Jane Birkin: Gainsbourg'un Nefesini Uzaklara Taşıyan Rüzgar

Hiç yorum yok
Jane Birkin 2003 yılında İstanbul'da konser verdiğinde ben İstanbul dışındaydım. Konsere gidemedim, ama yanımda yöremde o kadar çok bahsi geçti ki, konuşulanlar bugün bile aklımda. Kıpkırmızı bir elbise içinde salınıp danseden 'çıplak ayaklı kontes' efsanesi kulaktan kulağa öyle hızlı yayılıyordu ki, ben yanlış zamanda ve yanlış yerde olduğum için hüzünden ölebilirdim. Jane Birkin'in varlığı Açıkhava sahnesini derin bir rüyaya sürüklerken, Serge Gainsbourg'un şarkılarının da doğu ezgileriyle ve çalgılarıyla birleştiğini, kimisinin bu durumdan memnun, kimisinin de onu fazla yapmacık ve oryantalist bulduğunu anımsıyorum.

Roll Dergisi'nin konserden hemen sonra yaptığı röportajda İstanbul konserini şöyle anlatıyor Jane Birkin: 'İstanbul konserinin böyle geçeceğini tahmin etmiyordum. Yunanistan'da da konser verdik, orada da tanındığımızı görmek, salonun dolması beni çok şaşırtmıştı, ama orada bin kişi vardı. Istanbul'daysa beş bin kişi vardı. Ve bu Fransızca sözleri dinleyen insanların sessizliğinin kalitesi, gönül zenginliği... Bu konserlerin bütününe dair benim en çok ilgimi çeken ve hoşuma giden şey, insanların ötekilerin kültürüne karşı duydukları ilgi ve merak, dilini bile anlamadıkları bir şeyi gidip izleme cömertliğini göstermeleri. Bizim sahnedeki varlığımız oldukça tuhaf ve sonuçta çok iyi bir insanlık potpurisi... Bu akşam burada da insanların belki de sözlerini anlamadıkları bir şeyden nasıl etkilendiklerini, hüzünlendiklerini gördüm. Taşıdıkları şiir ve Serge'in müziğine kattıktan sayesinde, Serge'in şiirini bambaşka bir çehreye büründürdüler.'

İstanbul'da 5 bin kişiyi etkisi altına alan Jane Birkin ve Serge Gainsbourg aşkı 1968'de beraber kamera önüne geçtikleri Slogan filminde başladı ve 1980'e kadar devam etti. 11 yıl süren bu beraberliğin en bilinen meyvesi Serge Gainsbourg’un Brigitte Bardot için bestelediği, fakat ayrıldıkları için ses vermesi Jane Birkin'e kalan ‘Je T’Aime...Moi Non Plus’ şüphesiz. Birkin'in 'Bu şarkıyı benden başka hiç kimsenin söylemesini istemezdim.' dediği şarkı dünya çapında sansasyon yarattı, sansürlendi, tüm zamanların en seksi şarkı seçildi, içinde yer aldığı plak milyonlarca sattı ve Jane Birkin-Serge Gainsbourg'u aynı cümle içinde geçirmek gerektiğinde en baş köşeye kuruldu. Tutkudan doğan ve birbirlerinin esin perisi olma mertebesine yükselen ortaklık arşivlerde Ex-fan des sixties ve Baby Alone in Babylone albümleriyle klasikleşti. 70'ler ve 80'ler Jane Birkin için Gainsbourg'lu zamanlar olmanın ötesinde sinemayla da haşır neşir olduğu ve birbiri ardına kült yapımlarda yer aldığı yıllardı.

Jane Birkin şarkıcılık kariyerine Serge Gainsbourg'un 1991'deki ölümünden sonra onun mirasını taşımayı ihmal etmeden devam etti. 1996'da Serge Gainsbourg dışında başka müzisyenlerin yazdığı 12 şarkıya yer verdiği Versions Jane albümünü çıkardı. 2002 yılında Serge Gainsbourg şarkılarını Mağrip'li müzisyenlerin ezgileriyle kombinlediği Arabesque, 2004 yılında Bryan Ferry, Beth Gibbons, Manu Chao ve Caetano Veloso gibi farklı müzisyenlerle birlikte kotardığı Rendez-Vous ve sözlerini kendisinin yazdığı şarkılardan oluşan 2008 tarihli Enfants d’Hiver albümleriyle Jane Birkin'in olgunluk çağı başlamış oldu. Bu olgunluk dönemi, müzisyenliğin yanında insan hakları ile ilgili çalışmaları da beraberinde getirdi. Amnesty International'ın Birmanyalı insan hakları savunucusu Aung San Suu Kyi konusunda yürüttüğü çalışmalara destek verdi, Saraybosna ve Ruanda'yı ziyaret ederek oradaki çocukların haklarını gündeme getirdi, Rusya-Çeçenistan savaşına dikkat çekmek için çalıştı. İyi niyetli ve kimi 'her şeyi bilenler'in biraz da yukarıdan bakarak söylediği üzere 'romantikçe' bir güdüyle müziğini Serge Gainsbourg'un ötesine taşıdı.

Bugün bile yaşamımızda varolmasını şüphesiz ki Jane Birkin'in kendi anılarında sıkışıp kalmadan devam etmeyi bilmesine borçluyuz. Jane, ki kendisine Jane diyebilecek hukumuz mevcut o bilmese de, sanılanın aksine Serge Gainsbourg ile varolmadı, ancak onunla büyüdü ve zenginleşti. Artık ayrılar ama O hâlâ Gainsbourg'un nefesini uzaklara taşıyan rüzgar. Ve o rüzgarın uğrayacağı yeni durak İstanbul. Jane Birkin 18 - 19 Ocak'ta Babylon sahnesinde yeniden esecek ve konserin geliri Japonya'daki nükleer felalette zarar görenlere bağışlanacak.

Dinleme Noktası

Hiç yorum yok :