Yeni Yılda da Bizi Ararsanız Salon'dayız

Hiç yorum yok
2011 gitti. Muhasebesini yaptık. Ama herkesin yaptığı gibi hayat muhasebesi değildi bizimki. Duyduğumuz sesler, nefeslerdi. Alt alta yazdık, topladık, çıkardık.

2011'de en çok Salon İKSV'nin üst katında, duvar dibindeydik. Bazen duvara yaslanıp gözlerimizi kapattık, bazen ayağımız ağrıdan çatlayana kadar dansettik. Yine böyle soğuk bir Şubat gününde Ôlafur Arnalds'ı dinlemiştik. Piyanonun üzerinden beyaz kuşlar uçurmuştu bizim için. Sonra Patrick Watson'un yağmurlu bir Nisan gününde konser vereceği haberi gelmişti. Watson, senenin en iyi konserlerinden birini miras bırakıp ayrılmıştı şehirden. Mayıs ayında dEUS müziğin insanın beyin kimyasallarını değiştirebilen bir şey olduğunu anımsatmıştı. Yaz sessizliğinden sonra ibre sonbaharı gösterirken yeni bir şeyler söyleme vakitlerinin geldiğine kanaat getiren Lamb yeni albümlerinin hemen akabinde soluğu Salon'da almıştı almasına ancak konser, başlamasına beş kala Zeynep'in İstanbul'un eğri büğrü sokaklarında bir tümseğe takılıp düşmesine kurban gitmişti. O gece Taksim İlkyardım'da sonlanmıştı sonlanmasına ancak mühim de değildi, sahne sırası Brett Anderson'daydı çünkü! O gece Brett 'farklı bir yerden' seslenmişti, seslendiği yerde hala glam ama olgun bir müzik vardı. Ve John Grant... Grant'in bir piyano, bir keyboard ve bir de piyanonun üzerinde küçük bir synthesizer'dan ibaret bir sahnesi ile öyküleri, harikulade bir sesi ve naif komiklikleri vardı. O basit sahneden Rahşan'ın deyimiyle 'King Of Salon' çıkardı. Ve yılın sonunda doğru, tam da benim doğumgünümden bir gün önce Ane Brun ile buluşuyordu İstanbul. O geceyi nasıl tarif etmeli, bilemiyorum. Ane Brun'un bize yaşattığı, şarkılarının üzerine kendi öykülerimizi yazdığımız, hayatımızın film müziğinde onlarca şarkısıyla yerini almış bir müzisyeni zaman-mekân kavramlarını umursamadan dinleyebilmekti galiba.

Fırtına gibi esip geçen 2011'in arkasından sadece güzel şeyleri anımsamak istiyoruz doğrusu. Salon İKSV sahnesinde dinlediğimiz bu müzisyenler gibi. Biliyoruz ki onlar önümüzdeki dönemde kulağımıza çalınacak iyi müziğin de teminatı. Yeni açıklanan konser takviminde gördüğümüz King Creosote & Jon Hopkins (13 Ocak), 123 (20 Ocak) ve Robots In Disguise (28 Ocak) gibi isimler de bunun göstergesi. Bu arada, geçtiğimiz yıl başlayan ve her ayın öne çıkan etkinliğinin posterinin bir tasarımcı tarafından hazırlandığı projenin yeni ürünlerini merakla beklediğimizi de iletelim.

Hiç yorum yok :