19 Şubat 2008 Salı

Işık Oyunu

Küçük bir kızken oynadığım bir oyun vardı. İki elimle gözlerimi sıkıca kapatır, geçici karanlığımda oluşan ışık uzmelerinin hareketlerini ve değişen renklerini izlerdim. Maviye, açık yeşile, turuncuya, sarıya ve pembeye döner, şekilden şekle girerlerdi.

Türlü sancılarla geçen ilk gençlikte aynı oyunu derin bir nefes alabilmek, kırıp dökmelerime ara verebilmek adına oynamaya devam ettim. Avucumun karanlığındaki ışık, her gereksinim duyduğumda aynı yerinde, avucumdaydı.

Hala aynı oyunu oynuyor muyum? Evet. Ama bu sefer arka fonda "Sullen Girl" çalarken dans ediyor uzmeler.

days like this, i don't know what to do with myself

all day -- and all night

i wander the halls along the walls and under my breath

i say to myself

i need fuel -- to take flight --

and there's too much going on

but it's calm under the waves, in the blue of my oblivion

under the waves in the blue of my oblivion

is that why they call me a sullen girl -- sullen girl

they don't know i used to sail the deep and tranquil sea

but he washed my shore and he took my perl

and left and empty shell of me

and there's too much going on

but it's clam under the waves, in the blue of my oblivion

under the waves in the blue of my oblivion

under the waves in the blue of my oblivion

it's calm under the waves in the blur of my oblivion

3 yorum:

küçükken bende oynardım bu oyunu...

Belli bir yaşa kadar bu oyunun benim keşfim olduğunu sanırdım. Sonradan birkaç kişiden aynı oynuyu oynadıklarını öğrendim.

Ben hala oynuyorum, ve kıyıda köşede kalmış oyunlarımın yalnızca bana ait olduğuna inanmaya devam ediyorum.

:)

çocukluğumu hatırladım birden.