Sophie Hunger

Hiç yorum yok


"Bu benim özgürlüğüm, bu benim sesim / bu cennetten bir parça, bu benim körlemesine seçimim" diyor Sophie Hunger sesini verdiği Erik Truffaz şarkısı "Let Me Go"da. Belki bu dizeler, kısa sürede dört albüm çıkaran Sophie Hunger'ın dünyadaki onlarca güzel sesin arasında nasıl sıyrıldığını anlatıyor bize. Sophie Hunger, 2000'li yılların başında bizi dahil ettiği müzik yolculuğunda artık İsviçre'nin itinayla sakladığı bir mücevher olmaktan çıktı, sürekli üreten, dünyanın dört bir köşesinde konserler veren, önemli isimlerin çalışmalarına ortak ettiği bir müzisyene dönüştü.

Benim Sophie Hunger ile tanışmam 2010 tarihli "1983" albümüyle başlayıp, önceki albümleri ziyaret etmek suretiyle ilerlese de, İsviçreli şarkıcının müzik yolculuğu çok daha eskilere uzanmakta. Hunger, Emilie Welti adıyla Fisher adlı bir indie rock grubunun solisti olarak arz-ı endam ediyor. Grubun 2005'te çıkan ilk ve tek albümleri "Fisher"in akabinde kendi yolunu çizmek üzere gruptan ayrılıyor. Evinin oturma odasında gitar, keman, trombon ve piyano eşliğinde kaydettiği "Sketches On Sea" albümü, şarkıcının güzel sesinin ön planda olduğu dingin şarkılardan oluşuyor. Bestelerin yanı sıra, albümdeki piyano melodilerinde de Sophie Hunger'ın imzası var. "Sketches On Sea", el ayak çekilip de, sessizliğin başladığı saatlere yakışan, caz ve indie folk sularında gezinmeyi sevenler için güzel bir albüm olsa da, sona erdiğinde akılda pek bir iz bırakmadan geçip, gidiyor.

Sophie Hunger, "Sketches On Sea" ile yaptığı itinalı başlangıcı her yeni albümde çıtayı yükselterek devam ettiriyor. Akılda kalıcı konser performanslarının yanında, stüdyoda kaydettiği ilk albüm olan "Monday's Ghost" ile İsviçre'de azımsanmayacak bir başarı kazanıyor. İlk albüme nazaran biraz daha netleşen vokal ve çeşitlenen enstrümanların duyulabildiği "Monday's Ghost'da Sophie Hunger'ın şarkı sözlerinin de giderek daha etkileyici hale geldiğini görmek mümkün. Almanca, İngilizce ve Fransızca dillerinde şarkı söyleyen Hunger, sözü önemseyen bir müzisyen, bunu "Monday's Ghost"u dinlerken hissedebiliyor dinleyici. "A Protest Song", albümün bana göre en ilginç şarkısı, müzik son derece sade ve sakin olmasına rağmen sözler adeta kaya gibi sert. Hunger'ın birden fazla enstrümana hakim olması da albüme katkı yapan diğer bir detay. Bir önceki albümde olduğu gibi, bunda da piyano ve gitar çalıyor.

2010 tarihli albüm "1983", başlarken belirttiğim üzere müzisyenin dinlediğim ilk ve diskografisi içinde en beğendiğim albümü. Sophie Hunger, caz ve folkun birlikte yürüdüğü sounddan bu albümde de vazgeçmemiş, ama enstrüman hakimiyeti iyice artmış. Akustik gitar ve piyano yine başrolde, elbette buğulu ses de enstrümanlardan aşağı kalmıyor. Kapak görselinden şarkı sözlerine kadar acıyla karışık bir ironi seziliyor. Albümün kapağında Sophie Hunger'ın elini silah gibi yapıp kendi kafasına dayadığı ve karşısındakine doğrulttuğu siyah beyaz bir görsel var. Şarkı sözleri ilk albümlere nazaran çok daha sert, soğukkanlı ve alaycı. Gitar ve davulun ağırlıkla duyulduğu "Your Personal Religion" şarkısında sözünü hiç esirgememiş; "kişisel inançlarınız, çoşkulu söylevleriniz, güneş kremi spiritüelliğiniz bana hiç bir şey ifade etmiyor" diyor mesela. Albümün diğer kayda değer şarkıları "Citylife Forever" ve "Leave me With Monkeys". Albümü dinleyenleri şahane bir de "yeniden yorumlama" bekliyor, bir Noir Desire klasiği olan "Le Vent Nous Portera" Sophie Hunter'ın sesinde bizi geçmiş günlere ve anılara sürüklüyor.

Şarkıcının son stüdyo kaydı "The Danger of The Light" ise yaklaşık bir sene önce, 2012 yılının Ekim ayında yayınlandı. Sophie Hunger, türler arasında dolaşmaya pek  lüzum görmeden caz soslu indie folk türünde kalmakta şimdilik kararlı gözüküyor. Son albümde de piyano akorlarından ve nefesli çalgı katkılı akustik gitar altyapısından vazgeçilmemiş. Şarkıların kayıtları da çok daha profesyonel ve temiz, haliyle Hunger'ın İskandinav köklerini kutsayan güzel sesini daha iyi duyabiliyoruz. "1983"teki gerçekçilik hali son albümde de kendini hissettirmeye devam ediyor. "The Fallen", metaforlar kullanılarak göçmenliğe atıfta bulunan bir şarkı; "sudaki adamlara bak / ve suya düşen kızlara / biz daha iyi olduğumuz için mi? / yoksa burada doğduğumuz için mi?" diye giden sözleri var. Ancak şarkıların "1983" albümündekiler kadar beni etkilemediğini söylemeliyim, elbette kişisel fikrim. "Rerevolution", "Like Like Like" ve "Can You See Me" gibi birden fazla dinlediğim birkaç parça dışında iz bırakan şarkı olmadı desem yeridir.

Sophie Hunger, çalışmalarına her zaman vakit ayırmayı isteyeceğim türden üretken bir kadın müzisyen. Şu günlerde turnesi nedeniyle zamanının büyük bir kısmı yollarda geçiyor ama o buna çok alışık. Kendi deyimiyle sınırları pek de umursamıyor. Bu durumun Sophie Hunger üzerindeki etkilerini ileride göreceğiz ama bu sürüklenmenin duraklarından birinin çok yakın bir tarihte İstanbul olacağını söylemekte fayda var. Müzisyen, 3 Ekim akşamı 23. Akbank Caz Festivali kapsamında Babylon'da konser verecek. Şimdiden yerinizi ayırtmanızı öneririz.

Dinleme Noktası
















Hiç yorum yok :