Şaka Gibi

Hiç yorum yok
Nezih Kitapevi'nde Metis'in 2011 ajandasının yasaklanmasının ardından, şimdi de D&R zincirinin Bir+Bir dergisinin satışını durduracağı haberi yayıldı. Bir+Bir konu ile ilgili "Şaka Gibi" başlığıyla bir basın bülteni yayınladı. Aynen aktarıyoruz;

Milan Kundera’nın “Şaka”sında romanın kahramanı sevgilisine tek cümlelik bir kartpostal yazar: “İyimserlik halkın afyonudur.” Ve başına öyle bir çorap örülür ki, Kafka’nın “Dava”sı hafif kalır.

Türkiye şaka gibi davaların ülkesi. Üstelik bunlar ne Kafka’nın ne de Kundera’nın havsalasının alacağı sonuçları olan davalar. Hayat karartan, hatta ölüme götüren davalar. Son bir haftada televizyonların anahaberlerine, gazetelerin birinci sayfalarına konu olanlara bakmak yeterli: Devrimci Karargâh, Hırant Dink, Pınar Selek…

Bir+Bir’in başına gelen bu ummanda bir katre sadece. Ama o katreye bakıp büyük resmi görmek mümkün.

Başbakanın linç girişimlerini haklı gösteren sözlerini hatırlayalım: “Vatandaşın hassasiyeti”. D&R yetkilileri de, Bir+Bir’in satışa sunumunu niye yasakladıklarını sorduğumuzda başbakanı yankıladı: “Vatandaşın hassasiyeti…” Daha geçen hafta Kadıköy’deki Nezih kitabevi de aynı gerekçeyle Metis’in 2011 Ajandası’nı raflarından kaldırdı.

Sıradan faşizmin tipik örnekleri her gün kapı çalıyor. Bu hafta biz de kapısı çalınanlardandık: “Bir+Bir dergisi ilk sayfasında yer alan ve İstiklal Marşı ile dalga geçer şekilde uygunsuz şiiri sebebiyle müşterilerimizden haklı tepkiler görmektedir. Yayın bütün mağazalarımızda satışa kapatılmıştır. Yayının acilen dergi raf ve teşhirinden kaldırılması…”

1994’ten bugüne sürdürdüğümüz katışıksız bağımsız gazetecilik faaliyetimizin yayınları olan Bir+Bir’in ve selefi Roll’un ve elbette Express dergisinin okurları gayet iyi bilir ki, “İstiklal Marşı ile dalga geçer şekilde uygunsuz şiir” yazmaya niyetlenecek olsaydık dize seçimimiz çok başka olurdu. Bizim yaptığımız küçük bir şakaydı, okurlarımızla aramızda bir şaka. Zaten söz konusu “İstikbal Marşı”nın başında şöyle demiştik: “Çıkar çıkmaz çıkan neşriyat olarak ocak sayısını neşredemedik, telafi mahiyetinde ocaklı bir marş verelim.”

Okurlarımıza Mehmet Akif’in kalıplarıyla yazılmış bir özür mektubuydu –hepsi bu. Dalga da vardı tabii. Kendimizle dalga geçiyorduk ve bu dalgaya en müsait kalıp olarak aklımıza Mehmet Akif’in dizeleri düştü. Ayrıca, okul sıralarından geçmiş herkes bilir ki, İstiklal Marşı’nı tornistan etmek sıradan bir espridir. O sıradan espriyi okurlarımıza küçük bir tebessüm olsun diye yapmıştık. Sonrası tam bir şaka oldu. Ummanı gösteren bir katre.

Ne demişti Kundera’nın kahramanı: “İyimserlik halkın afyonudur.”

Ama yine de, Eduardo Galeano’nun naklettiği Bogota’daki duvar yazısının dediği gibi, “karamsarlığı daha iyi günlere saklayalım”. Ve bu gündelik faşizme pabuç bırakmayalım.

Hiç yorum yok :