Kentsel Dönüşüm Odaklı İstanbul Tasarım Bienali

2 yorum
...

Şu aralar İstanbul'da doğrudan ya da dolaylı olarak konuştuğumuz bir konu var: Kentsel Dönüşüm. Sulukule ve Tarlabaşı üzerine dönen tartışmaların dumanı henüz tütüyorken,  Taksim'deki "Yayalaştırma Projesi" bir anda gündemin ilk sırasına oturdu. Taksim Meydanı'nın Tarlabaşı'ndan Harbiye'ye kadar barikatlarla yayaya kapatılmış olması, Gezi Parkı'ndaki asırlık ağaçların kesilerek dışı Topçu Kışlası görünümlü, içi buz pateni pistli bir AVM'nin inşaa edilecek olması derken, Demirören'in caddenin ortasında heyula gibi yükseliveren AVM'sine yönelik itirazları neredeyse unuttuk bile. Hızla akıp giden gündem yüzünden hafızamız olayları ardı ardına derinliklere atmaya devam ededursun, şehrin geçirdiği bu değişimle ilgili sorulması gereken iki ortak soru var:

1. Bu projeler oluşturulurken şehir planlamacılardan, mimarlardan ve vatandaşlardan fikir alındı mı?


2. Apar topar başlatılan bu inşaatlar hukuka ne kadar uygun?



Şimdilerde, şehrin en büyük buluşma yeri olan Taksim Meydanı'na vurulan kazmayı aklımızda bu sorularla izlerken, inşaat şirketlerinin kentsel dönüşüm güzellemelerini de evimizdeki televizyonlardan seyrediyoruz. Medyadik kişiliğiyle ve magazinsel değeriyle Türkiye televizyonlarının pek bir bayıldığı Ali Ağaoğlu'nun beyaz atlı prens edasında İstanbul'un yegane yeşil alanlarından birinin ortasına konduracağı 14 blokluk inşaat projesini pazarladığı reklamın yankıları henüz dinmedi. Bir başka inşaat şirketiyse, eski dairesini verene gıcır gıcır rezidans vermeyi taahüt ederek, kentsel dönüşüme kendince yapmayı düşündüğü katkı için Karadeniz fıkralarını aratmayan reklam tanıtımları yapıyor.


Bütün bu tartışmaların harareti henüz dinmemişken, İstanbul Tasarım Bienali iki ana sergi alanından birini "Kentsel Dönüşüm" konusuna ayırıyor ve son yıllarda bu kavramın hayatımızı nasıl dönüştürdüğüne eleştirel bir bakış getiriyor. İstanbul Modern'de kurulan ve "Musibet" adını taşıyan sergi alanındaki yerleştirmeler, kentsel dönüşüm etmenlerinin kavramsal yorumları niteliğinde. Serginin küratörü Emre Arolat, Tasarım Bienali kataloğu için kaleme aldığı yazıda "Musibet sergisi, her ne kadar omurgasına İstanbul'u alsa da, farklı coğrafyalarda süregiden büyük dönüşümlerin farklı yüzlerini göz önüne sermeyi ve bu bağlamda ortaya koyan tasarım etkinliklerinin kerameti kendinden menkul meşrutiyet düzlemlerinin sorgulanabileceği küçük bir aralık açmayı amaçlıyor." diyerek serginin üzerinde odaklandığı temayı özetliyor.




"Musibet" sergisinin en başarılı olduğu nokta; sokakta yeterince maruz bırakıldığımız kentsel dönüşüm etmenlerini, ışıklandırması, yerleştirmesi ve renkleriyle karmaşıklaştırılmış bir sergi alanında etkileyici bir biçimde yeniden ele alıp zihinsel ve ruhsal sıkıntı halini sürdürmeyi başarması. Amaç da zaten bu. Sergiyi gezerken hasıl olan iç daralması, şehrin dönüştürülmesi üzerine biraz olsun düşünülsün isteniyor.

Sergide yer alan ve "görmeden geçmeyin" dediğimiz beş etkileyici proje, bu sorgulama durumunun en fazla biçimde hissedildiği alanlar olması açısından akılda kalıyor ve yeniden görme isteği yaratıyor.

1. İstanbul-O-Matik: Bienal'in en keyifli, ancak bir o kadar da katılımcıyı düşünmeye sevkeden projelerinden biri. Cem Kozar ve Işıl Ünal'ın tasarladığı "kent yapma oyunu"nda kenti dönüştüren aktörleri bir arada ve birbirleriyle ilişki halindeyken görüyoruz. Serginin katılımcısı olarak, kendimizi o aktörlerin yerine koyarak, güç ve yetkimizin şehirde hangi değişime neden olduğunu anlıyor ve üç boyutlu olarak yaşıyoruz.

2. İnşaat Ya Resulallah: Aydan Çelik'in Birikim Dergisi'nin Ekim 2011 sayılı kapağı için yaptığı illüstrasyon, İstanbul Tasarım Bienali'nde üç boyutlu bir biçimde yeniden karşımıza çıkıyor. Kentsel dönüşümde inşaat şirketlerinin üstlendiği rolü de düşünürsek, bu çalışmanın serginin en dikkat çeken yerlerden biri olmasına şaşırmamak gerekir.

3. İslam, Cumhuriyet, Neoliberalizm: Burak Arıkan'ın projesi, İstanbul’a yayılmış olan camilerin, cumhuriyet anıtlarının/müzelerinin ve alışveriş merkezlerinin etki alanlarına göre birbirlerine bağlandığı üç ağ haritasından oluşuyor. Bu haritalar Türkiye’de hakim olan üç ana ideolojinin  –İslam, Cumhuriyet, Neoliberalizm– temsili olan mimari yapıların ilişkilendirilmesiyle oluşan ağ örüntülerinin karşılaştırmalı bir gösterimini sunuyor.

4. 40 Nasihat Made In Istanbul: Süpermarket üstü düğün salonu, Zeyrek'teki eklektik ahşap ev, otobana karşı piknik yapanlar vs. Özlem Berber, Sait Ali Köknar, Funda Uz, Ali Paşaoğlu, Yuvacan Atmaca ve Özlem Ünsal'ın gündelik hayatımızda her an karşımıza çıkan anları fotoğraflayarak oluşturdukları fotoğraf yerleştirmesi, İstanbul'un "halleri"ne ironik bir bakış niteliğinde.

5. Komşularımız Nereden Gelmiş?: Murat Güvenç'in "Komşularımız Nereden Gelmiş?", komşuluk ilişkilerinin şehrin toplumsal coğrafyasını nasıl şekillendirdiğine dair bir analiz ortaya koyuyor.


Konuya kentsel dönüşüm üzerinden girdiğimiz için "Musibet" sergisine odaklanmış olduk, ancak Galata Rum İlköğretim Okulu'nda devam eden "Adhokrasi" sergisini es geçmemenizi öneriyoruz. Bu sergi alanındaki tema bütünüyle farklı. Şehir ve mimariden üreten insanın dünyasına hızlı bir geçiş söz konusu. Sergiyi gezdikçe, insan aklının tasarlayabilme ve alet üretebilme gücününün sınırsızlığına yeniden tanık olmak mümkün.

Türkiye'deki ilk Tasarım Bienali, birtakım operasyonel eksikliklerine karşın,  ele aldığı kavramlar ve ele alış biçimleri açısından bundan sonra yapılacaklar adına umut veriyor. Daha ilk baştan "kentsel dönüşüm" gibi onu yaratan aktörlerin bile ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamadığı bir temayı tartışmaya açıyor oluşu bile bu umudu taşımak için yeterli bir sebep.

İstanbul Tasarım Bienali

Tarih: 13 Ekim-12 Aralık
Yer: Galata Rum İlköğretim Okulu ve İstanbul Modern
Website

2 yorum :

Kemal Akalın dedi ki...

kentsel dönüşüm heryerde... yazınızın altındaki """ Toki güvencesiyle yapılan uygun fiyatlı tüm konut projelerin adresi
www.emlakproje.com/toki-konut-proje

Google Reklamları""" reklam da yazınızla güzel bir çelişki oluşturmuş.tokinin ve bu projelerin yaşamımızda nerelere kadar girdiğini gösteriyor.

Ezgi dedi ki...

Cok haklisiniz. :) Celiski hos mu bilemem ama sitey yasatmak adima kullandigimiz reklam sisteminde 'insaat' kategorisini engelleyerek en azindan sanalda celismekten imtina edelim. Gercek hayatta ise bunu nasil yapariz, bilmem.