Erik Truffaz Quartet'in Büyüsü

Hiç yorum yok
Yıl 2003…Bir arkadaşımızın bizi “çok güzel olacak” diyerek sürüklediği bir konserdeyiz. Başımıza ne geleceğini hiç bilmeden Babylon’da sahne önünde bir yandan sohbet ediyor, bir yandan da gözümüz sahnede konserin başlamasını bekliyoruz. Bir süre sonra sahnede dört adam belirdi. Daha ilk parçayla üzerimize dökülen notalar bir daha hiç çıkmayacak izler bıraktı benim üzerimde. Gayet rock çalabilen bir caz davulcusu, durmak bilmeyen basslinelarıyla sağlam bir basçı, Fender Rhodes’unda acayip notalar basan bir piyanist ve de trompetiyle nota üflerken başka bir dünyadan gelmiş hissiyatı yaratan bir adam…Beni aldılar, jazz-rock ekseninde dönen, yüksek enerjili, elektronikten de ödün vermeyen bir dünyanın içine atıverdiler. Hipnotize olmak böyle bir şeydi herhalde…O kadar ki, o akşam konserde çaldıkları bir şarkının yarısını ezberledim…“King B”ydi o.

Ertesi gün… Tabii ki tüm Truffaz külliyatı dinlendi. Kendisiyle ilgili detaylı bilgi edinildi. Arşiv oluşturuldu. Quartet’in tüm elemanları tek tek araştırıldı. O albüm alındı…”The Walk of the Giant Turtle”.

Geçen yıllar…ne zaman Erik Truffaz gelse ben de oradaydım. 30 kere geldiyse 5ini kaçırmışımdır herhalde…yüzlerimiz aşina, kalplerimiz bir oldu geçen zaman içinde…Ladyland Quartet’ler, İstanbul Sessions’lar, Sly Johnson’lar geldi geçti gönlümden ama aklımın kuytu bir köşesinde Quartet hep vardı.

Kasım 2011… Paris’te Erik Truffaz Quartet’i yakalama çabaları uçağın iniş saatinin tutmaması sebebiyle sonuçsuz kaldı. Le Trianon’dakiler erdi muradına, ben yollandım otelime.

16 Aralık 2011… Çok zaman geçmişti üzerinden. Erik Truffaz Quartet 2007'de “Arkhangelsk” ve bu yıl piyasaya çıkan “In Between” isimli iki albüm yapmıştı. O günün sabahından başlayan bir heyecan dalgası beni öyle sıkı sıkı sarmıştı ki o gün yürüdüğümü düşünmüyorum, ayaklarım pek yere basmadı. Saat tam 21.30'da Tamirane’nin kapısındaydım. Quartet'i mutlaka önden izlemem gerekiyordu. İçeri girer girmez önce Reha’yla karşılaştım. Kendisi bu organizasyonu gerçekleştiren kişi, filmin esas çocuğu o aslında. Bir de baktım ki, Erik Truffaz da orada. Beni görünce hemen yanıma geldi ve biraz konuştuk. Çok mutluydu, ben daha mutluydum ve o sebebini biliyordu. Konser anı gelip çattığında heyecan üst seviyelerdeydi. “The Secret of the Dead Sea” nin ilk notalarıyla ayaklarım yerden kesildi. Erik Truffaz taburesi yanında, loop pedalı ayaklarının önünde her zamanki mütevaziliğiyle sahnedeydi. O trompetten süzülen ve hızına yetişilemeyen notaları toplamaya çalışmak kadar zevkli bir şey yoktu. Hüzün dolu notaların uzun soluklu trompet sololarıyla birleşip ayrıldığı, trip-hop, elektronik ve drum'n bass denizlerine yelken açtığı bir gemideydik. Benim için en vurucu bölüm “Arkhangelsk” albümünden “Trippin’ The Lovelight Fantastic”i Nya’sız da olsa dinlemek oldu. Bu parçada Marcello’nun basları beni kendimden geçirmiştir hep. Bir de canlısında yaptığı attraksiyonları görünce iyiden iyiye koptum dünyadan. Bu adamlar içimi okumuştu adeta ya da ben artık o kadar çok söylemiştim ki istediğim her şey oluyordu. “In Between” bu konserde içinde bulunduğumuz dünya ile başka bir dünya arasında kalan beni, en iyi anlatan parçaydı sanıyorum. En şaşırtıcı bölümlerden birisi de davulcu Marc Erbetta’nın sesini ve pedalını kullanarak beatbox tadında bir mini show yapması oldu ki normalde kendisi bizi enerjik, ritmik, fırtınalı davul partisyonlarıyla alaşağı etmeyi seven sakin duran bir davulcudur. Basçı Marcello'nun da ondan geri kalır yanı yoktu. Elleri sakin sakin bas gitarın tellerinde gezinirken bir anda saatte 150 km hızla giden bir yarışçıya dönüşebiliyordu. Son albümlerinde, kadim piyanistleri Patrick Muller ayrılmış, yerine arkadaşları Benoit Corboz gelmişti. Kendisinin bir piyano sihirbazı olduğuna kanaat getirdim. Kimi zaman org kimi zaman elektro gitardı sanki. Grubun doğaçlama ruhuna katkısı gerçekten yadsınamaz. “Fujin”ler “BC One”lar “Les Gens Du Voyage”lar ardı ardına sıralanarak beni büyülü bir yolculuğa çıkardı... O gecenin büyüsü hala devam etmekte...:)

Rahsan Kocoglu (aka waxpoeticg)

Hiç yorum yok :