Piano Magic Sizi Hiçbir Şeyden Korumaz, Sessizlik Hariç

Hiç yorum yok
Bazı müzisyenler ve müzik grupları vardır ki, ana akımın ötesinde farklı bir müzik icra ederler ve müziğe tutkunluk derecesinde bağlı dinleyiciler tarafından bilinip, takip edilirler. Piano Magic işte bu tanıma uyanlardan. 2007 yılında Radar Live'de güneş daha yakıcılığını kaybetmemişken sahneye çıktıklarında karşılarında sıcaktan mı, yoksa müziğin yarattığı atmosferden mi etkilendiklerini bilmeyen ama her hallerinden Piano Magic'i canlı dinledikleri için mutlu olduklarını belli eden bir dinleyici grubu vardı. Radar Live'dan sonra arayı uzatmadan bir kış gecesi yeniden gelip Babylon'u melankoliye boğduklarında ise sevenleri biraz daha fazla olsa da, iğne atsanız yere düşmeyecek bir performans gecesinden çok daha farklı bir kalabalık vardı. Üçüncü konserdeyse ilk iki konsere de rahmet okutacak bir dinleyici güruhu sahne önünde toplanmış ve Piano Magic'in büyüsüne kapılmaya çalışıyor olsa da, bir kısım gevezenin varlığı rahatsızlığa sebep olmuştu.

Grubun 1996'dan bu güne her geçen yıl çok daha fazla dinleniyor oluşu tesadüf değil elbette. Zira karşımızda on adet müstesna albüm ve onlarca EP ile rüştlerini ispatlayıp olgunluk dönemine adım atmış çok çok iyi bir müzik grubu var. Elektronikten neo-klasiğe, alternatif müzikten post rock'a türler arasında uzun yol yapan ve insanı karanlık sokaklarda kafası bidünya bırakıp giden Piano Magic, notalardan sinema filmi çekiyor desem, abartmış olmam. Bana göre Piano Magic'in alamet-i farikası, Glen Johnson adındaki ademoğlu. Piano Magic mi Glen Johnson'ı böyle nev-i şahsına münhasır kıldı, yoksa Piano Magic mi Glen Johnson'dan etkilenip gönlün bam teline bu kadar incelikle dokunan bir grup oldu diye düşünmek artık işi biraz tavuk-yumurta çıkmazına sokmak. Buna takılmaktansa, Piano Magic'in insanı dumur eden müziğini sinematografik sözlerle bezeyen, bu da yetmezmiş gibi bir de o sözlere nefes veren kişi olduğunu hatırda tutmak çok daha yararlı. Zaten grubun geçirdiği 15 yılın sonunda eski ekipten gemiyi terketmeyen kaptan misali bir tek o kaldı. Ekip üyeleri zaman zaman değişse de, Piano Magic arşivlere Writers Without Homes, The Troubled Sleep of Piano Magic, Disaffected, Part Monster ve Oviations albümlerini ve bu albümlerden birer hayalet gibi süzülüp insanı mest eden Music Won't Save You From Anything But Silence, Luxembourg Gardens, Love & Music, You Can Hear The Room, I Must Leave London, Your Ghost, The Blue Hour ve You Never Loved This City gibi şarkıları hediye ettiler ya, artık ölseler de gam yememeleri lazım.

Bu yazıyı yazarken 2009 tarihli Oviations albümünden You Never Loved This City'nin sanırım 42 küsürüncü defa çaldığını söylememde fayda var. Anlayacağınız üzere, benim gibi dinazor mizaçlı ve takıntılı müzik dinleyicileri için Piano Magic biçilmiş kaftan; zira seyirlik değil, ömürlük müzikleriyle hayatımızda hep kalacaklarını çoktan kanıtladılar. Şimdi eski ya da yeni dinleyicileriyle İstanbul'da dördüncü defa buluşmak için gün sayıyorlar. Yeni randevunun yeri yine Babylon, tarihi ise 22 Nisan Cuma. Bu sefer dümende, gitarda ve vokalde Glen Johnson, gitar ve perküsyonda Franck Alba, davulda Jerome Tcherneyan ve bas gitarda Alasdair Steer sıralamasıyla sahnedeler. (laf aramızda bir kez yaz, bir kez kış ve iki kez de ilkbahar mevsiminde temaşa eden Piano Magic, ilerleyen zamanlarda bir de sonbahar konseri yaparsa İstanbul'un dört mevsimini görmüş olacak. Bu da benden size ziyadesiyle gereksiz bir bilgi.)

Özet; Piano Magic. Konser. 22 Nisan. Babylon.

Dinleme Noktası

I Must Leave London

You Can Hear The Room

You Never Loved This City

Hiç yorum yok :