Araştırmacı Ruhumu Seveyim

Hiç yorum yok
Cumartesi akşamı Pazar sabahına bağlandı bile. Gözüm ekranda, Barcelona-Real Madrid maçında. Bir yandan da "yeni bir şeyler bulsam da dinlesem" diye darı arayan tavuk gibi internet sularında eşelenmekteyim. Araştırmacı ruhumun gözünü seveyim, buldum da: Olafur Arnalds. Güzel insanlar ve güzel müzisyenler diyarı İzlanda'dan gelen, kafa kağıdında yazan doğum tarihi ile (1987) fena kıskandıran, insanın içine uzun bir kuraklıktan sonra yağmur yağmış da ortalık serinlemiş gibi bir his bırakan bir müzik insanı imiş kendisi. Ayağa kalkıyor ve selamlıyorum, hoşgeldin müzikal dünyama Olafur, kendine oturacak bir yer bul ve keyfine bak.

Ben de şu araştırmacı ruhuma biraz methiye düzeyim. Sayesinde dün akşam orada burada kitap karıştırırken Yorgos Theotokas'ın "Leonis: İstanbul Hatırası 1914-1922" kitabını buldum. Mephisto'da ucuzluk sepetinden "Lost in Translation" ile "La Mome" DVD'lerini arşive kattım.Yeşilçam Sineması'nda "Başka Dilde Aşk"ın gösterime girdiğini, Galatasaray Lisesi'nin arasındaki sokaktan aşağı ilerlerken bir kırtasiye dükkanının vitrininde nefis bir Carousel / Atlı Karınca'nın döndüğünü gördüm. Bir gecede elli kare fotoğraf çektim, hem azar işittim, hem kendimi sokaklarda kaybettim.

En nihayetinde hayatı algılama şeklime bir kere daha şapka çıkardım, anayoldan sürekli saptığım için kendime kokulu öpücükler yolladım, sonra kendimle bu kadar münasebet sıktı, maç bitti, Barcelona yendi, ben de gece lambamın ışığına doğru koşarak uzaklaştım.

Hiç yorum yok :