Haftanın Müzik Ajandası

Hiç yorum yok

Aralık ayının en yoğun konser haftasına giriş yapmış bulunuyoruz. O sebeple ben de "kendime not" tadında bir yazı yazayım istedim. Buyrun haftaya bir göz gezdirelim.

Haftanın açılışını Mark Lanegan Band ile yapıyoruz. Gitarist Alain Johannes ve davulcu Jack Irons’tan oluşan grubuyla yaptığı ikinci (yedinci solo) albümü “Blues Funeral” blues ve rock ile örülmüş, az da olsa disko ve elektronik müzik ile de süslenmiş parçalar içeriyor. Mark Lanegan’ın o dumanlı sesi ve haykırışları ileIf tears were liquor, I’d have drunk myself sick.” gibi şarkı sözleri içinde derin hüzünlere dalıp gideceğiz herhalde. Mark Lanegan Band 11 Aralık Salı günü Salon’da.



    
Portishead’den tanıdığımız Geoff Barlow, bu yıl çalışmalarına hız verip, adeta müziğin içine gömülmüş. Portishead’in üçüncü albümü, hip hop projesi Quakers ve synthesizerların hüküm sürdüğü Drokk’un yanısıra krautrock’a göz kırptığı Beak>’in ikinci albümünü de piyasaya sürmüş olması 2012’nin kendisine yaramış olduğunu gösteriyor. Geoff Barlow’un Matt Williams ve Billy Fuller’ı yanına alarak kurduğu Beak>, “>>” albümünde synthesizerlar, doom metal esintileri ve dronelar ile insanı saykedelik bir atmosphere taşımayı iyi beceriyor. Kendileri 12 Aralık Çarşamba günü Babylon’da.

12 Aralık’ta sahne alacak bir başka grup da bu yıl ikinci albümleri “Night Rider”ı çıkarmış olan İstanbul Sessions. Saksofonunun inişli çıkışlı doğaçlamaları hiç bitmesin dediğim İlhan Erşahin, groovy bas rifflerinin yaramaz prensi Alp Ersönmez, benim hep ritm ninjam olarak kalacak olan Turgut Alp Bekoğlu ve grubun 9/8lik vuruşlarıyla beni oynatabildiği sempatik perküsyoncusu İzzet Kızıl’dan oluşan İstanbul Sessions, hareketli parçalarıyla başınızı döndürebilir, dikkat! Onlar da Çarşamba günü Garaj İstanbul’da.

Oryantal baharatlı, caz kokulu, sizleri oradan oraya savuracak bol doğaçlama rüzgarlı bir konser arıyorsanız, Anouar Brahem feat Barbaros Erköse tam size göre. Tunuslu udi Anouar Brahem, daha önce de klarnet ustası Barbaros Erköse ile bir çok kez bir araya gelmişti. 13-14 Aralık’ta Salon’da izleyebilirsiniz. 
 

Bir diğer caz grubu da Hollanda’dan. Saksofoncu Jasper Blom liderliğinde kurulan Jasper Blom Quartet, gitarda Monk ödüllü Jesse van Ruller, basta Frans van der Hoeven ile davulda Martjin Vink’ten oluşuyor. Caz ve elektronik müziği birbirine düğümleyen, yakaladıkları sound ile kendilerine özgü bir yol çizen bu grubun adını, ileride daha sık duymaya başlayacağız. Ben 19 Aralık’ta piyasaya sürülecek olan üçüncü albümleri “Gravity”den çıkan bu parçaya bayıldım, peşlerinden giderim. Jasper Blom Quartet 13 Aralık’ta Borusan Müzik Evi’nde. 
  
Cazı takiben bir de Avea Sıra Dışı Müzik konserleri kapsamında İstanbul’u ziyaret edecek olan bir başka müzisyen de çoğumuzun “The Piano” (1993) filminin müziklerinden tanıdığı müzikbilimci, piyanist ve besteci Michael Nyman. Genelde minimalist, neo-klasik olarak tanımlayabileceğimiz parçalar besteliyor olmasına rağmen farklı türlere de kapısını kapatmıyor. Kendisi bu konserin öncesinde Boğaziçi Üniversitesi’nde herkese açık olan bir söyleşiye katılacak, unutmadan hatırlatalım. 14 Aralık Cuma günü İstanbul Kongre Merkezi’ndeki Harbiye Oditoryum’unda Michael Nyman Band’i kendinizden geçerek izleyebilirsiniz.
 

22 Aralık Cumartesi günü Danimarkalı indie pop-rock grubu “The Raveonettes” Salon’da bizi bekliyor olacak. 6. albümleri “Observator” ile birlikteliklerinin 10. yılını kutluyorlar.  Grupla ilgili enteresan olan şey ise çıkış noktaları. İlk iki albümde sadece si minörle etrafında dönen üç akorla bestelenen şarkılar var ve her bir şarkı üç dakikadan az sürüyor. Bu da gayet sinematik, deneysel ve puslu albümlerin sebebi. 2005’te çıkardıkları albüm “Pretty In Black”ta bu metodu bir kenara bıraksalar da “Lust Lust Lust (2008)” ile tekrar minimal soundlarına geri dönüş yapıyorlar. Son albümlerinde piyano öne çıkmış gibi görünse de, distortion, 3 notalı gitar soloları varolmaya devam etmekte. Karanlık bir atmosferde eğlenmek isteyenlere birebir. 

Pazar günü ise Tamirane'de bizi iki konser bekliyor. Cinematic Orchestra'dan tanıdığımız Stuart McCallum üçüncü albümü "Distilled" ile karşımızda. Caz ile elektronik müziği yanyana tutmayı seven McCallum, bol synthesizerlı orkestra efektleri, dj programlarıyla tatlandırdığı şarkılarla alternatif bir yol tutturmuş gidiyor. Bu yıl saat politikası konusunda başarılı bir politika izleyen Tamirane'de  yağmurlu bir Pazar gününe yakışır bu albümden zarif melodiler dinlemek istiyorsanız orada olun. Konserin ön grubu ise ülkemizin trip hop'u tercih etmiş nadir gruplarından 123. Gayet güzel bir kombinasyon diyorum.



Seçim yapmak oldukça zor. Ben beceremedim pek, belki siz başarılı olursunuz. Olmazsa benim gibi hepsinde kendinizi bulabilirsiniz. Sonrasında da uzun bir tatile ihtiyacımız olacak tabii. İyi seyirler şimdiden.

Rahsan K. (aka waxpoeticg)

Hiç yorum yok :