Seyyal Taner: 'Aslolan Maddenin İçindeki Enerji, Gerisi Boş'

Hiç yorum yok

Seyyal Taner'in, bizim deyişimizle Seyyal'in Alternatif-İstanbul ekibi için yeri ayrıdır. Yeni sevgili bulunca sokaklarda 'Şimdi Sen Varsın'ı mırıldanmaktan tutun da, 'Alladı Pulladı'nın video klibinde dansederken elleri kelepçelenmiş gibi yapışını taklit etmeye, 'La Havle Ya Settar'ın sözlerini tekerleme gibi ezbere bilmekten, 'Sen Çok Yaşa' gibi yumuşak başlı bir şarkıyı mimikleriyle her an volkan gibi patlayabilecek kadın marşına çevirmesini hayretle izlemeye kadar teşvik-i mesaimiz var şarkılarıyla. Tam da 'Seyyal nerelerde acaba, yeniden şarkı söyleyip konser verse de ortalığın tozu atsa!' dediğimiz zamanda yeni albüm çıkardığının haberini aldık ve 8 yıl sonra gelen 'Ethnic Rock'ı fırsat bilip kısa ama tadına doyulmaz bir sohbete koyulduk.
Siz şimdi bu hasbıhâlin soruyla başladığını düşünürsünüz, ama aslı öyle değil. Öncesinde İstanbul'la baş edebilmenin dayanılmaz ağırlığını konuştuk. Baktık o konu bitecek gibi değil, sözü müziğe getirdik. Almış başımızı gitmişiz, Patti Smith'den kristal çocuklara, yeni albümden Seyyal'in enerjisini evrende varolmayan bir gezegenden alan rock'n roll ruhuna kadar uzanmışız. Kıskanmayın diye parantez içine (gülüyor) yazmıyoruz, ama epeyce kıkırdadığımız doğrudur. Söyleşi bittiğinde daha uygun bir zamanda uzun uzun sohbet etmemiz gerektiği konusunda hemfikir olarak ve Mayalar haklı çıkıp da Marduk dünyaya çarparsa Seyyal'in son albümünü dinlemeden tükenmeyeceğimize sevinerek ayrıldık.

Hayatında sizi hiç tanımamış, müziğinizi hiç dinlememiş birine Seyyal Taner'i nasıl anlatırsınız?
Her sanatçıda özel ve genel olmak üzere iki kimlik olduğunu düşünüyorum. Bende de böyle bu. İçimde iki karakteri barındırıyorum, Seyyal Taner ve Seyyal. Yüksek enerjili bir kadınım, ama içsel olarak çok romantik, zayıf, ruhsal bir tarafım da var, işte o Seyyal. Çok cesur ve özgürlükçü bir kadınım, zaten bu yüzden Türk kadınına simge oldum. Cesur ve özgürlüğün simgesi Seyyal Taner derler, ayaklarının üzerinde durabilmenin yolunu ve yöntemini göstermiş bir kadın derler, doğrudur. Ama bir o kadar duygusal ve naif taraflarım var. İçimde kadın ve erkeği barındırdığıma inanıyorum, hem feminen, hem de maskülen bir yapım var. Üçüncü ırk mıyım, neyim?
Hangi gezegendensiniz?
Seyyal gezegenindenim!
Evrende varolmayan bir gezegen olsa gerek.
Kesinlikle. Mesela beni kadınlar, erkekler, çocuklar, gayler, lezbiyenler çok sever? Çünkü bende kendilerine ait her şeyi görüyorlar. Ben hem batılıyım, hem doğulu. Hem Amerikalıyım, hem Anadoluluyum. Hem Avrupalıyım, hem Asyalıyım. Hem kadınım, hem erkeğim. Hem gencim, hem olgunum. Hem çocuğum, hem sakin, dingin bir yetişkinim. Hem deliyim, hem veliyim. Bunları insanın kendisi için söylemesi kadar ayıp bir şey yok, utanıyorum aslında ama Seyyal Taner'i başka türlü anlatamam herhalde!
Hem deliyim, hem veliyim demişken benim aklıma dünya müziğinin bilge kadınları geldi; Patti Smith olsun, Marianne Faithfull olsun, PJ Harvey olsun. Ben sizi onlarla bir tutuyorum açıkçası. Onlar da zamanında deli doluydular, bir devri değiştirecek kadar ateşliydiler. Şimdi olgunluk çağına girdiler ve deneyimlerini aktarıyorlar. Geçenlerde Patti Smith'in bir röportajını okumuştum. Diyor ki; 'biz diş bakımımıza zamanında gereken önemi vermedik, siz buna dikkat edin çocuklar!” Bu sanki bir anneannenin torununa öğüdü gibi.
Aynen katılıyorum. Ben çok doğal bir kadınım ve bundan şikâyetçi değilim. Başka türlü olmaya da hiç özenmedim. Ama benim yaptığımı da yapmasınlar istiyorum. Herkes kendine bakmalı. Önüne gelen yoğurdu, kaymağı yüzüne sürmekle de olmuyor. Teknoloji gelişti, alternatifler çoğaldı. İnsan kendisine ruhsal ve fiziksel olarak iyi bakmalı. Ruhu sağlıklı olan birinin vücudu da sağlıklı olur, çünkü kafa ve beden aynı sistemden beslenmeli. Patti Smith de bunlardan bahsediyor.
Aslında çok hayata dair öğütler bunlar. Çok büyük sözler söyleyebilecekken, hayattan konuşmayı tercih ediyor. Bu bence yüce gönüllülük. Sizde de bunu hissediyorum.
Evet, bu bilgelik. Aynen katılıyorum senin bu söylediklerine. Bizim geçtiğimiz yollardan geçin, bizim yaptığımız hataları yapmayın. Kendinize özen gösterin, yeteneklerinizin farkına varın, kendinizi besleyin, farkındalığın farkına varın. Hayatın farkına varmak çok önemli, kayıp gidiyor çünkü.
Şarkı söylerken çok sinematografiksiniz. Şarkı sözlerini karakterize ediyorsunuz. Sinema müziğinizde ne kadar etkili?
Ruhumla alakalı bu. Oyunculuğum ister istemez devreye giriyor. Sadece oyunculuk da değil aslında, bu benim doğamda var. Söylenenleri hissediyorsanız ve onu üstünüze bir kıyafet gibi giyiyorsanız bu etki ortaya çıkıyor. Ben şarkılarımda hiç boş laf etmeyi sevmem. İnsana dair, yaşantılara dair bir şeyler anlatması gerekir. Bu meselelere değinirken ciddiyet gerekir. Ağlıyorum derken göbek atmamak gerekir!
Çok güçlü ve özgür bir kişiliğiniz var ve bunu şarkılarınıza da yansıtıyorsunuz. 'Alladı, Pulladı' ya da 'Sen Çok Yaşa' gibi başkaları söylemiş olsa çok yumuşak başlı durabilecek şarkılar sizinle bambaşka bir hale bürünüyor. Gerçek hayatta nelere baş kaldırıyorsunuz peki?
Ben her şeye karşıyım! Kendime bile karşıyım, kendimle uğraşmaya bayılıyorum!
Müziğinizi uzun yıllar Türk pop müziği altında kategorilendirdiler. Ne büyük hata! Bambaşka bir janrdı sizinkisi.
Evet, çünkü ismi yoktu. Türkiye'de o yıllarda müziği kategorilendirmek mümkün değildi. Epi topu birkaç kategori vardı. Ben hep kendi bildiğim yoldan gittim, kategoriler filan hiç önemli olmadı. Arda Uskan bana 'Newton hocamızın dediği gibi aslolan maddenin içindeki enerji, gerisi boş' derdi. Çok doğru. Ben içini doldurabilen, hala da buna uğraşan biriyim. Hiçbir zaman 'oldum' demedim. Hiçbir zaman olmayacağım da zaten, hem yenilik peşinde koşacağım ve daima bilmemenin bilincinde olacağım. Bu bilinçte olduğunuz zaman bilgiye akmaya başlıyorsunuz otomatikman.
Bütün bu dayatmalarda erkek egemenliğindeki müzik sektörünün etkisi var mıydı?
Evet, sektör tabii ki erkek egemenliğindeydi. Ben de elimde kılıç kalkan, kendimi kurtlar sofrasına attım. Alabildiğine savura savura da gittim doğrusu. O zamanlar müzikte Unkapanı ne diyorsa o oluyordu. Ben zaten o kadar çok konser veriyordum ki, stüdyoya girmeye bile vaktim olmuyordu. Allah rahmet eylesin, Yavuz Plakçılık'ın sahibi Yavuz Asöcal iki konser arasında beni yaka paça tutup da kayda sokardı. 45'likler, uzunçalarlar ve sonrasında kasetlere geçiş döneminde yılın 365 günü konser veren bir şarkıcıydım. Dolayısıyla 'bak bu şarkılar çok güzel, gir söyle' dediklerinde hemen söyleyip yola devam ediyordum. Pop'muş, Türk Halk Müziği'ymiş, umursamıyordum. Tabii bulunanların arasından en iyilerini seçiyordum. Çok çalışmaktan tarzları önemseyemiyordum önceleri, ancak zaman ilerleyince, ben artık kendi tarzımı belirlemeliyim diyip 80'lerden sonra prodüktörlere bunu ima etmeye başladım.
Yeni albüm için çok bekledik.
Çok özür dilerim bunun için!
Ben eski albümlerinizi başa sarıp sarıp dinlediğim için pek sorun olmadı ama, sizin yeni şarkılarınızı merakla bekleyenler çoktu.
Neyse ki Hakan Eren var da ara ara eski işleri devreye soktu.
Ama albüm neden bu kadar kısa?
Bana kalsa Eylül-Ekim'i bulurdu yeni albümün çıkması ama hani aydınlanma çağı, foton kuşağı, kristal çocukların dönemi diyoruz ya, bu kuşağın çocuklarına da söylecek sözüm olsun istediğimden 2012'nin başını yakalamak istedim. Sonrası gelecek nasılsa.
Önümüzdeki günlerde konser var mı?
Şu ara albüm tanıtımları için koşuşturuyorum, önümüzdeki günlerde bir klip çalışmamız da olacak. Konser vermeyi çok istiyorum. Bir an önce üniversitelerde, büyük festivallerde şarkı söylemek istiyorum! Tüm konser tekliflerine açığım, iletişim yollarım da bana ulaşmak isteyen herkese açık! Bana Twitter'dan, Facebook'tan, internet sitemden ya da albüm kapağındaki iletişim numaralarından ulaşabilirler.
Şu ara neler dinliyorsunuz?
Şu ara hiçbir şey dinleyemiyorum.
Soruyu değiştirelim, genelde neler dinlersiniz?
Eskiden gelen alışkanlıklarım var; Deep Purple, Pink Floyd, Dire Straits, Rolling Stones, The Beatles, Janis Joplin, Tina Turner, Nirvana, Metallica, The Who, Santana, bu böyle gider.
Röportaj: Ezgi Aktaş

Fotoğraflar: Gökşen Çalışkan
Dinleme Noktası
Bize göre Seyyal Top 6
Naciye

Sen Çok Yaşa
Alladı Pulladı

Şiirimin Dili

La Havle Ya Settar
Delidir Atlarım

Hiç yorum yok :