İstanbul'dan Cunda'ya - Bölüm II

2 yorum

İnsan Ayvalık ve Cunda'da yalnızca zeytinyağına taze ekmeği banarak yaşayabilir ve bundan bıkmaz. Ama Ege ve Girit mutfaklarının tam orta yerinde duran bir yerde tek lezzetle yetinmeye ne gerek var? Üstelik burada geçirecek beş tam gününüz varken ve peynirinden otuna onlarca yiyecek tadılmayı beklerken... İşbu yazı, zeytin ve zeytinyağına ekmek banmakla yetinmediğimizin belgesi, Ayvalık-Cunda gezilerinizdeki yeme-içme hallerinize rehber olması umuduyla, canınız çektirdiysek binbir özürle...
 

Bay Nihat: İlk bölümde, adadaki ilk akşam yemeğimizi Bay Nihat'ta yediğimizi söylemiştim. Burası şüphesiz Cunda'daki ilk ve tek özenli meyhane değil, ancak kullandıkları malzemelerin tazeliği, yerel otlara verdikleri önem ve bazı özel yemekleriyle listenin en başında. Körpecik otlar, yalnızca sızma zeytinyağı ve sarımsakla harmanlanıyor, ziyadesiyle sade ama bir o kadar lezzetli. Masamızın baş konukları turpotu, istifino, çibez, körpecik kabak çiçeği dolması, Girit ezmesi. Deniz mahsüllerini orjinal reçetelerine büyük ölçüde sadık kalarak pişiriyorlar. Soğuk ve sıcak olarak onlarca çeşidi var, ama Portakallı Kidonya Salatası ve tereyağında pişirilmiş Acquades'i yiyenler özellikle öneriyor. Ekmeğinden, sızma zeytinyağına yediğiniz her lokmadan haz alabileceğiniz bir yemek mabedi diyebiliriz Bay Nihat için. (www.baynihat.com.tr)


Güler Tatlıhanesi: Lorun en tazesinin, en lezzetlisinin bulunduğu memleketteyiz. Sadece ekmeğe sürüp, yemenin bile damakları bayram ettirmeye yeteceği lordan bir de tatlı yapıyorlar ki, sözcükler anlatmaya yetmez, muhakkak tatmak gerekir. Biz de böyle yapıyor ve 1941'den beri açık olan Güler Tatlıhanesi'nde birer porsiyon lor tatlısını afiyetle yiyoruz. Tatlımızı yerken, tatilciler gelip, buradan sakızlı kurabiye ve kavala kurabiyesi paketletiyor. (http://gulertatlihanesi.com)


Ayna: Cunda'da nerelerde yiyip, içeceğimizi planlarken listeme daha önce arkadaşlarımdan methini duyduğum Ayna'yı eklemiştim. Dönmeden önceki günümüzün tamamını adada geçirdikten sonra saat beş civarında eski bir taş evde hizmet veren bu sakin lokantaya uğradık. Aslında restaurant demeyi pek sevmediğim için kullandığım lokanta tanımı burayı tam karşılamıyor. Meğer Ayna kendisine uygun adı çoktan bulmuş, burası bir yeme-içme-oturma mekanı. Bu üç eylemi de hakkıyla yerine getirmeye bayıldığımızdan Taş Kahve'nin karşısına, sokakta yer alan iki masasından birine yerleştik. Bütün bir gün boyunca lor tatlısından, dondurmaya kadar pisboğazlık ilmini hakkını vererek icra ettiğimiz için basit ve az yemek istiyorduk. Bu nedenle beş çeşit zeytinyağlı yemekten oluşan bir tabak söyledik. Kabak çiçeğinin lorla doldurulmuş olanını ummuştuk, ama bu körpe dolmalar da çok lezizdi. Yoğurtlu kabak, fava, serçe parmağı büyüklüğünde sarılmış sarma ve soslu patlıcan vardı. Hepsinin üzerinde elbette sızma zeytinyağı. Yanında rakısıyla bu güzel yemeklerin tadına baktık. Sarmanın tadı damağımızda kalınca biraz daha istedik. Yemek bitip, gece serinliği çöktüğünde ne yazık ki tatlıya yerimiz kalmamıştı. Halbuki lor tatlısından, şarapta pişmiş armuta kadar epey leziz seçenekleri var Ayna'nın. Bir dahaki sefere diyerek, yola devam ettik. (http://www.aynacunda.com)



Karadeniz Pastanesi:  Ada sokaklarındaki yürüyüşler arasında Ayvalık ve Cunda deyince ilk akla gelenler listesinin en başlarında yer alan sakızlı kurabiyeyi fındıklı ve fındıksız olmak üzere iki çeşitte paketletirken, güneşin batma saatinin vurduğunu farkettik ve Taş Kahve'deki deniz dibi masalarından birinde demli çayla birlikte kurabiyeleri afiyetle kemirdik.


Dip Sos: Ayvalık ve Cunda'da olduğumuz beş gün, tattıklarımız midemizde, tadamadıklarımız aklımızda akıp gitti. Her dakika bir masaya kurulup yeseydik, herhalde orta yerimizden çatlardık. Ama ayak üstü atıştırmalıklarını ihmal etmeye de gelmezdi, arkamızdan ağlar, gece rüyamıza girebilirlerdi. Neme lazım! Ayvalık'ta zeytinli ve sakızlı dondurma, Cunda'da bol tarçınlı lokma tatlısı, yine Ayvalık'taki Cumhuriyet Meydanı'nda kurulmuş standlardan bölgedeki zeytinyağ üreticilerinin erken hasat zeytinyağlarının tadımı, Ayvalık Öğretmenevi'nin güzel meze ve otları, kekikli ve biberli sepet peynirleri derken... Bu seyahatin sadece bir kilo fazlayla sonuçlanmasını çok yürümeye, yediklerimden mutlu olmaya ve çivi gibi suda yüzmeye bağlıyorum ve adadan getirdiğim peynirler ve sakız reçeli bitmeden yeniden gitmeyi umuyorum.

2 yorum :

Berkay Erden dedi ki...

Tavsiye edeceğim ama Yazıyı kimin yazdığını göremedim?

Ezgi dedi ki...

Yazi ve fotograflar Ezgi Aktas'a ait, tesekkur ederiz.