Merakı Boyunu Aşanlara Okuma Önerisi: Gündelik Hayatımızın Tarihi

Hiç yorum yok

Küçük bir çocukken, tüm aşırı meraklı yaşıtlarım gibi, soyut ve somut varlıkların neden onlara seslendiğimiz adlarıyla anıldığını pek merak ediyordum. Kırmızıya neden kırmızı diyorduk? Telefona neden televizyon demiyorduk da, telefon diyorduk? Masa neden 5 ayaklı değil de, 4 ayaklıydı? Ağaç neden ağaçtı? Bize neden insan deniyordu da, tavşan denmiyordu? Annemle babam sorularıma anlaşılır yanıt vermek için tanımları yaşıma indirgemeye çabalıyorlar, ancak yetemiyorlardı. Topkapı-Eminönü hattındaki otobüslerde yolculuk edenlere dadanmıştım. Ön kapıdan babamla bindiğim otobüsten arka kapıdan kimbilir kimin kucağında iniyordum. Her meraklı çocuğun soracağı sıradan sorularımla 1985-1990 yılları arasında o hatta yolculuk edenlerden bir bölümü arasına epey ünlüydüm. Gazete ve dergilerden marka isimlerini ezberlemiş, otobüste papağan gibi tekrar ediyor, "o, bu, şu ne?" sorularımla zeki çocuk imajımı parlatıyordum.

Otobüs demişken, nasıl girmiş otobüs hayatımıza? İstanbul'da ilk kamu taşımacılığı atlı tramvaylarla yapılıyormuş. 1914'te bu atlı tramvaylar yerini elektrikli tramvaya bırakmış. 1929'da Belediye işletmeyi devralmış. 1928'de Boğaziçi Otobüsleri Şirketi kurularak Taksim-Sarıyer-Yenimahalle hattında çalışmaya başlamış. 1942'de İETT kurulmuş. 1961'de troleybüs hizmete girmiş. 1970'lerde Macaristan'dan getirilen otobüsler Tercüman gazetesince "komünist otobüs" olarak nitelendirilmiş. O günden bugüne otobüslerin markaları, renkleri, biletleri değişmiş, yukarıda anlattığıma benzer etkileşimler giderek azalmış, otobüsün bir toplumsal olgu  olma özelliği giderek seyrelmiş.

Peki telefonla ilk teşrik-i mesaimiz nasıl olmuş? Telefon ile ilk görüşmeyi yapan kişinin Graham Bell olduğu malumunuz. 1978'de Bell telefonu kraliçeye tanıtmış, aynı yıl Londra'da The Bell Company Ltd.'yi kurmuş ve ilk santral de bu şehirde açılmış. Telefon 1881'de İstanbul'a gelmiş, ancak Meşrutiyet ilan edilene kadar santral kurulamamış. Ananemin evinden hatırladığım bej renkli çevirmeli telefon ahizesinin tarihi ise 1968'e dayanıyormuş. PTT-Northern Electric ortaklığıyla kurulan firma kırmızı, bej, fildişi ve yeşil renklerdeki ilk yerli ahizeyi 157 liradan piyasaya vermiş.

Küçük bir kızken papağan gibi ezberleyip, okuyor numarası yaptığım reklamlar ise 1868'de moda, ilaç ve mutfak aletleri ilanlarının gazetelerde çıkmasının ardından başlamış. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yabancı şirketlerin ürünlerinin pazarlanması çabalarıyla gelişmiş. 27 Mayıs öncesinde de Basın İlan Kurumu kurulmuş.

Yukarıda yer alan alıntıları, 1980 yılında Dost Kitapevi Yayınları tarafından basılan, şimdilerde Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından gözden geçirilerek yeniden yayımlanan "Gündelik Hayatımızın Tarihi" adlı kitabından yaptım. Kudret Emiroğlu, akıcı bir üslupla kaleme aldığı kitabında insanlık tarihi boyunca kullanılan ürün, eşya ve âdetleri etimolojik kökenlerini de inceleyerek anlatıyor. Kitapta büyülerden mutfak eşyalarına, banyo alışkanlıklarından öpüşmeye kadar uzanan geniş bir ölçekte sınıflandırılmış bölümler, medeniyet tarihinin ayrıntılarını bir araya getiriyor. 

"Gündelik Hayatımızın Tarihi", merakı boyunu aşan, kullandığı eşyanın ya da gündelik alışkanlıklarının köklerini araştırmadan yapamayanlar için özenli ve hoş bir kitap, almanızı öneririm. Bu kitabın eşlikçisi olarak, insanlığın iyiliklerle, tuhaflıklarla, kötülüklerle ve güzelliklerle dolu tarih yolculuğunu biraz olsun anlamak için Eduardo Galleano'nun "Ve Günler Yürümeye Başladı" kitabı düşünülebilir.




 

Hiç yorum yok :