Ne Güzel Komşumuzsun Sen Nils Frahm!

Hiç yorum yok


Almanya doğumlu piyanist ve besteci Nils Frahm, eleştirmenlerce modern klasik müziğin önemli temsilcilerinden biri olarak gösteriliyor. Ben klasik müzikte yeni gelişen bu türe kendimce nu-jazz veya nu-metal tanımlamaları gibi nu-klasik diyorum. Nils Frahm piyanosunda minimal, melodik ve minor bir atmosfer yaratmayı seven bir müzisyen. Besteleri ve piyano stili kimseyle karşılaştırılamayacak kadar kendine özgü. 

Geçen yıl çıkarttığı solo albümü Felt'te, komşularını rahatsız etmekten çekinip piyanoyu çok hafif dokunuşlarla, neredeyse sesi tümüyle kısık bir şekilde çalan Frahm’ı, fahri kapı karşı komşum ilan ettim. Bu albümü tümüyle evde kaydedip, oturma odasının kapısını açmasına hiç hayır demedim, ziyaretimin süresini aşacağımı bildiğim halde. Albüm boyunca piyanonun tuşlarına öyle hafif dokunuyor ki, sanki o tuşlar fildişinden değil de pamuktan yapılmış. Zarifliği ve kırılganlığı karşısında susup kalıyorum, kelimeler çoktan nota olmuş, havada asılı kalıyor. Şarkılar sanki evde ara ara kaydedilmiş ve öylece albüme konmuş gibi. Klik sesleri, album boyunca duyulan bir tıslama, arada uzaklardan gelen sesler…Bir zamanlar Miles Davis’in söylemiş olduğu “Her notanın bir yeri vardır” ifadesi, Nils Frahm’da “her sesin bir yeri vardır”a dönüşmüş. Unter bu albümde en sevdiğim şarkı çünkü karanlık, uzun soluklu eslere sahip, tatlı hüznüyle çok çekici ve tekrar tekrar dinlediğimde beni her defasında farklı yerlere götürme potansiyeline sahip.

 

Konser turnesinin ardından bir piyanistin başına gelebilecek en kötü şey onun başına geldi; başparmağı kırıldı. Fakat o, her şeye ara verip, endişeleriyle başbaşa kalmak yerine değişik bir yolu tercih etti. Bunu farklı bir deneyim olarak agılayıp, dokuz parmakla neler yapabileceğini görmek istedi ve ortaya otuzuncu yaşgünü için bedava yayınladığı Screws çıktı. Bu albüme “You” diyerek başlamış Frahm ve nota isimleriyle devam etmiş; “Do, Re, Mi, Fa, Sol, La, Si”. En sonunda da “Me” diyerek çok farklı bir şarkı sıralamasıyla beni şaşırttı doğrusu. Frahm’ın o piyano soundu, sadeliği, içtenliği ve saflığı ile kalbimde zaten varolan tahtını yeniledi. Bana kalırsa sonbaharda deniz kenarında yürürken dinlemek lazım bu albümü ya da serin bir günde ara sokaklarda düşüncelerle birlikte kaybolurken. Bırakın o notalar sizi savursun.
 

Screws'ten sonra dinlenmeyip Avrupa ve Amerika’da turneye çıkan Frahm, kırık parmağına rağmen tutkulu bir şekilde piyanosunu çalmaya devam etmiş okuduğum kadarıyla. Önümüzdeki günlerde (19 Ekim) en yakın arkadaşı, kendisi gibi yetenekli piyanist ve müzisyen Olafur Arnalds ile Salon İKSV'de bir konser verecekler. Bu iki müzisyenin kendilerine özgü, huzurlu ve modern dünyalarında duygusal, içten ve tutkulu notalarla kuzey rüzgarlarına kapılıp kaybolmaya hazır olun derim. 
 
Rahsan K. (aka waxpoeticg)

Hiç yorum yok :