When Ezgi Meet Faithless

1 yorum
Dünya gözüyle Maxi Jazz.

Dün akşam Faithless konserinde Maxi Jazz'ın göbek kaslarına hayranlık dolu bakışlar attığım, Sister Bliss'in sempatikliğine şaştığım, bass'ını ensesinde, göbeğinde, bacağında konuşturdukça konuşturan Dave'e (okuyucu burada beni kafasından kocaman kalpler çıkan ve baygın bakışlı bir Piyale Madra çizgiliği olarak hayal edebilir) çarpılıp fotoğraf makinamın objektifini sürekli O'na doğrulttuğum, Insomnia'da papuçları bir kenara atıp çıplak ayaklı kontes misali dans ettiğim, Maxi Jazz'ın düşük bel pantolonu aşağıya doğru kaydıkça bir "kaza" oluvermesini umud ettiğim, Maxi Jazz "Not Going Home, Come with me!" diye seslenince "Bekle geliyorum!" diye çığırdığım, eve dönünce de konser biletimi üzerine "Faithless vücudumdaki tüm hücreleri nefis müziğiyle doldurdu, üstelik yüzümün kızardığına bakılırsa kanımdaki oksijen miktarı da artmış olmalı!" notunu düşüp en sevdiğim not defterimin bir sayfasına yapıştırdığım söyleniyor. Hayal meyal hatırlıyorum ama tüm bunlar elbette doğrudur. Aslında Dave'e fena çarpıldığımı pekala hatırlıyorum.

İşte bu da Dave. (kalpler, kalpler, kalpler...)

Dün geceye dair kesin olarak hatırladıklarımsa, 6 sene sonra İstanbul sahnesine dönen Faithless'ın sisler içinden çıkarak konser alanını daha ilk şarkıdan itibaren ateşe verdikleri, dinleyicinin ayak tırnağından tepesindeki saç kılına kadar müzikle sarmalandığı, Happy, God is a DJ, Insomnia, Mass Destruction, What About Love, Salva Mea, Not Going Home'un birbiri ardına sıralandığı, hemen yanı başımda "Float like a butterfly, sting like a bee" yazan t-shirt giymiş bir dinleyici görmem, akabinde de Faithless'ın Muhammad Ali'yi çalarak tesadüfün dibine vurması, gecenin sonunda We Come 1 çalarken istinasız herkesin işaret parmaklarını havaya kaldırıp "yok aslında birbirimizden farkımız" dercesine sessiz, ama aslında çok güçlü bir sesle bağırması, konser alanında son zamanlarda gördüğüm en nefis dinleyici kitlesinin Faithless'ın 7. üyesi olarak 17 Temmuz 2010 Faithless İstanbul Konseri'ne damgasını vurmasıydı.

Uzun lafın kısası, Faithless İstanbul'da "ay bir eğlendik, bir eğlendik"in ötesinde bir dinleti sundu orada bulunanlara. Öyle ki, bir başka konser hakkında yorum yapılırken Faithless'ın damakta bıraktığı rayiha bir nevi standart olarak kabul edilecek ve ister istemez kıyaslama yapılacak.

Dip Sos: Bu yazıyı sabah okuyanların Harry diye birine aşık olduğumu gördükleri doğrudur. Faithless'ın blogunda benim adamın adının Dave olduğunu gördüm. When Ezgi meet Harry esprim yalan oldu, o film romantikliği uçtu gitti. Yine de Dave...(kalpler, kalpler, kalpler...)

1 yorum :

ceydafalay dedi ki...

Tek üzüntüm erken bitmesi oldu...
Bizim ekibe yetmedi...