Snarky Puppy: 'Ana Akımın Dikkatini Çeken Bir Grup Değiliz'

Hiç yorum yok




 Fotoğraflar: Ali Güler
Geçtiğimiz günlerde Salon İKSV'de konuk ettiğimiz Snarky Puppy'nin enerjik, yüksek tempolu ve çığlık çığlığa geçen konserinden önce son dakikada grubun lideri ve basçısı Michael League'i yakalayıp - esasen bırakmamayı istedik - biraz söyleştik. Tüm içtenliğiyle sorularımıza yanıt verdi. Zaman azlığı nedeniyle tadı damağımızda kalan söyleşinin devamını getireceğimizi, bunun böyle yarım kalmayağını belirterek, işte karşınızda sahneyi altına üstüne getiren grubun esas adamı Michael League!

Öncelikle grubun adıyla başlamak istiyorum. Bir röportajda çok sıkıcı bulduğunuzu söyleyerek anlatmamışsınız. Neden? Belki ilginçtir. 

Gerçekten, hiç ilgi çekici değil. Duyduğunuzda, “Aaa, bu muymuş” deyip yazmayacaksınız. Ben küçükken abim kendi grubuna isim arıyordu ve iki seçenek arasında kalmıştı. Snarky Puppy’i değil, diğerini seçti. Ben de bu ismin güzel olduğunu düşünmüştüm. Hem köpekleri de seviyorum. Bir de, işin içinde köpek olunca, logosu da kolay. Ayrıca herkes köpekleri sever. Fena olmadı yani.

Kolektif bir müzik yapıyorsunuz. Sabit elemanların yanısıra, ara ara gruba dahil olan müzisyenler de var. Koordinasyonu nasıl sağlıyorsunuz?

Toplamda 35’e yakın müzisyenle çalışıyoruz ama aslında her konsere çağırdığım 7 müzisyen var. Bu yıl 100'ü aşkın konser verdik. Herkes için çok fazla bir sayı bu. O sebeple, bu 7 kişinin devamlı her konserde çalmamasına dikkat ediyorum. Onları arıyorum ve çağırdığım tüm konserlere “evet” derlerse, arayışı durduruyorum. Genelde gönüllü oluyorlar çünkü aylarca turnede olmak istemiyorlar zaten. Ama her turne öncesinde ilk önce bu 7 müzisyeni arıyorum ve turnenin bütçesine ve müzisyenlerin programına göre, grubu oluşturuyoruz.

Sabit müzisyenler ve gruba arada katılan müzisyenler ile şarkılara nasıl çalışıyorsunuz? Doğaçlamayı seven bir grupsunuz. Her şeyin karman çorman olma ihtimali de var.

Herkes şarkıları çok iyi biliyor. Gruptaki her bir müzisyen herkesin çaldığı bölümleri biliyor. O sebeple, mesela bir konsere 3 gitarla çıkıp, bir sonrakine tek gitarla çıkarsak, o tek gitar en önemli bölümleri çalıyor. Üzerinde konuşup, prova filan yapmıyoruz.

Müziğinizin yazılı olmadığını okumuştum bir röportajda. Bir yazıda da, müziğinizde belli bir takım temalar olduğu ve doğaçlamaların bu temaların etrafında şekillendiğini okumuştum. Demek ki, ben yanlış algılamışım.

Şarkılar yazılıyor ama hemen değil. Basılı notaları yok. Bunu öğrenciler ve müzik okulları için albümü çıkarttıktan sonra yapıyoruz. Temalara gelince, belki öyle de denebilir ama bizim çaldığımız müzik ciddi anlamda yazılı. Öyle komple doğaçlamalardan oluşmuyor. Bir yapı var ve onun üzerinde oynuyoruz. Herkesin kendine ait bir partisyonu var ve onu değiştirme yada çalmama seçenekleri var. Hepimiz şarkıları aynen yazıldığı gibi çalabiliriz ama hiç öyle yapmıyoruz. Mutlaka içimizden biri bir şeyleri değiştiriyor ve biz de ona göre çalıyoruz, bu yüzden de hiç sıkılmıyoruz. Ayrıca riskli de değil. Herkes bu şekilde doğaçlama yapınca, yaratıcılık da üst seviyelere çıkıyor.

Siz çok farklı müzik türlerinden etkilenen ve bunları da müziğinize yansıtan bir grupsunuz ama kendinize özgü bir yorumunuz ve tınınız var. Bunun bir sırrı var mı?

Farklı stilleri barındıran bir konsept bulmak kolay ama kendi özgün soundunuzu bulmak zor. Bana kalırsa, 4-5 yılı turnede birlikte çalarak geçirmeden önce bizim de kendimize özgü bir tınımız yoktu. Fark edilebilen, güçlü bir sounda sahip olmak için birlikte uzun süre çalmak gerektiğini düşünüyorum. Bizim ilk yola çıkışımız farklıydı mesela. Dünya müziği ile başlamıştık. Küba’dan Balkanlar’dan çalıyorduk, hatta ilk konserlerimizde Türkçe parçalar bile çalıyorduk. Sonra bu caza döndü, soul ve funk ile etkileşti. Elektronik müziğe de yüzümüzü döndük. Çok farklı yönler yani. Daha önce bahsettiğim gibi bu yıl 160’ı aşkın konser verdik. Snarky Puppy’yi öne çıkaran en önemli şey bu birliktelik.

Dikkatimi çeken bir diğer konu ise grubun DVD kayıtlarının çokluğu. Neden? 


Şimdiye kadar 4 DVD yaptık. “Tell Your Friends” ilkiydi ve bizim denizaşırı ülkelerde tanınmamızı sağladı. Sadece albüm yaptığınızda o kadar çok kimseye ulaşamıyorsunuz ama video olunca sosyal medyada paylaşım da çok oluyor. 

Son DVD kaydınız olan “Kytopia” ile ilgili ne söylemek istersiniz?
 
Ocak'ta çıkacak. Canlı performans kaydı ve 9 tane yeni parça var. Oldukça heyecanlıyım. Ses ekibinden grup elemanlarına kadar herkes muhteşem bir iş çıkardı.

Son albümünüzden de konuşalım. “Family Dinner” albümünüzde farklı olarak çeşitli şarkıcılarla çalıştınız. Nasıl bir süreçti bu? Farklı oldu mu?

“Family Dinner” albümünü 3-4 yıl önce New York’ta kafama koymuştum. Sizin de bildiğiniz gibi, bu, Snarky Puppy’nin şarkıcılarla çalıştığı ilk albüm ama bu konsept bizim için yeni değil. Zaten yıllardır hem grup olarak hem de bireysel olarak çeşitli şarkıcıların arkasında çalıyoruz, o sebeple de şarkıcılara alışığız. Biz onların yaptığı işe kendi yorumumuzu getiriyoruz.

Şarkıcıları nasıl belirlediniz peki?

En büyük öncelik lokasyondu. Bir çoğu – Shaynah, Lucy mesela- New York’ta yaşıyor. İçimizden bir kaçımız N’Dambi ile çalıyordu. Aramızdan iki kişi de Lalah Hathaway ile çalışmıştı. Tony Scherr ise hayran olduğumuz bir müzisyen. New York’taki Pazartesi konserlerini hep izlemeye gideriz. Onu aradım ve o da “tamam” dedi. Aslında hepsiyle yakın ilişkimiz var. Öyle ünlülerle çalışmak gibi olmadı. Her şey çok rahattı, divalar filan yoktu. Çok zevk alarak yaptğımız bir albüm oldu.

Neden daha önce yapmadınız böyle bir şeyi? Doğru zamanı beklediyseniz, nedir o doğru zaman tanımı sizin için?

Daha farklı işlere yönelmeden önce kendi kimliğinizi oturtmanız lazım öncelikle. Mesela “GroundUP” konuk sanatçı olmaksızın yaptığımız bir albümdü. Sonra Burundi’den gelen Afrikalı bir sığınmacı müzisyenle bir albüm kaydettik. Bu, her zaman yaptığımız işten farklıydı. Sonra aynı ekiple konserlere başladık. Bunu “Family Dinner” ve “Kytopia” izledi. Yine her zamanki işimizden saptık ve farklı bir şey denedik. Çok farklı yönlere giden iki projeyi aynı anda yapıp tekrar kendimize dönüyoruz.

Albümlerinizden, videolarınızdan, şu anki konuşmanızdan da hissettiğim üzere samimisiniz, müziğiniz de öyle.

Biz böyleyiz. Şarkıcılarla albüm yapmak Youtube’da daha çok izlenmek için değil. Biz bunu yıllardır yapıyoruz zaten. Ana akım medyanın dikkatini çeken bir grup da değiliz. Yeraltı grubu gibiyiz. Bu akşam burada bizi izlemeye gelenlerin %80’i bizi ya bir arkadaşından duymuştur ya da Facebook’ta video paylaşımından görmüştür. Gazetelerden ya da dergilerden okuyup gelmemişlerdir. Bu beni pek de endişelendirmiyor. Bir grup lideri olarak verdiğim tüm kararlar hep müzik ile ilgili oldu, olaya yatırım işi gibi bakmadım.  

Bence de önemli olan içinizden gelen müziği yapmaktır. Çok teşekkür ediyoruz Michael. Sanıyorum bu röportajın devamı gelecek.

Ben de teşekkür ediyorum. Soruları bekliyorum o halde.
Fotoğraflar için sevgili Ali Güler'e teşekkürlerimizle...

Rahşan K. (aka waxpoeticg)

Dinleme Noktası



Hiç yorum yok :