Hayat Ne Tuhaf... Vapursuzluk Filan...

Hiç yorum yok
Haliç Tersanesi
Sene 2010. İstanbul "Avrupa Kültür Başkenti" olmuş. 555 yıldan beri yaşamımızda olan Haliç Tersanesi'nde DAAU konserine gidip enfes müzikler dinlemişiz. Başımızın üzerinden uçan kırlangıçlara, martılara bakıp "iyi ki bu şehirde yaşıyoruz" demişiz. DAAU, "Requem For A Dream"i çalarak son noktayı koyduğunda akşam karanlığı çökmüş...

Dilimizde "Haydi Abbas, vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam" dizeleriyle Galata Köprüsü'nde buz gibi biramızı yudumlamışız. Akşam geceye kavuşmuş. Evimize gitmek üzere vapur iskelesine yürümüşüz.

Ne olduysa bundan sonra olmuş. Bir yaz günü, saat 12'yi yeni vurmuşken iskelenin kapı duvar olduğunu görmüşüz. Motor bulamamışız. Tramwaya binmek isterken, 2 dakika önce önümüzden kıvrıla kıvrıla geçenin sonuncu olduğuna hayretle bakmışız. Bir yaz günü için, kendine "kültür başkenti" diyen bir şehir için çok da acayip olmayan bir saatte Karaköy'e yürümüş, burada da inlerin cinlerin çift kale maç yaptığını görmüşüz. Pes edip, bir taksiye atlayarak Beşiktaş'a kendimizi dar atmışız.

Hata bizde. IDO'nun websitesine girip Eminönü'den kalkan son vapurun 21:10'da, Karaköy'den kalkanın 00:00'da olduğunu öğrenmeden evden çıkmışız. Tam 555 yaşında bir tersanesi olan bir canım şehirde deniz yolunun içler acısına söylenmeden nefis bir akşam geçirmişiz. Ayağımız bir aracın çelik tabanına değil, vapurun ahşap tabanına bassın istemişiz. Heyhat! Artık son vapurlar çoktan demir almış limandan da, arkasından mendil sallayanı bile kalmamış.

Yıl 2010'muş. İstanbul, Avrupa'nın Kültür Başkenti olmuş. 555 yaşında bir tersanesi olan şehirde Eminönü'nden, Sirkeci'den en son vapur 9'da, Karaköy'den ise 12'de kalkarmış. Boğaz hattının durumu içler acısıymış. IDO, vapurların azaltılmasıyla ilgili sorulara "ama binen yok" gibi trajikomik bir yanıt verir olmuş. Şehirliye ulaşım hizmeti sunmakla yükümlü olduklarını unutmuş, müşteri yerine koymuşlar. Heralde insanlara 12'den önce evinize gidip, kırın bacağınızı oturun demek istemişler.

Öyle yağma yok değerli yerel ve genel yönetimler. Pek sayın işletmeciler. Siz İstanbul'un güzelim mekanlarını kültürel etkinliklere tahsis ediyorsanız, daha da önemlisi eğer biz bir deniz kentinde yaşıyorsak, siz vapurları bizden alıp korkunç vergiler aldığınız karayoluna mahkum edemezsiniz.

İzin vermiyoruz buna. Vapurlarımızı talep ediyoruz.

Hiç yorum yok :