Burasi İstanbul...

Hiç yorum yok
Another Old Building In This Old Town

İlkgencligini yasayan bir kizsiniz. Bir geceyarisi tikirtilarla uyaniyor ve evinizde hirsiz oldugunu farkediyorsunuz. Cep telefonundan ev telefonunu caldirip hirsizi panikletmek akliniza geliyor. Meger cocuklugunuzdan beri eve hirsiz girerse yapacaklarinizi dusunurmussunuz hep. Bir cocugun pamuk seker bulutlardan yagan bonibon yagmur damlalari hayal etmek yerine hirsiza karsi plan yapmasi elbette tuhaf geliyor size. Ama ne yaparsiniz, burasi İstanbul.

Kaldirimda yururken geri geri giden bir arabanin trafik lambasina carpmasiyla lambanin devrilip vitrin camini kirmasi bir oluyor. Hani bir adim daha atsaydiniz altinda kalirdiniz, ama olmadi. Simdilik sansiniz yaver gitti diyelim. Korktunuz, titreyerek lambaya bakiyorsunuz. Yasamakla yasamamak arasindaki fark silinip gitmis. Hatirliyorsunuz, burasi İstabul.

Kaza geliyorum demez ya, yolda kayip dusuyorsunuz. Acidan gozunuz doluyor. Yaninizdan onlarca insan geciyor. Size bakmak bir yana, tam orta yerde dusup ayak altina dolandiginiz icin sinirleniyorlar bile. Sonra biri elini uzatiyor. Bir yudum su iciriyor. 'İyi misiniz?' diye soruyor, sizse aceleci bir sesle tesekkur ediyorsuniz. Bir an once kalkip yola devam etmek niyetindesiniz. Durmaya zaman yok, burasi İstanbul.

Sonra bir bina cikiyor karsiniza. Betona bogulmus bir sokakta digerlerinden apayri duruyor durdugu yerde. Camdaki eski ve kirli perdelere bakiyorsunuz. Duvarindaki taslarin dokusuna bakiyorsunuz. Ne kadar zaman daha bakabileceginizi hic bilemeden oylece bakakaliyorsunuz. Eh, burasi da İstanbul.

Hepsi İstanbul.

Hiç yorum yok :