığınızdan daha farklı bir ortam yaratması.  Albümü bölmeden, bütün şarkılarla dinleyiciyi tanıştıran bir pratik bu. Bunu bir de müziğe hakkını veren insanlarla yapınca, tadından yenmiyor. Konserlerde sessizlik isteyen parçaların katledildiğine sıkça tanık olmuş biri olarak bu yoğunlaşma hâlinin pek hoşuma gittiğini söylemem lazım.



Bu nefis dinleti esnasında dinleyicilere baktığım kısa anlarda yüzlere yansıyan dinginliği farkettim. Zaman zaman kapının dışındaki karmakarışık akışa gözümün kaydığı oldu. Oturduğum sandalyede, sıcak bir yerde, müthiş plaklar arasında, müziği en az benim kadar sevenlerde olduğum için şanslı olduğumu düşündüm. Dışarıdaki yaşamın hepimizi ne kadar zorladığını, etrafımızın zorbalıkla dolu olduğunu, acı, ağrı ve sıkıntılarımızın yanında mutlu ve dingin hissettiğimiz anların ne kadar nadir olduğunu hissettim. Az sonra yeniden o karmaşanın içine dalacağımı unuttum. Müziğin arada yavaşlayıp, derin bir nefes almamızı sağlayan iyileştirici etkisine kapıldım. Albümün bittiğini haber veren o sessizlik duyulduğunda, kendimi birkaç saat öncesine göre çok daha iyi hissediyordum. O akşam, Dinleme Odası'nda beraber müziği ve 1,5 saatimizi paylaştığımız insanlar albüme, müziğe ve hayata dair öyle güzel şeyler söyledi ki, iyi ki bu fikrin içinde yer almışım, iyi ki o saatte Kontra'da olabilmişim dedim. Kimi, birlikte müzik dinlemeyi ailesiyle radyo dinlediği zamanlara benzetti, kimi müzisyen gözüyle albümdeki şarkılarda kullanılan aksak ritimlere ve tekrar seslere dikkat çekti, kimi albümün kendisine anımsattığı an ve detayları paylaştı. Verhasıl, Dinleme Odası fikir olarak güzelliğinin ötesine geçerek, gerçek oldu ve hayatımıza katıldı.

Dinleme Odası ekibi olarak yeni yılın ilk ayındaki gecemiz için hazırlıklara başladık. Albümü çoktan belirledik ama daha paylaşmaya biraz zaman var. Albüm dinlemenin yanında, hayata geçirmek istediğimiz başka fikirler de var. Şimdiden şu kadarını söyleyebilirim ki, zaman ayırıp gelirseniz pişman olmazsınız.
Yerimiz belli, her ay Kontra Plak'ta, plak raflarının arasındayız. 

Zülal Kalkandelen'den Dinleme Odası'na dair notlar
http://dinlemeodasi.tumblr.com/

www.facebook.com/dinlemeodasi
www.twitter.com/dinlemeodasi

Fotoğraflar: Ezgi Aktaş, Zülal Kalkandelen.

Hiç yorum yok :