Mathias Eick Quintet...nihayet

Hiç yorum yok
Mathias Eick Quintet
Trompetçi dendi mi akan sular duruyor ya benim için, Norveçli ibaresini eklediklerinde sular donuyor adeta. Bu akşam Salon IKSV’de konuk edeceğimiz Norveçli trompetçi Mathias Eick de beni benden alanlardan. Geçen yaz İstanbul Caz Festivali’nde fırsat bulup biraz lafa tuttuğum Eick, sempatikliğiyle ve alçakgönüllülüğüyle de insanı kendisine hayran bırakıyor. Polisin ortalığı gaza boğması ve sokaklarda köşe kapmaca oynaması sebebiyle konseri iptal edilmişti ve ben delirmiştim. Neyse ki, IKSV halden anlıyor da yeniden gelebildi.

Mathias Eick’i esasen Norveç’in kategorize edilmesi güç, dinamik ve yenilikçi dokuz kişilik müzik grubu Jaga Jazzist’ten tanıyorum. Kendisi bu grupta trompetin yanısıra korno, keyboard ve kontrbas da çalıyor. Iro Haarla’dan Jacob Young’a, Manu Katche’den Lars Danielsson’a kadar bir çok müzisyenle de çalışmaktan geri durmuyor bu arada. Tabii rock ve pop projelerini ise hiç saymıyorum. Kendisine “Çok değişik türler denediniz. Bundan sonra sizin ekipten de müzisyenlerden oluşan Shining gibi heavy-metal yaparsınız herhalde” deyince “Heavy metal de yaptım.” cümlesiyle “Nasıl kaçırdım bunu?” çıktı ağzımdan biraz ağlamaklı. O ise sevimli bir şekilde gülümseyerek. “Demek onları da tanıyorsunuz.” dedi. Evet, onları tanıyorum da Eick’i hiç tanıyamamışım mı ne?
Eick’in kendi albümünü çıkartması 2008’i buldu. “The Door” onun dünyasına açılan bir kapıydı adeta. Albümün başından sonuna kadar akustik bir dinginlik hakim. Hafif melankolik ve özgür bir nefes alıyor insan bu albümle. Kimi zaman Audun Kleive davulunda rüzgarlar estirse, Jon Balke piyanosuna sert bassa ve Auden Erlien basının tellerini güçlü bir şekilde titrese de, Eick trompetiyle tüm havayı o kadar güzel bir şekilde yumuşatıyor ki, sanki kendinizi fiyortlardan aşağı atmışsınız da sulara hafif bir iniş yapmışsınız gibi hissediyorsunuz her defasında. Eick’in melodileri akıldan çıkacak gibi değil ve bunu seviyor da zaten. Melodi kendisi için çalış tekniğinden de önemli. “Stavanger”, “Cologne Blues” ve “Williamsburg” ise benim bu albümdeki favori parçalarım.

Bir sonraki albüm “Skala” 2011’de çıkageliyor. Bu defa müzisyenler daha kalabalık. Tenor saksofonda Tore Brunborg'u, piyanoda Andreas Ulvo'yu, keyboardta Morten Qvenild, basta Audun Erlien, davullarda Torstein Lofthus ile Gard Nilssen’i ve arpta Sidsel Walstad’ı görüyoruz. Mathias Eick, akustikten bir adım daha öne giderek looplar ve pitch shifting dediğimiz efektler kullanarak biraz elektronik unsurlara yönelmiş ama sakinlik duygusundan ödün vermiş değil. Bu kombinasyon bana kalırsa çok daha lezzetli. Melodiler bu kez daha enerjik bir kompozisyonda karşımıza geliyor ki bu da büyük ihtimalle Ulvo’nun ekibe katılması ve iki davul kullanması ile ilgili. Ayrıca konuk müzisyenlerin de gruba ayrı bir enerji katmış olması gözden kaçırılmamalı. Trompetin ses paleti de efektlerden dolayı genişlemiş ama tınısı Eick için çok önemli olduğundan o mümkün olduğu kadar aynı kalmış. Albümün öne çıkan parçaları “Oslo”, “Skala”, ve “Biermann”. Bu albümde beni vuran parça “Oslo”. Sadece bu parça için blogumda bir yazı yazdığımı hatırlıyorum. Çok yumuşak bir şekilde başlayan parça, Eick'in muhteşem melodisi ve looplarıyla insanı uçuruyor. Lofthus ve Nilssen'in çok tatlı ritmleri, Ulvo'nun piyano arpeji ve Erlien'in riffleriyle iyiden iyiye kendini kaybediyor insan. Parçanın ortalarında başlayan trompet solosu ise artık bu dünyada olmadığım hissini uyandırıyor. Her gün defalarca dinlediğim ve hiç sıkılmadığım bir parça. Kendisine de bunu söyleyince mahçup bir gülümseme belirmişti yüzünde. Bu defa da kendisine aynı şeyi söylersem bana deli diyeceği kesin ama sadece bu parçayı canlı dinlemek için bile bu konsere giderim ben.



Eksklusivt - Mathias Eick fremfører "Oslo" from Morgendagens Helter on Vimeo.

Rahsan K. (aka waxpoeticg)

Hiç yorum yok :