Yine caz, yine Leeds: IKESTRA

Hiç yorum yok


Gri gökyüzünden düşen yağmur damlalarının bana İngiliz havasını hatırlattığı şu günlerde, yeni bir İngiliz caz grubuyla karşılaşmak tesadüf müdür, yoksa kader midir bilemiyorum ama Roller Trio’dan sonra Leeds’ten çıkan bir başka deneysel grup IKESTRA ile tanışmak keyifli oldu. Aslında ismini daha önce duyduğum fakat şarkılarını bir türlü dinlemeye fırsat bulamadığım bir gruptu. Demek ki bu havayı bekliyormuş.

IKESTRA, perküsyonda Sam Bell, davulda Sam Gardner, basta Henry Guy, gitarlarda Joe Harris ve Craig Scott, keyboard-synthesizerlarda Tom Henry ile vokalde Anna Stott’tan oluşan oldukça kalabalık bir kadroya sahip. İsimlerini “I” ile sembolize edilen “birlik”ten ve sizin de anladığınız üzere Sun Ra’nın efsanevi Arkestra’sından almışlar. IKESTRA, 2010’da Joe Harris tarafından kurulmuş. Bugüne değin bir çok müzisyen gelmiş geçmiş gruptan ve nihayet bugünkü kadrosunu 2011’in başında tamamlamış. Gruptaki tüm müzisyenler Leeds müzik sahnesinin aktif elemanlarından. Hepsinin ortak noktası doğaçlama caz müziği ve söylediklerine göre janrasız (genre-smashing) bir müzik yapmak, ‘ortaya karışık’ gibi diyebiliriz pekala ama kötü anlamda değil, ordan burdan alıp karıştırmamışlar. Kendilerine özgü bir denge tutturmuşlar. 

25 Mart’ta Destroy All Records’tan çıkaracakları ilk albümleri bitmek üzere ve bu albümün ilk single’ı “Sprinter”’ı yayınladılar bile. Soul ve funk’ı birleştirip chill-out tadındaki ritmlerle hoş bir sound yakalamışlar. Ben bu parçanın geniş yelpazesini sevdim. Tekrar eden funk riffler ile akılda yer eden bir intro sizi alıyor, Anna’yla birlikte melodiyi mırıldanmaya götürüyor ve sonuna doğru birden yavaşlayıp biraz afrobeat katkılı soul müziğin içine atıveriyor. Çeşitli türleri kendine özgü bir biçimde kaynaştıran davul ve perküsyon özellikle başarılı. Bu şarkıya bakılacak olursa besteler dönen merdivenler şeklinde; tırmandıkça başka başka katlar görmek mümkün. Soundun yanısıra, bana kalırsa Anna Stott’un sesi de şarkıya çok uygun düşmüş. Parçayı tamamlayan bir ses rengine sahip. Bir kaç videodan gördüğüm ve okuduğum kadarıyla canlı performanslarında da bu soundtan ödün vermiyorlar ve dinleyicinin enerji seviyesini de yukarıda tutmayı biliyorlar. Tüm bunlara dayanarak, albümü merakla beklediğimi söyleyebilirim ben de.

Hiç yorum yok :