Bugün Unutulmaması Gereken Çok Şey Var

Hiç yorum yok
Yasemin Ortala 11. İstanbul Bienali'nden bir yerleştirme

Bugün 25 Kasım. Nam-ı diğer Kadına Karşı Şiddete Hayır Günü. Radikal Gazetesi bir haber yapmış. Haberde 'Türkiye’deki kadınların, yüzde 41.9’u fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor. Kadınların yüzde 48’i uğradığı şiddeti kimseye anlatamıyor. Şiddet ne ekonomik düzey dinliyor ne de eğitim seviyesi. Ve araştırmalara göre, şiddet kadının hayatına bir kere girmişse mutlaka devamı geliyor. ' deniyor. Bu bilgiler, Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve AB’nin desteği ile Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nce 24 bin 48 hane ziyareti ve 12 binden fazla kadınla yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilen bir araştırmadan. Araştırmada yer alan şu bilgi çarpıcı: 'Şiddet yaşamış kadınların yüzde 33.7’si ‘hayatına son vermeyi düşündüğünü’ söylüyor. Düşük ve yüksek gelir grubunda bu fikri aklından geçiren kadın oranı aynı, yani yüzde 34.6.' Lütfen okuyun bu haberi. Hatta gün boyunca haberin olduğu gazete sayfası ya da internet ekranı önünüzde olsun. Açık olması ne işime yarar demeyin. Kadına, erkeğe, eşcinsele, hayvana, çocuğa yapılan ayrımcılığı, istismarı, sömürünün aslında aynı kapıya çıktığını unutmamak, unutturmamak gerek.

Unutulmaması gereken başka şeyler de var. Hıncal Uluç'un 'Fatmagül'ün Suçu Ne?' dizisinin üzerinde dönen tartışmalar üzerinden tecavüze uğrayan kadınları güya savunurmuş gibi yapıp tecavüzün sıradanlaşmasını, one night stand bile kabul edilebilmesini filan savunduğu o korkunç yazı mesela. Böylece herkes tecavüzü konuşurmuş meğer. Herkes tecavüzü konuşursa kadınlar o kadar utanmazlarmış. Öyle dedi ya Uluç. Yani bir kadının uğradığı tecavüz ne kadar çok mahallenin diline düşerse, ne kadar çok gazetelerde yazılıp çizilirse, 'Gerçek Kesit' türevi programların diline ne kadar çok dolanırsa o kadar normalleşirmiş. Kadın kendini daha güçlü hisseder, yalnızlık duygusunu yenermiş. Tecavüz 'tek gecelik ilişki' statüsüne inermiş. Miş miş miş. Çok seksist, saçma ve her kadının fantezisi tecavüz saçmalığından yola çıkmış bir yazıydı, unutmayın. Pınar Selek'i unutmayın bir de. Cihangir'deki Ülker Sokak'ta travestilere ve transseksüellere karşı uygulanan şiddeti anlatan 'Maskeler, Süvariler, Gacılar' kitabıyla anımsayın Pınar'ı. Sosyoloji alanındaki çalışmalarıyla parıltılar saçan bir bilim insanını çatır çatır yiyen, sindirmeye çalışan, onlarca insanın ölümünün günah keçisi yapan otoriteye rağmen, Pınar'ın 'hala umudumuz var' deyişini yazın aklınıza. Pınar'ı onun makalelerini, kitaplarını ve araştırmalarını okuyarak tanımaya çalışın. Hukukun, devlet otoritesinin yapamadığını siz yapın. Pınar'ın müebbeti vicdanınıza bir başka yük olsun. Pınar'ı okuyun, tanıyın, o zaman hak mücadelecisi bu güzel insanın bir yerlere bomba koyup cinayet işlemek bir yana, karıncayı bile incitemeyeceğine olan inancınız tazelensin.

Bugün 25 Kasım. Kadına Karşı Şiddet ile birlikte hatırlanması gereken çok şey var. Kendini erk sahibi sananın aşağı gördüğü üzerinde uyguladığı şiddeti ne kadar tartışırsak, o kadar iyi.

Ek; Açık Radyo'da Hikayenin Kadin Hali programında Yasemin Oz ve Nil Mutluer Pınar Selek davasını konu ediyor. Pinarın da telefonla katılacağı program 15.30'da 94.9 frekansında. Zamanınızı esirgemeyin ve Pınar'a kulak verin lütfen.

Hiç yorum yok :