Miles'ın Ruhuna Müzik

Hiç yorum yok
İstanbul Caz Festivali'nin bu seneki programı açıklandığından bu yana merakla beklediğimiz 'Tribute To Miles' konser serisinin dünya prömiyeri yaz aylarının en muhteşem konser mekânlarından biri olan Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda dün akşam gerçekleşti.

Cazseverler bilirler, Marcus Miller'ın içerisinde olduğu her projenin kendisine özgü bir sıcaklığı ve neşesi olur. Sahnenin küçük bir konser salonunda ya da büyük bir alanda kurulmuş olması farketmez, Marcus en ön sıradaki dinleyiciden en arka sıradakine kadar herkesi hipnotize eder ve müziğine odaklatır. Tabiri caizse 'şeytan tüyü' olan müzisyenlerdendir. Tek başına böyle bir etki yarattığı yetmezmiş gibi yanına Herbie Hancock, Sean Jones, Wayne Shorter ve Sean Rickman'ı da alınca dün akşamki konser İstanbul Caz Festivali'nin 'unutulmazlar' hanesine yazılmış oldu. Tabii bütün bu isimlerin yollarının kesiştiği unutulmaz ve yüceler yücesi Miles Davis...

Marcus Miller ve 'arkadaşları', her zamanki gibi ve de tam da Miles Davis'in arzu edeceği gibi deneysele kaçarak, İstanbul dinleyicisinin çoşkusuyla notaları enerjikleştirerek orjinal kayıtları birebir çalmaktan uzak bir performans sergiledi. Marcus Miller kalkıştıkları zor işi şöyle özetliyordu sahnede: 'Hiçbir zaman geçmişe bakmayan bir usta için nasıl hürmet konseri yapılabilir? Elbette ki dâhilerle. Dâhi 1: Herbie Hancock. Dâhi 2: Wayne Short."

Biletleri günler öncesinden tükendiği için iki defa ayakta biletlerin satışa çıkarıldığı konserin gerçekleştirdiği Açıkhava Tiyatrosu'nda oturacak tek bir boş sandalye bile kalmadığını belirtmekte fayda var. Miles'ın zaman zaman sertleşen ve hızlanan ritimlerine sonuna kadar katlanamayan dinleyiciyi görmezden gelirsek, grubun bise çağrılması dâhi son derece içten ve uzun zamandır bir dinleyici olarak rastlamadığımız kadar coşkuluydu. İstanbul'u sık sık ziyaret ediyor olmalarının (özellikle Herbie Hancock ve Marcus Miller neredeyse buralardan mülk alacak kadar tanıyorlardır şehri) aşinalığıyla dinleyicinin hoşlanacağı türden jestlerle güzelleştirdikleri sahneden gülümseme ve iyi müzik eksik olmadı. Üzerine multi-enstrümanist Marcus Miller'ın bass ve klarneti konuşturmasının zevki eklenince öksürmekten bile imtina ettiğimiz bir konser dinlemiş olduk.

İstanbul Caz Festivali, Bon Jovi konseri nedeniyle bir gün nefes alıyor ve bugünlük dinleniyor. Yarın (9 Temmuz) ise yeni yeni konser mekanı olarak kullanılmaya başlananan Haliç Tersanesi'nde 'A Strange Place For Jazz' konseriyle devam edecek. Yeri bir caz konseri için alışılmadık olabilir, ama kadro sağlam: Dan Berglund’s Tonbruket, İlhan Erşahin’s Love Trio feat. Arto Tunçboyacıyan, Randy Brecker/Bill Evans Soulbop featuring Medeski Martin & Wood. Kaçıran üzülür.

Hiç yorum yok :