32.İstanbul Film Festivali'nden Üç Etkileyici Film

Hiç yorum yok
30 Mart'ta başlayan ve bugün itibariyle 6. gününü geride bırakan 32. İstanbul Film Festivali, şehre en sevdiğimiz havayı, yani sinema ile yatıp kalkma ve sürekli filmler üzerine konuşma havasını getirdi. Festivalin ilk haftasonu iğne atsan yere düşmeyecek kalabalık seanslarla geçerken, haftaiçi de hatrı sayılır bir kalabalık salonları ve fuayeleri dolduruyor.

Festivalin bitmesine  on gün kadar bir süre var. Dile kolay, 200'ü aşkın film katalogdan seçilmeyi bekliyor, kimi zaman çakışmalar üzüyor, akıl gidilenler kadar kaçırılanlarda da kalıyor. İlk hafta sona ermeden festivalin bize göre en etkileyici filmlerinden bir seçki yaptık.


Fransa Günlüğü - Journal De France - Raymond Depardon & Claudine Nougaret 

Katılır mısınız, bilmiyoruz ama son zamanlarda film festivallerinin en dikkat çekici yapıtları, belgesel türünden gelmekte. Belgesel sinemacıların, ürettikleri görüntüleri bir araya getirerek alt metni olan bütünlüklü bir sinema yapıtı ortaya koyma reflekslerinin bu farkı yaratan en büyük etmen olduğunu söylemek mümkün. Belgesel fotoğrafçı ve sinemacı Raymond Depardon'un Claudine Nougaret ile birlikte yönettiği ve İstanbul Film Festivali'nin "Ustalar" bölümünde gösterilen "Fransa Günlüğü/Journal De France" filminde de bu refleksi büyük ölçüde görüyoruz. Depardon'un 2004 yılından itibaren 6 yıl boyunca Fransa'yı boydan boya katederek biriktirdiği fotoğraf kareleri, yine yönetmenin 60'lı yıllardan bu yana dünyanın farklı köşelerinde çektiği  belgesellerden bölümlerle bir araya getirilerek ortaya sanat ve politik belgesel sinemayı kaynaştıran bir günce çıkarılmış. 

Filmde kullanılan görüntüler arasında Depardon'un 1974 yılında takip ettiği ve montajında klasik müzik kullanmayı reddettiği için yasaklanmaya çalışılan Valerie Giscard d’Estaing'in seçim kampanyası, Venezuela and Biafra'daki iç savaş, Nelson Mandela'nın bir dakikalık sessiz saygı duruşu gibi dünya tarihinin önemli olaylarının yanında, akıl hastanelerinde yaşayan insanlar ve Fransız Ceza Mahkemeleri'nde görülen davalar yer alıyor. 


Filmi izleyebileceğiniz seanslar: Film Festivali'nde başka gösterimi yok.

 


Sislerin İçinde - V Tumane -  Sergei Loznitsa  

Festivalin Edebiyat'tan Sinema'ya bölümünde yer alan "Sislerin İçinde/V Tumane", Belaruslu yazar Vasil Bykov'un aynı adlı romanından Sergei Loznitsa tarafından sinemaya uyarlanmış. Eski bir belgesel sinemacı olan Loznitsa, çarpışma içeren tek bir savaş sahnesi olmamasına karşın, yıkımı çıplak  gerçeklikle göz önüne sermeyi başarıyor. 1942 yılında Sovyetlerin batı sınırındayız. Muhbirlik yapmakla suçlanan demiryolu işçisi Susheya, gecenin bir yarısı iki yoldaşı tarafından evinden alınıyor. İnfaz edilmek üzere götürüldüğünü anladığımız Sushenya ile Sovyet askerleri Burov ve Voitik gecenin karanlığında ormana doğru ilerliyor. Alman askerleri tarafından beklenmedik bir anda açılan ateş sonucu Burov ağır yaralanıyor. Hayatta kalmak için ormanın derinliklerinde saklanmak zorunda kalan Sushenya, Burov ve Voitik'in hayatta kalma mücadelesi, olağanüstü hallerde insanın ahlaki normlarında ortaya çıkan çelişkinin sorgulanmasına evrilirken, savaş buhranını buram buram izleyiciye hissettiriyor.

Loznitsa’nın görüntü yönetmeni Oleg Mutu ile birlikte tasarladığı soğuk ve doğal renkler, ormanda süren ölüm kalım savaşının kasvetini pekiştiriyor. Sushenya'nın yaşadığı bunalım ve
Burov'un hayatta kalma mücadelesi yakın plan çekimlerle seyirciye aksettirilirken, ortam sesi dışında hiç bir sesin/müziğin kullanılmaması etkiyi arttırıyor. Hikayenin örgüsü içinde anlık ortaya çıkan geri dönüşler, seyircinin Sushenya'nın gerçekten yoldaşlarına ihanet eden bir muhbir olup olmadığının izini sürmesini sağlıyor.

Dünyadaki en iyi savaş dönemi filmlerinin Rus ekolünden çıktığı malum.
Loznitsa’nın "Sislerin İçinde/V Tumane" filmi de türünün etkileyici örneklerinden biri.
 
Filmi izleyebileceğiniz seanslar: 07.04.2013 - 11:00 - Atlas

 

Kuleli Ev  - House With A Turret - Eva Neymann 


Eva Neymann'ın yönettiği Ukrayna yapımı
"Kuleli Ev/House With A Turret" festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde yer alan filmlerden biri. Ukraynalı Yahudi yazar Friedrich Gorenstein´ın öyküsünden uyarlanan filmde, İkinci Dünya Savaşı sırasında annesini kaybeden küçük oğlan çocuğu rolünde Odessa'da bir yetimhanede keşfedilen Dmitriy Kobetskoy'un etkileyici oyunculuğu ile dikkat çekiyor. Siyah-beyaz çekilen filmde, annesinin ölümünden sonra bir başına kalan öksüz bir çocuğun gözünden savaşın toplumda yarattığı travmayı görüyoruz. Evine dönmeye çalışan çocuğun tren yolculuğu esnasında karşılaştığı manzaralar insanlık bakımından pek de iç açıcı değil: Savaşın bencilleştirip, kayıtsızlaştırdığı insanlar, hayatta kalmak için insani duygularını askıya almıştır. İyi ve kötü kavramları birbirine karışır, çocuk boyunu aşan acıyla baş etmeye çabalar.

Öyküsünü büyük ölçüde küçük bir çocuğun savaş buhranında var oluşu üzerine kurması bakımından Tarkovsky'nin 1962 yapımı "İvan'ın Çocukluğu/Ivanovo Detstvo" filmini anımsatan "Kuleli Ev/House With A Turret"
festivalin mutlaka görülmesi gerekenleri arasında.

Filmi izleyebileceğiniz seanslar: 11.04.2013 - 16:00 - Atlas / 12.04.2013 - 19:00 - Feriye / 14.04.2013 - 19:00 - Rexx



Hiç yorum yok :