İstanbul Caz Festivali Günlüğü: Marcus Miller ve Arkadaşlarıyla The İstanbul Project

Hiç yorum yok
Marcus Miller and Friends: The İstanbul Project

Bu yılki caz festivali açılışımızı Marcus Miller and Friends ile Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda yaptık. Marcus Miller yaklaşık iki ay önce İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, bu projede herkesin birbirine sevdiği parçaları göndereceğini, böylelikle nelerden hoşlandıklarını göreceklerini, bunun üzerine parçalar belirleneceğini ve yeni parçaların da ortaya çıkabileceğini, fakat en çok doğaçlama olacağını ifade etmişti. Nitekim dediği gibi de oldu. İmer Demirer, Okay Temiz, Burhan Öçal, Bilal Karaman ve Hüsnü Şenlendirici’den oluşan konuk müzisyenlerle birlikte sahnede kendi ekibinin birleşmesi gayet hoş oldu.

Marcus Miller’i çok anlatmaya gerek yok aslında. “Son beş yıldır kendimi daha sanatsal görüyorum. Bu tip projelerle müzikte daha neler yapılabileceği üzerine düşünmek, farklı şeyler yapmak ve keşfetmek istiyorum. Yaşanan ekonomik kriz, insanlara hayatlarında nelerin gerçekten önemli olduğunu tekrardan düşünmelerine sebep oldu. Benim için önemli olan da iyi bir atmosfer yaratıp insanların müziğin ruhani gücünü anlamalarını sağlamak.” dedi basın toplantısında ve bu projeyle ilgili her şeyi özetledi.

Gelelim konserden aklımda kalanlara… Konserin açılışı tüm müzisyen kadrosunun sahnede yer aldığı ve birlikte çaldığı güzel bir girişle oldu. Okay Temiz ile Marcus Miller paslaşmalarını pek beğendim. Hele Okay Temiz’in kendisinin tasarladığı küçük bir trampetten ne kadar çok çeşitlilikte ses alınabileceğini görmek bizi olduğu kadar Marcus’u da şaşırtmıştır, eminim. Darbukanın her tür enstrümana ve müziğe yakışmadığını düşünüyorum, çok iyi seçmek lazım aksi takdirde insanın kulaklarında çınlayan bir ses olabiliyor. Fakat bu defa hiç beklemediğim bir şekilde Marcus’un basıyla Burhan Öçal’ın darbukasının elektriği tuttu ve ortaya akustik bir “Jean Pierre” çıktı ki oldukça hoşuma gitti. İmer Demirer ise sanki orkestranın daimi bir üyesi gibiydi. Gerek eşliği gerek sololarıyla göz dolduran bir performans sergiledi. Yılların emeğini ve ruhunu trompetinden dökülen notalarda hissettik ve kendisini daha da çok sevdik. Emin Fındıkoğlu’nun “Love Song”u da pek güzel bir seçim oldu bu arada. Bilal Karaman cazın genç yeteneklerinden. Beni “Çayelinden Öteye” türküsü coverıyla çok etkilemişti. Sonra albümü “Bahane”yi hiç bahane göstermeden aldım. Marcus Miller’la yaptığı düette gitarıyla bizden motifleri modern tınılarla harmanladı ve solosuyla kulaklarımızda hoş bir tını bıraktı. Hüsnü Şenlendirici konserin başında ve sonunda belirdi. Bizim türküleri her zamanki gibi icra etti. Marcus Miller’ın saksofoncusu Alex Hahn’a özellikle dikkat edilmesini söylemiştim. Bu konserde yine çok iyi bir performans sergiledi. Sahnede Marcus Miller’dan sonra en çok onu izliyorum. Bir notadan diğerine deli gibi koşturan doğaçlamaları pek hoşuma gidiyor.

Kapanış

Konserin sonlarına doğru Marcus Miller'in “When I Fall In Love"ı bas klarnetiyle çalması pek romantik oldu doğrusu. “İstanbul İstanbul Olalı”ya bağlandı ama başka bir parça seçilseydi daha iyi olurdu diye düşünmeden edemedim. İsminden dolayı uygun görülmüş de olabilir de bence pek olmadı. “Blast” ve “Come Together” ise Marcus Miller konserlerinin olmazsa olmazlardandı. Özetle bir araya gelip patladık ve sonra da dağıldık.

Rahsan K. (aka waxpoeticg)

(Fotoğraflar: İstanbul Caz Festivali Facebook Sayfasından)

Hiç yorum yok :