Wax Poetic: Şiirsel Müzik

Hiç yorum yok

İlhan Erşahin, Sissy Clemens, Gabriel Gordon
Sözlüklere bakılacak olursa Wax Poetic, ‘güzel söz söylemek, şiir gibi konuşmak’ anlamına geliyor. Urban Dictionary’e göre ‘Wax’ kelimesi aynı zamanda vinil için de kullanıldığından ‘kayda alınmış, müzikal ve şiirsel’ demek. Bunun haricinde Wax Poetic, adı aynı kalan ama üyelerinin çoğunun her albümle değiştiği, İlhan Erşahin’in bir çok projesinden biri.

Wax Poetic’in temelleri 1997’de New York’ta “Save the Robots” kulübünde atılıyor. Drum’n’bass’i dans müziği öğeleriyle karıştırarak doğaçlama takılan, içlerinde N’Dea Davenport, Saul Williams ve Norah Jones’un da yer aldığı bir grup müzisyenden oluşuyor o dönemde. 1998’de ‘Three’ isimli ilk albüm Doublemoon’dan çıksa da 2000’de Erşahin ve arkadaşları Atlantic Records ile bir anlaşma imzalayarak ‘Three’yi ‘Wax Poetic’ adıyla tekrar çıkarıyorlar. Benim için en önemli Wax Poetic albümü çünkü çok kendine özgü bir soundu var bu albümün. Trip-hop, urban electronica, acid jazz ve drum’n’bass karışımı diyebilirim. Norah Jones’un seslendirdiği ‘Angels’, Jones’un sesi ve şarkının düzenlemesi ile etkileyici bir şarkı. ‘Technologie’ teknolojiyi ve popüler kültürü eleştirirken, ‘Purple Elephants’ gökyüzüne bakıp hayaller kurmanıza sebep oluyor.  Ambülans seslerinden Kızılderili nağmelerine, Zeki Müren’den kanuna kadar geniş bir ses yelpazesini görmek mümkün. Albümde tam anlamıyla büyük şehir karmaşasını hissediyor insan. Bana kalırsa tam bir kozmopolitan megakent albümü ve ‘urban’ kelimesinin hakkını veriyor.

Bu albümden sonra bir seri ile geri dönüyorlar. Wax Poetic, Copenhagen (2006), Brasil (2007) ve İstanbul (2007) adında, bu şehirlerdeki müzisyenlerle birlikte üç albüm kaydediyor. Her albümün farklı bir soundu var ve world music klişesine takılmadan çeşitli türleri harmanlamayı başarabilmiş bir üçleme. ‘Copenhagen’ indie, avangard, rock ve alternatif müziği sevenlere hitap ederken, ‘Brasil’ albümü latin, jazz ve pop’u dans ritmleri ve melodik parçalarla birleştirip arada Afrika’yı da ziyaret ediyor. ‘İstanbul’ ise dub, ambient, trans, dans, pop etrafında daireler çizerek, bir pazaryeri karmaşasını dans kulübüne çevirebiliyor.


Wax Poetic - On A Ride
Son albümleri ‘On A Ride’ (2012)’da Wax Poetic, bu defa da vokalist Sissy Clemens ve gitarist Gabriel Gordon’ı ağırlıyor. İlhan, Sissy Clemens için “Beni en az Norah Jones kadar etkileyen bir vokal” diyor. Videolardan izlediğim kadarıyla pek de haksız değil. Gordon’ın gitarıyla yarattığı akıcılığa, İlhan’ın Fender Rhodes’undan çıkan saykodelik sesler eşlik ederken billur sesli bir vokal de şarkıları yumuşak bir şekilde sarıyor. Clemens, jazz vokal okumuş ve bu albüme şarkı sözü yazarı olarak da katkıda bulunuyor. Gordon ise yaklaşık 30 albüm kaydetmiş, bir çok projede yer almış çok yönlü bir gitarist, besteci ve vokalist. Albümde söylediği 3 şarkıyla kadın vokalleri dengeliyor. Bu arada Norah Jones, bu albümde “Fall Away” ile tekrar karşımıza çıkıyor. Bir diğer tanıdık isim de Jovanotti. Kendisi artık New York’ta yaşadığından böyle projelerde çokça karşımıza çıkacak gibi. Bir diğer vokal de, elektronika, trip-hop grubu Daughter Darling’ten hatırlayacağınız Natalie Walker. Bu defa Wax Poetic’i ambient, dub gibi türlerden çok alternatif pop diyebileceğimiz sularda gezinirken görüyoruz. Özellikle “No Escape” ve “Tonight”’ta bunu hissetmek mümkün. Yine Nublu soundu var ama daha Amerikan bir albüm olmuş bu.

Daha önce Nublu İstanbul’da konser verdiler ama benim gibi kaçıranlardansanız, bir kez daha yakalama şansınız var. 29-30 Kasım’da Babylon’da sahne alacaklar. Gideceğim tabii, nickname’im olduğunu hatırlatırım. 

 Rahsan K. aka waxpoeticg

Hiç yorum yok :