The Ringo Jets mi dediniz?

Hiç yorum yok

Tarkan, Lale ve Deniz
Keşfetmekte biraz geç kaldığım ama zararın neresinden dönersem kar dediğim bir grup “The Ringo Jets”. Neyse ki keşfetmemin üzerinden çok geçmeden Babylon Newcomers Fest’te yer aldılar da ben de canlı performanslarını bayıla bayıla izleyebildim.

The Ringo Jets, Deniz Ağan (vokal/gitar), Tarkan Mertoğlu (vokal/gitar) ile Lale Kardeş’in (vokal/davul) yer aldığı bir müzik projesi. Her şeyi kendi başlarına yapıyorlar, tam bir Do-It-Yourself (DIY) grubu. 2011 yılında Bandcamp üzerinden “Limited Lunchbag” isimli bir EP bile yayınlamışlar. Önümüzdeki günlerde de “Bad Influence” adında yine bir DIY albümü çıkartmaya hazırlanıyorlar.

Bangır bangır müzik yapan bir grup The Ringo Jets. Söylediklerine göre Son House ve Howlin’ Wolf’un Delta Blues’u, Bo Diddley, 60lardan The Who, The Sonics, The Kinks ve sonrasında gelen The Stooges, MC5 onları takip eden Black Flag, SS Decontrol, The Gories ve Flat Duo Jets gibi gruplardan etkilenmişler. Tam bir Garage band. O kendi halindeliklerini, “kim ne derse desin biz bunu seviyoruz” tavırlarını çok yakından hissediyorsunuz. İlk EP’lerini hücum kayıt almışlar ki bu kolay bir iş değil.  Ben kendilerini hardcore blues, punk ve rock olarak tanımlıyorum.  Ana akımın izlediği yoldan gitmeyip daha az kullanılan yolu seçmişler Robert Frostvari bir şekilde ifade edersem ve o sebeple de böylesine agresif ve sert bir müzik yaparken bulmuşlar kendilerini.  Yola cover yaparak çıkılmış. Benim için en dikkat çekici olan -Beatles sevgimden de olabilir tabii - “Helter Skelter”. Beatles’ın da sadece gürültü yapmak istedikleri bir parça olarak tanımladığı “Helter Skelter”, The Ringo Jets’in elinde daha da gürültülü bir hale gelmiş. 60ların ruhunu modern zamana taşıyıp saf bir sound yakalamışlar. Coverların yanısıra kendi parçaları da oldukça başarılı. Ben kendimi tekrar tekrar “Collar”ı dinlerken buluveriyorum mesela. Eski püskü, tozlu plakların arasından tesadüfen birini çıkarıp, iğneyi üzerine değdirdiğin anda çıkan sesle irkilip, bir anda sana ne olduğunu anlayamadığın ve kendini müziğin çiğliğine kaptırıp haykırmak istediğin anlardan birini bu grupla yakalamak mümkün.

Konser notlarına gelince…
* Deniz, Kurt Cobain’i hatırlattı bana kimi zaman. Naif bir duruşu var ama o cüsseden bangır bangır bir ses çıkıyor. Sesi tiz olmasına rağmen gırtlağını çok iyi kullanıyor ve bu ses şarkılara çok güzel yakışıyor. Helter Skelter’da solo atan da o. Pek beğeniyorum.
* Tarkan, Fender’iyle mutlu bir hayat sürüyor sahnede. Kimi zaman ritm tuttu, kimi zaman güzel sololar attı. Sesi Deniz’inki kadar yırtıcı değil, blues’a yatkın olan parçalarda oldukça başarılı.
* Lale, ender bulunan kadın davulculardan. Bir de üzerine vokal yapıyor, iyi mi? İyi. Kalın ses tonu söylediği şarkıyla ve geri vokallerle uyumlu. Bazı parçalarda daha komplike vuruşlar, ataklar ve tuşeler yapabilir diye de düşünmedim desem yalan olur. Yapabilir mi? Yapar.
* Sahnede göreceğiniz de saf müzik olacak sadece. Kafa sallamadan, zıplamadan, kıpırdamadan, arada gitarlara ve davula parmaklarınızla eşlik etmeden duramayacaksınız der Rahşan Koçoğlu. Yazın bir kenara. :)  





Hiç yorum yok :