Arabaların Tersine Trenler Dünyanın Arka Tarafına İlerler...

Hiç yorum yok
Hemzemin geçitleri, birkaç şehri birbirine bağlayan kavşaklar, küçük kasabaların güzel istasyonları, tren şefleri, makinistleri, demiryolu işçileri... Defalarca görüp geçseniz de her mevsimde ayrı renge bürünen dağların-ovaların arasından geçmek, yorulunca uykuya dalmak, belki rüya görmek... Şehirler trenle başlayıp trenle bitiyor benim için, içinden tren geçen şehirleri daha bir seviyorum.

Belki trenlerle bu kadar haşır neşir olmaktandır, içinden tren geçen filmleri ayrı severim. Bundandır ki, İstanbul Film Festivali'nde Şeylerin Boktanlığı gibi nefis bir adla gösterilen ve Altın Lale Ödülü'ne layık görülen, ancak vizyona her nedense Çölde Kutup Ayısı gibi saçmasapan bir adla giren De Helaasheid Der Dingen'i çok beğendim. Nev-i şahsına münhasır kişiliğini nev-i şahsına münhasır ailesinden alan kahramanımız Gunther'in trenlerle ilgili söylediklerine katılmamak ne mümkün?

'Hayatımızın içinden akıp giden tren yoluna devam ediyordu. Ancak trenleri bir çok nedenden dolayı affedebiliriz. En basiti, o bir trendir. Arabaların tersine trenler dünyanın arka tarafına ilerler. İstasyona yakın kenar mahalle evleri diğerlerinden biraz daha iyidir. Ama raylarda ilerlerken yalnızca kötü halde olanları görebilirsiniz. Hiçbir araba yolculuğu bir memleket hakkında tren yolculuğu kadar fikir veremez. Bahçelerimize, çatı katımıza ve barakalarımıza bakarsınız. İplerde kuruyan iç çamaşırlarımızı görürsünüz. Bahçe süslerimize, kerevizlerimize, pırasalarımıza ve tuğladan yapılma barbekülerimize bakarsınız. Flaman topraklarında boy gösteren, mahkeme kararınca onaylanmış ama tadı olmayan otları ağır ağır yiyen inekleri görürsünüz. Rayların kenarındaki yere sabitlenmiş tozlu ve mermer granitlerin sevdiklerinizin son durağı olan yeri simgelediklerini görmek istiyorsanız trene binin.'

De Helaasheid Der Dingen, yani o güzelim adıyla Şeylerin Boktanlığı, geçtiğimiz hafta vizyona girdi ama sadece bir sinemada ve iki seansta gösterimi yapılıyor.

Hiç yorum yok :