Noisettes: Ritmi Bozmamak Lazım!

Hiç yorum yok
Freshtival'in bu seneki programı açıklandığından bu yana kafamızın içinde sürekli yankılanan bir cümle var: 'Noisettes İstanbul'da konser verecek!' Her konser sezonu başında 'keşke gelip burada konser verse' diye içimizden geçirdiklerimiz içinde ilk 20'ye rahat girecek olan Noisettes'i neden bu kadar seviyorsun sorusuna herkes farklı bir yanıt verebilir, ama benim yanıtım belli: 'Her Noisettes şarkısını en az 2'şer defa dinlemeden duramıyorum!' Siz artık beni tanıdınız, takıntılı bir insanım. Bir albüm benim müzikçalarımda günlerce dönüyorsa, iyi müzik standartlarıma uymuş demektir. 

Sene 2007. Noisettes'in 'What's The Time, Mr. Wolf' albümünün çıkış tarihi. Aynı zamanda benim ayağıma dolanan tek dersi verip üniversite yıllarına son noktayı koymam gereken zamanlar. Müzikçalarımda kuzu kuzu yatan ve yumuşak melodiler istediğimde imdadıma koşan caz ve soul albümlerinin yanında zaman zaman ortaya çıkan punk ruhuma uygun albümler de sırasını bekliyor. Sabah uyanıyorum, çantamı kapıp soğuk havaya çıkıyorum ve kulaklıkları takıyorum. The Clash, Ramones, Siouxsie Sioux, PJ Harvey, Sinead O'Connor, Japan, The Smiths, Yeah Yeah Yeahs, The Dandy Warhols şarkılarını birbiri ardına dinleyerek okul yolunu yarım saatte alıyorum. Sınav dönemi playlistim daha arıza parçalardan oluşuyor. Gazı kökleyen, asileştiren, enerjiyi tavan yaptıran şarkılar arasında Noisettes'den 'Don't Give Up' da var.


Sene 2011. Jean üzerine t-shirtün yerini elbise üzerine hırka-ceket alıyor. Radyoda 'Soldier Of Fortune' dinlerken 'Sometimes I feel getting older' kısmına geldiğinde içlenmeler başlıyor. Gece konserlerde zıp zıp dansettikten sonra Tünel'den meydana yürürken kas ağrısından topallamalar, bel sancısından kıvranmalar yaşanıyor. 'Çok çalışıyorum, hiç zamanım yok' lafı sık duyulup, ediliyor. 'Yaş almak böyle bir şey herhalde' deniyor, geçiş döneminin sancılı güzelliğine kaptırılıyor. Bütün bunlar olurken, bir Noisettes şarkısı çalıyor: 'Every Now and Then'.
 
Bilmem, siz öyle misiniz? Ben her albümünde olgunlaşan, farklılığını hissettiren müzisyenleri severim. Noisettes de öyle. Henüz iki albümleri var ama 2007'de çıkan 'What's The Time, Mr. Wolf' türler arasında dolanan, daha asi ruhlu ve yüksekten uçan bir albümdü. 2009 yılında çıkan ve bu satırların yazarının takıntılı bir şekilde dinlemekten vazgeçemediği 'Wild Young Hearts' ise sakinliği ve olgunlaşmış şarkı sözleriyle akılda kalıyor. İki albümün ortak noktası ise uyumlu sesiyle iki albümü de akılda kalır kılan Shingai Shoniwa. Vokalin bir grubu rezil de, vezir de edebileceği gerçeği Shingai Shoniwa'nın Noisettes'i taşıdığı nokta mevzu bahis olduğunda 'olumsuz söz söyleyeni şeytan çarpar' yorumuna dönüşüyor. Cazdan indie rocka, souldan punka her telden çalabilen bu etkileyici ses, Noisettes'in tek türe bağımlı kalmadan müzik yapabilme alamet-i farikasının en başlıca sebebi. Üstelik şu ana kadar izlediğimiz canlı konser kayıtları da Noisettes'in sahne ışıklarının pek parlak olduğu düşüncesini pekiştirdi. Shingai Shoniwa'nın gençken sirk sanatları eğitimi aldığı ve sahne gösterilerinde eteğindeki tüm taşı döktüğü de kulağımıza gelen dedikodular arasında. Daha ne olsun?Noisettes, 28 Mayıs Cumartesi günü Freshtival kapsamında İstanbul'a yazı getirecek en güzel konseri verecek. Geri sayım başlamışken; sıradan Don't Give Up, Bridge To Canada, Scratch Your Name, Never Forget You, Every Now and Then, Atticus arka arkaya dinlenir. Üzerine Don't Upset the Rhythm ve Yeah Yeah Yeahs şaheseri Dragon Queen ile disko topu parlatılır.


Dinleme Noktası
 
Noisettes - Every Now And Then 

 

Noisettes - Atticus  

 

Hiç yorum yok :