"No Reservations" İstanbul'daydı

Hiç yorum yok
Amerika'nın çok izlenen seyahat kanalı Travel Channel'ın en çok izlenen programlarından olan "No Reservations", geçtiğimiz ramazan ayında İstanbul'a konuk oldu. Program kapsamında gurme şef, yazar ve program yapımcısı olan Anthony Bourdain, İstanbul'un çeşitli mekanlarında dolaşarak çeşitli yemekleri tattı ve yapılışlarını görüntüledi. Program, formatı gereği İstanbul'da turistik mekanların dışında kalan ve halkın tercih ettiği yerlerdeki yemekleri tanıttı. No Reservations'un İstanbul ile ilgili bölümü 18 Ocak tarihinde prime time adı verilen en fazla televizyon izlenen zaman diliminde yayınlandı.

Programı Youtube'da yayınlanan videolarından izledim. Genel anlamda dinamik ve İstanbul'un tanıtımı için yararlı olabilecek bir içeriğe sahip olsa da, İstanbul'daki yemek rotasını doğru çizdiğini söyleyemeyeceğim. Çünkü tadılan yemekler ve gidilen mekanların çoğu, İstanbul'un önemli bir parçası olmakla birlikte, İstanbul'un yemek geçmişinde çok da olmayan kırmızı et ağırlıklı Doğu ve Güneydoğu mutfağını anlatıyor. Anlatırken de, bilenlere göre, pek çok hata içeriyor.

Program, ballı börekli geleneksel bir kahvaltı ile açılıyor. Ancak kahvaltıdan hemen sonra hemen lahmacuna geçiş yapılması ve programın genelinde kırmızı et ağırlıklı yemekler sunan lokantalarda tadım yapılması, İstanbul'un yemek kültürü hakkında yeterince bilgi sahibi olan danışmanlarla çalışılmadığı izlenimini bırakıyor. İstanbul'un deniz ürünleri ve dillere destan mezeleri, programın akışında lahmacun, döner ve ıslak hamburgerden sonra geliyor. Mezelerin tadımının yapıldığı bölüm ise, İstanbul'a birbirinden değerli tatları kazandıran Ermeni, Rum ve Yahudi mutfağından yoksun. Meze olarak sunulan tatlar arasında zeytinyağı ile tatlandırılmış otların eksikliği dikkat çekiyor. Eşsiz bir meze olan topiğin yokluğu da vahim bir hata olarak dikkat çekiyor. Artık adı İstanbul ile özdeşleşmiş Lüfer yerine istavrit tava sunuluyor ve deniz ürünlerinden hazırlanmış mezeler menüde yer almıyor.

İstanbul'da Osmanlı mutfağından yemekler sunan Asitane Lokantası'nda ise kavun dolması sunuluyor ancak kullanılan kavunun yerel bir tür olmaması insanın içine oturuyor. Programın belki de en neşeli dakikaları, Anthony Bourdain'in taksi şoförü ile İstanbul'u gezmesi ve akabinde birlikte iftar açmaları. Ancak iftar yemeğinde ise yedikleri şey, dürüm.

No Reservations'un İstanbul'daki turu, İstanbul'un gastronomik açıdan insanın aklını başından alabilecek nitelikteki Pangaltı - Feriköy - Kurtuluş bölgesine uğramıyor. Fatih bölgesinde bir kebapçıya uğranıyor ama hemen yanıbaşındaki Vefa'da boza içilmiyor -ya da çekim yapılıyor ama sonradan çıkarılıyor-. Sulu yemek sunan lokantalar -söz gelimi Borsa Lokantası- es geçiliyor. Kadıköy bölgesi gözardı ediliyor. Baharatçılar, Türk kahvesinin çekilmesi, sahlep tadımı atlanıyor.

Programın İstanbul yemek kültürünü en iyi anlatabilecek sekansı, programın Saha Koordinatörü olarak görev alan Esra Yalçınalp'in evinde verilen yemek. Yemekte Manastır (Bitoli) üsulü kabaklı börek, favalı bezelyeli zeytinyağlı enginar, zeytinyağlı bamya, beğendili tas kebap ve güllaç sunuluyor.

Program pek çok açıdan eksik olmasına rağmen, İstanbul mutfağının tanınması için iyi bir başlangıç olabilir. Ancak böyle bir programın çekiminde yemek araştırmacılarından, yazarlardan ya da gurmelerden danışmanlık alınması, İstanbul'un keşfedilmeye açık gustosunun çok daha iyi anlatılabilmesini sağlayabilir.

No Reservations'ın İstanbul ile ilgili bölümünü Youtube'da 5 parça halinde izleyebilirsiniz. İzledikten sonra, fikirlerinizi paylaşırsanız da mutlu oluruz.

Hiç yorum yok :