9 Mart Salı: Bugün de Yaşıyorum

Hiç yorum yok
Uykuya dalmaya çeyrek saat kala, bugünün programına bakıyorum. Program dediğim, Outlook'tan taşan sıkıcı toplantılar değil elbette. Kimilerine gereksiz gibi gelen, ancak benim olmazsa olmazlarıma dair notlar.

Sabah erkenden uyanma, evden çıkmadan nane-limon buzunu yüze uygulama.(bu şu demek: nane limon pişiriyorum ama içmek için değil. demlenince süzüp buz kalıplarında donduruyorum. donan nane limon buzlarını yüzüme sürüyorum. önce bir üşüme, arkasından dolaşımın hızlanmasından mütevellit hoş bir pembeleşme.) Bir fincan zencefil çayı derken alelacele evden çıkma. Bir gazete bayine uğrayıp "Günaydın, Bir+Bir diye bir dergi çıktı yeni, sizde var mıdır?" diye sorma. Muhtemelen anlamsız bakışlarla karşılaşıp denizotobüsüne ucu ucuna varma. Kabataş'tan füniküler, Kara Tren'den peynirli sandviç, metroya binme, istikamet Maslak. Elde bulunabilmişse Bir+Bir, bulunamamışsa İstanbul Sokakları, 101 Yazardan 100 Sokak kitabım. Müzikçalarda Sade'nin yeni albümü Soldier of Love yahut 88.2 Radyo frekansı döner.

Derken, dakikalar hızla akar, akşam oluverir. Beklerim ki, 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin tam programı açıklansın, websitesindeki yerini alsın. Gün nasıl geçerse geçsin, aklımda hep o minnet: Her şeye rağmen tutunacak bir dal, düşünecek bir konu, öğrenecek bir şey buluyorum. 11.İstanbul Bienali'nde Cengiz Çekil'in yerleştirmesinde söylendiği gibi: "Bugün de Yaşıyorum".

Hiç yorum yok :