Son günlerde İstanbul'a dair gördüğüm her kitabı, eski-yeni olması farketmez, kütüphaneme ekleme isteğiyle yanıp tutuşuyorum. Üniversiteye başladığımdan beridir de gittiğim konserlerin, filmlerin ya da diğer etkinliklerin biletlerini ve broşürlerini atmıyorum ve bir zarfta biriktiriyorum. Kağıt kalabalığı yapmıyorlar zira kimi imzalı, kimisinde de benim aldığım notlar var. Onları yalnızca birer bilet olarak görmüyorum, ileride karıştırdığımda geçmişime dair unuttuklarımı hatırlatacak detayları bulacağıma inanıyorum. Bu bahsettiğim biriktirmeye "ephemera" deniyormuş, bunu da yeni öğrendim. "Gündelik hayata dair basılı malzemeleri biriktirmek" anlamına gelen "ephemera" oldukça keyifli bir uğraş, aradan yalnızca 4 sene geçmiş olsa bile üniversiteye ilk başladığımda gayetle klasik ve eskici olan müzik, film ve edebi eser anlayışımın okulun bitmesine sayılı günler kala nasıl gelişmeye
yüz tuttuğunu görmek çok ilginç geliyor.
Pafnüs, kendine itiraf edemese de, yalnızca günahkar bir kadını hak yoluna döndürmek için yanına vardığına ikna etmeye çalışsa da aslında Thais'in etrafındakilerle kurduğu ilişkiler nedeniyle hissettiği asıl duygu kıskançlıktır. Pafnüs içten içe Thais'e delicesine aşıktır ve sırf bu duygunun varlığını bilmek bile ona acı verir. "Kirlenen bir ruhu temizlemek" diye bir yafta bulur çelişkisine ve Thais'i yola getirmeye and içer. Yalnız önceden dediğimiz gibi Thais'in doğuştan gelen bir ölüm korkusu ve tanrı inancı zaten vardır, Pafnüs cinsel isteklerini bastırarak bir keşiş gibi davrandıkça ve öğretilerini sundukça Thais de bunları doğru bulmaya başlar. Ancak France Pafnüs'in iç çelişkilerini öyle net anlatır ki Pafnüs'ün Thais'i tanrıya yakınlaştırmak istemesinin asıl nedeninin Thais'i yalnızlaştırmak ve yalnız kendinin kılmak olduğunu okuyucu anlamakta zorlanmaz. Thais kendisine hayran oldukça ve her dediğini yapmaya başladıkça güzel bir kadını etkileyebiliyor olmanın hazzını da duyar Pafnüs, her ne kadar amaç Tanrı'ya yaklaşmak olsa da. Uzun lafın kısası kendisi bu durumu görmezden gelse de Pafnüs en nihayetinde bir ademoğludur ve insanlığın temel idlerinden nasibini fazlasıyla almıştır. Pafnüs'ün inandıklarını uyguladığı taktirde Thais'e ölümsüzlüğü ve cenneti vadetmesi ayrı bir paradokstur zira Thais kapandığı manastırda ağır işlere dayanamayarak ölecek ve Pafnüs Thais'e bir kere bile dokunamadığı için üzüntü duyacaktır. Pafnüs inancını tipik bir bağnaz gibi "erdem ve iyilik" ölçüsü gibi kullanır, şüphecileri, Epikürcüleri, ilkçağ filozoflarını "utanmaz" olarak tanımlarken bilmediği birşey vardır ki o da herkesin erdeminin kendine olduğudur. Bu da şu cümleyle açıklanır ki kanımca kitabı en güzel özetleyiveren satırlardır: "İyi veya kötü bir yaşamın varlığından söz edilemez. Kişinin öz benliğinde hiç bir şey ne utanç vericidir ne değildir. Ne adelet vardır ne de adaletsizlik. Ne hoşa giden vardır ne can sıkıntısı. Ne iyi vardır ne de kötü. Nesnelere nicelik veren de, yemeğe tat veren tuz gibi, insanların kendi düşünceleridir."






0 yorum:
Yorum Gönder