Yar bana bir İstanbul bey"Efendisi"

Hiç yorum yok
Babaların tek derdi, gözleri arkada kalmayacak hayırlı bir kısmet bulup, kızlarını –günümüzde bir hayli sulandırılmış- evlilik müessesine kapağı atmalarına vesile olmak. Bu durum şimdi de böyle , geçtiğimiz yüzyılda da, hatta ondan öncesinde de..
Bir zaman makinasına atlayıp Lale Devri sonrası İstanbul’una uçalım. Aklını yıldızlarla, cinlerle perilerle bozmuş “İstanbul Efendisi”nin, biricik oğlunun aklına mukayyet olmak , biricik kızının da gönlüne yön vermek için de yine yıldızlara bel bağladığı İstanbul’dayız..İstanbul Efendisi, İstanbul’un kadısı, günümüzün belediye başkanı..İstanbul Efendisi ve oğlu İrfan akıllarını fallara, burçlara öyle bir takarlar ki, bu merak onların Afet Hanım ve ekibinin oyunlarının kurbanı olmalarına neden olur.
İstanbul’un çok kültürlülüğünü bir kez daha gözler önüne seren bu oyun gerek dekor tasarımı, kostümleri , gerek müzikleriyle ve elbette enfes oyunculukları ile göz dolduruyor.

Müzikle dansın iç içe olduğu, Kalenin Bedenleri’nden, Çile Bülbülü’e kadar birbirinden güzel türkünün seslendirildiği “İstanbul Efendisi”nde Engin Alkan Musahipzade Celâl’in çalgılı, sazlı sözlü bu hicvinin yalnızca başrolünde değil, yönetmenliği koltuğunda da oturuyor. Diğer dikkat çeken oyunculuklar ise Mahperi Mertoğlu , Sevinç Erbulak Midyat, Çağlar Çorumlu ve Zafer Kırşan’ın yüreğinden çıkıyor.

İstanbul Efendisi’nin oğlu İrfan’ı canlandıran Çağlar Çorumlu’nun , müzikalde zihnime mıhlanan en güçlü isim olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

9 Nisan Cuma gecesi Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izlediğim müzikal, bugün (11 Nisan) sezonun son oyununu sergileyecek.

Hafta başlamadan üstünüze çöken stresi 3 saatliğine de olsa üzerinizden atmak isterseniz, pazar akşamı yapılabilecek en keyifli etkinliğin bu olacağını söyleyebilirim.

Eğer bu sefer de kaçırırsanız, gelecek sezon da yakalamak için bir fırsatını bulunuz.

Fotoğraf makinamı yanımda taşımadığımdan bu kez fotoğraflar, Tiyatro Dünyası.com'dan..

Hiç yorum yok :