Kirlenme Başladı...

Hiç yorum yok
Kadıköy2
Duş alıyorum mesela. Mis gibi kokan tarçınlı-zeytinyağlı sabunum, lif, ve sıcak su. Az sonra vücudumdan boşalacak teri, türlü pisliğe bulaşacak tenimi, tıkanacak gözeneklerimi bile bile nefesimi tıkayana kadar buhara buluyorum banyoyu. Sonra soğuk suyla cila çekiyorum. Ölü saçlarımı su giderinden toplayıp, kendimi serinliğe atıyorum.

Duşun ardından gelen o tazelik hissi uzun sürmüyor. Tertemiz saçlarım bir anda önünden homurdanıp geçen otobüsün dumanına boğuluyor. Elim yüzüm türlü boka püsüre bulanıyor. Duştan çıktıktan sonra banyonun dışına adım attığım an söylediğim şeyin 'Kirlenme başladı...' olması titizlikten değil. Temizlik hissinin uzun sürmemesi, hiçbir şeye ama hiçbir şeye gerçek anlamıyla sahip olmadığım ve olamayacağım duygusunu tetikliyor. Zaman zaman asabımı bozan konformistliğimi yüzüme çarpıyor.

Temizlik maddecilerinin ortaya attığı 'Kirlenmek güzeldir" mottosu geliyor usuma. Hepimiz nasıl bir güzel üzerine atlamıştık, değil mi? Çünkü bunu dediğimizde cesaretli, gözümüzü budaktan sakınmayan, sonucu ne olursa olsun eyleme geçen en kahraman Rıdvan oluyorduk. Birileri en insani ve kalbi duygularımıza oynuyordu, bizi gaza getiriyor, kendimizi tam çamurun ortasına atmamızı sağlıyordu.

Sonunda temizleyecek bir madde olduğunu bilerek çamurun ortasına atlamak kolaydı tabi.

Hiç yorum yok :