Sen Öğrenci Ol, İstanbul Öğretmen...

Hiç yorum yok
S6300707
Dün 'How I Met Your Mother'ı izliyordum. Diziyi 'Ne yapmadan tam manasıyla New York'lu sayılmazsın?' sorusu üzerine kurmuşlardı. Sözgelimi, Robin Kanada'dan geleli 6 yıl olmasına rağmen bir kafede otururken Woody Allen'ı hiç görmemiş, trafiğe takılmadan bir yerden bir yere gitmenin en zahmetsiz yolunun metro olduğunu anlamamıştı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, zavallıcık metroda kalabalığı umursamadan hıçkıra hıçkıra ağlamamıştı bile. Kanadalı olduğu için dalga geçilmesi yetmezmiş gibi, gerçek bir New York'lu olarak da kabul edilmiyordu. Bölümün sonunda Robin Woody Allen'ı bir kafede görmek dışında tüm aşamaları geçerek gerçek bir New Yorker olarak nihayet kabul görüyordu.

Aynı sorunun cevaplarını İstanbul için düşündüm. Sahi, İstanbullu olmanın olmazsa olmazları neydi? Mesela, kırık bir kaldırım taşına takılıp kan oturacak şekilde ayağını burkmadıysan, ikramiye çıkmayacağını bile bile her özel günden önce Nimet Abla gişesinde kuyruğa girmediysen, metrodaki 'sarı çizgiyi geçmeyiniz' yazısını alnına yapıştırıp etrafına uyarı işareti çakmak hiç istemediysen, yağmurun bardaktan boşalırcasına yağdığı bir gecede sırılsıklam ıslanman yetmiyormuş gibi bir de şemsiyeni otobüs durağında unutmadıysan, bindiğin minibüs sıkışık trafikte direksiyonu benzin istasyonuna kırıp boş yolda 100 mt. gitmeyi marifet saymadıysa, sadece iki adım kalmışken vapuru kaçırıp, ardından hüzünlü bakışlarla el sallamadıysan, herhangi bir sahil kenarında durup, sisten görünmeyen öte yakayı seyretmediysen, susamların mideni yakacağını bile bile ofis hengamesine karışmadan önce derin bir nefes alır gibi Beşiktaş simidi alıp yemediysen, çakma saat satan Afrikalı göçmenle pazarlık etmediysen, iyi meyhane dediğinin otlu meze olmadan olmayacağını bilmiyorsan, elektroniğin ucuzunun nereden alınacağını keşfetmemişsen, dolmuşta arabesk dinlemediysen, metrobüste sağ kalmanın yolunu öğrenemediysen, Perşembe'den Pazar'a Asmalımescit'e paralel boş sokakları ezberlememişsen, istemenin her zaman başarmak demek olmadığı gerçeği kafana dank etmediyse ya da bu gerçeğin ansızın İstanbul'un bir duvarında karşına çıkabileceğini öngöremiyorsan...

Sana tavsiyem odur ki, ben sapına kadar İstanbulluyum ve bu şehri avucumun içi gibi bilirim deme. Otur ve mütemadiyen sürecek bir öğrenciliğin keyfine var, öğretmenin İstanbul.

Hiç yorum yok :