Alternatif-İstanbul.net

Yazılar

Üç Kadın ve Bir Şehrin Öyküsü: Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin

Hiç yorum yok

Bugünlerde, izleyen herkesin yüzünde kocaman gülümsemeyle çıktığı ve hayatındaki tüm kadınlara "bu oyunu lütfen sen de gör" diye öneride bulunduğu bir oyun sahneleniyor. Anane, anne ve torun rolleri biçilmiş üç kadının öyküsü bu. Hep içine içine konuşan, evde ne olursa olsun dışarıya yansıtmamak için canını dişine takan ve asla annesi gibi olmayacağına yeminler eden kadınlar... Yalnızca üç sandalye ve siyah beyaz çizimden ibaret sahnede bize içlerini döküyorlar. Aklımıza kendi ailemizin kadınları geliyor. Ağlayacağımız yerde kahkaha atıyoruz. Onlar anlatırken Boğaziçi Köprüsü açılıyor, bahçeli evler yerini yüksek apartmanlara bırakıyor, İstanbul dönüşüyor.

Seyircisini duygudan duyguya sürükleyen "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin", BAM ekibinin elinden çıkma. Bu aralar tiyatro sahnelerini sıkça ziyaret eden oyunu yazarı Murat Mahmutyazıcıoğlu ve oyuncuları Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Ayfer Dönmez ve Melis Öz ile konuştuk.



Röportaj: Derya Bilgingil

Fikirlerle Güzelleşecek Alternatif Etkinlik Platformu: Offbeat

Hiç yorum yok




Offbeat, farklı sanat dallarında üretim yapan sanatçıları kural ve kısıtlamaları en aza indirerek, sanatseverlerle buluşturmayı amaçlayan bir alternatif bir platform.

Müzisyen ile dinleyicinin bir araya gelme sürecini sıkı kurallara bağlayan, geciktiren ya da engelleyen mevcut yapıyla ilgili şikayet etmenin dışına çıkarak çözüm ortamı yaratmayı amaçlayan 
Offbeat'i, fikri hayata geçiren Murat Kılıkçıer (bilinen adıyla Inhoodies) ile konuştuk.

Offbeat'i "canlı performanslarda müzisyenin dinleyici ile buluşmasındaki mevcut dinamiklere alternatif olmayı amaçlayan bir oluşum" olarak tanımlıyorsunuz. Mevcut dinamiklerde ne gibi bir eksiklik ya da aksaklık gördüğünüz için bunların dışında bir yapılanma fikrine ihtiyaç duydunuz?

Sıralamaya çalışayım: Ana akım dışındaki muazzam üretimin sadece İstanbul ve birkaç başka büyük şehir kökenli olduğu ve buralarda bir değer ifade ettiği yanılgısı. Üreten kişilerin üretimlerini daha çok insana iletme noktasında karşılaştıkları engeller. Bulunduğumuz siyasal ve ekonomik ortamda konser alanlarının her geçen gün azalması ve paylaşıma devam eden yerlerin her geçen gün daha da zorlanmaları. Müzik paylaşımının gitgide daha çok maddi göstergelere sıkışması. Müziğin ve sanatın, temelde herhangi "bir diğer iş" olarak görülerek, alınıp satılan, maddi değer biçilen ve özellikle sadece eğlenme ve vakit geçirme vasıtasına indirgenmesi. Çoğu etkinliğin yaş sınırlaması yapılması engelinin aşılamaması. Liste çok uzayabilir ama kısaca böyle.

Offbeat'in organizatörlerin içeriğini, tarihini ve mekanını duyurduğu konserlerin biletlerinin farklı satış kanalları aracılığı ile dinleyiciler tarafından satın alınması sisteminden farklı bir işleyişi var. Özetleyebilir misiniz?

Sitede şu an farklı formlarda üreten 140 civarı sanatçı ve grup var. Bunlardan her biri tasarladığı ya da sadece hayal ettiği bir etkinliği sistem üzerinden herkese önerebiliyor. Önerinin bilindik anlamda konser alanına ilişkin olması zorunluluğu ya da böyle bir sahnede olmasına dair bir engel yok. Sitede de anlatıldığı gibi,  her alanın sanat paylaşılabilecek bir yüzey olabileceği düşüncesi ile önerilen yerler bilindik anlamda sahne/konser alanları olabileceği gibi, depo, herhangi bir sokak köşesi, çocuk parkları, ev, kafe, barakalar, barınaklar, terk edilmiş binalar, okullar, üniversiteler, çocuk esirgeme kurumları, huzur evleri, sergi alanları gibi alternatif alanlar da olabilir. Aynı şekilde siteyi ziyaret eden herhangi biri de etkinlik önerisini iletebiliyor. Bu noktada Offbeat’te hem burada üreten pek çok kişinin işlerine ulaşmak, hem de bu kişilerle bir araya gelebilmek için Türkiye’nin her yerinden çağrı yapabilmek mümkün. Alana ve fikrin niteliğine göre biletli etkinlikler olabileceği gibi, sanatçıların talebine göre ücretsiz etkinlikler, belirli bir amaç için toplanacak maddi desteğe ilişkin konserler ya da dinleyenin istediği katkıyı yapabileceği etkinlikler de amaçlanıyor. 

Gelen fikir sonrası, Offbeat öneriyi yapan ile iletişime geçerek önerilen etkinlik ve alanın niteliğini ve muhtemel tarihleri konuşuyor ve öneri Offbeat platformundaki tüm sanatçılara mail olarak iletiliyor. Sonrasında etkinliğin parçası olmak istediğini belirten katılımcılar ortak bir mail grubunda bir araya getiriliyor. Son aşamada, etkinliğin niteliğine göre katılımcı sanatçılar dilerlerse ortak bir etkinlik sayfası açıyor. Etkinlikte yer almak isteyen sanatçı ve dinleyiciler, katılımcılara konaklama, ulaşım, teknik destek gibi konularda yardımcı olmak isteyen kişiler Offbeat mail adresine yazarak organizasyonun şekillenmesine dahil olabiliyorlar ve etkinlik böylelikle güncellenerek şekil alıyor. Eğer alan olarak küçük ve sınırlı sayıda kişinin katılabileceği bir etkinlikse, katılım sadece siteye üye kişilere gidecek bir davet ve kabul maili ile olacak. Daha kapsamlı etkinlikler ise siteden anons edilecek ve parçası olan sanatçılar dilerlerse kendileri de anons edecekler.

Fikir, müziği var olan alanlardan çıkarıp yaymayı hedefliyor. Konserle ilgili detayların tümüyle dinleyici, müzisyen ve destekçilerin katkısıyla organize edileceği bir yapı söz konusu. Bu fikri ortaya attığınızda nasıl geri dönüşler aldınız?

Olumlu ve destekleyici geri dönüşlerin büyük çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim. Tabii birkaç kişiden böyle bir sitenin neden işleyemeyeceğine, neden tüm bu sanatçıların bir araya gelemeyeceğine, neden bu tür etkinliklerin olamayacağına ilişkin yorumlar ve sistemin kötüye kullanılabileceğine ilişkin eleştiriler de oldu. Aslında tam da bu sebeplerle sisteme gelen mesajları, önerileri alarak ileten, tabiri caizse oradaki moderatör yapıda kimlerin olduğu hiçbir zaman konuşulmayacak. Bu mekanizmanın da ülkede pek çok alanda olduğu gibi tanışıklık ya da tanıdıklık vb. ilişkilerle yürümesinden kaçınmak için bir önlem bu. O yüzden orada kim var mesajlarının cevabı "Banksy". Benzer kaygılarla Offbeat’in kendi sosyal medya hesapları olmayacak, sadece insanların paylaşımlarına ve desteğine güvenilecek. Bu naif çabanın ve yapının bir çeşit ün, hype, persona yaratma, marka yaratma gibi bir amacı olduğunun düşünülmesini istemiyorum çünkü. Yine aynı sebeple sistem nereye varırsa varsın, Offbeat’in bu işleyişin hiçbir yerinde maddi kazancı yok ve olmayacak. Herhangi bir gelir doğduğunda bu tümüyle üretenlerin ve paylaşanların olacak.

Offbeat ile ilgili detayları okurken ister istemez akla ülkenin koşulları geliyor. OHAL içerisinde pek çok kısıtlamaya maruz kalıyoruz. Offbeat'in konser düzenlemeyi istediği mekanlar arasında ev, sokak ya da park gibi konser mekanı olarak düzenlenmemiş alanlar var. Diyelim ki, dinleyicinin önerdiği mekanda konser düzenlemek bir sebepten dolayı mümkün olamıyor. Dinleyiciyi sizi destekleyen dost mekanlara yönlendirmek ya da kamusal alanlar için yerel yönetimler ile temasa geçmek gibi çözümler mi bulacaksınız?

Bunu sormanız çok değerli gerçekten, teşekkür ederim çünkü bence içinde bulunduğumuz atmosfer bu tür birliktelikleri daha gerekli hale getiriyor. Bu yapı aslında çok amaçlı bir mekanizma. İlk planda görülen bu ülkede birbirinden habersiz, farklı formlarda üreten sayısız kişinin aynı yüzeyde buluşması ve bağlantılanabilir hale gelmesi. Aynı şekilde ana akım dışında sanata ilgi duyan herhangi biri için bir çeşit sıkıştırılmış dijital kütüphane gibi. Sanatçıların sektörde belirli yerlerde, belirli konularda ya da kişilerle yaşadıkları tecrübeleri sisteme atılacak bir mesajla herkese ilebilmesi mümkün örneğin. Farklı konularda bilinç oluşturabilmek için yeni fikirler, yaklaşımlar, çözüm önerileri duyabilmeye ihtiyacımız var. Bana sorarsanız yapılabilecekler sınırsız. 

Kendi üzerimden örnek vermeye çalışayım. Diyelim ki, bu seneki Onur Yürüyüşü’nde belirli bir noktada olup müzik yapmayı planlıyorum. Bunu sisteme mail atarak bana katılmak isteyen herkese bir çağrı olarak iletebilirim. Başka bir grup Ankara’ya konsere gidiyor ve araçta yer var. Sistemde dinlediği başka bir gruba kendisine katılmasını teklif edebilir. Aynı grup belki sadece Ankara konser planı anonsuyla, yerel bir grubun kendisine ulaşmasını sağlayıp, onlarla çalabilir. Belki orada bir dinleyici tarafından misafir edilir, belki beraber gittiği grupla yol masraflarını, ekipmanlarını ve  diğer giderlerini paylaşabilirler. Bir DJ, kendi setinde bir dansçının emprovize dans etmesini, bir punk grubu konserlerinde bir yandan bir dövme sanatçısının aynı anda dövme yapmasını isteyebilir. Aynı şekilde belki bir graffiti sanatçısı çalışması sırasında bir grubu çağırabilir müzik yapması için. Bir fotoğraf veya video sanatçısı gelip görüntülemek isteyebilir. Bir araya gelerek neler yapabileceğimize, kimin hangi fikirlerin ne kadar parçası olmak istediğine bağlı sadece.

Sorunuza dönersek, kamusal alanlar konusunda da her şey mümkün. Düzenlenmesi planlanan etkinlik için izin sürecine de girilebilir ya da bu dediğiniz gibi hiç bir şekilde mümkün olamıyorsa etkinlik başka bir yer üzerinden düşünülmeye başlanabilir. Önemli olan farklı ses ve renklerin paylaşımının nerede olursa olsun devam etmesi. Bildiğiniz gibi site sadece fikir ve önerileri sanatçılara iletiyor. Bir organizasyon firması gibi işlemiyor. Bu anlamda herkesin her yerde her şekilde paylaşımda bulunabileceğini söyleyebilirim. Hayal ettiğimiz ve yavaşça canlılık belirtileri gösteren bu yapı bir çaba, bir umut, bir deneme. Kimseyi suça teşvik etme gibi bir düşüncesi tabii ki olamaz. İşleyiş metni ve hakkında bölümünde belirtildiği gibi yer alan hiçbir sanatçıyı temsil eden bir yapısı yok sitenin. Sadece insanların üretimlerine link veren, önerileri ileten ve gerçekleşmeleri için emek verecek bir site.

Büyük şehirler dışında, ulaşılması daha zor görünen alanlara da müziği iletebilmek istediğinizi belirtiyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?

Az önce de bahsettiğim gibi maalesef ülkede sanatsal üretimin neredeyse tamamına yakınının İstanbul ve merkez illerde olduğu büyük bir yanılgı. İnsanlar her yerde üretiyor. Tek sorun bunun paylaşılması noktasındaki engeller. Tabii ki pek çok ilde İstanbuldaki kadar konser alanı, sergi alanı, sinema, tiyatro yok ve olanlar da daha çok popüler kültürü misafir edebilir haldeler. Benim istediğim diğer illerde farklı paylaşımlara kapılarını açmak isteyen insanların Offbeat üzerinden veya doğrudan bu sanatçılara ulaşmaları. Dediğim gibi bunu öneren bilindik anlamda bir mekan da olabilir. Bize uzak bir ilde bağımsız bir sanat okulu da olabilir. Bir anaokulu, galeri de olabilir. Sadece ve sadece evinin terasını, garajını, bahçesini açmak isteyen bir dinleyici de olabilir. Sitede bir kişinin veya bir grup insanın kişisel beğenilerine değil, her yerden, her formda sanata yer var. Sonuç olarak siteye ilk kaydolan birkaç ismin daha çok insana ulaşmasından çok, genç üretimlere, adını hiç bilmediğimiz kişilere ulaşılmasını sağlamak çok daha önemli. Ben veya başka biri iletilenlerin sanatsal yeterliliğini yargılama konusunda söz sahibi değil çünkü en basit örnekle sizin için hiç bir anlam ifade etmeyen bir şarkı, bir başkasının kalbine en yakın duyguları ifade edebilir. Önünden geçip kafamızı bile kaldırmadığımız bir çizimin başka birinde büyük anlamları olabilir. Diğer yandan açıkçası genel beğeni hedefleyen veya popülerlik isteyen hiç kimsenin Offbeat ile vakit kaybetmesini istemem çünkü bunun için çok daha farklı kanallar var. Zaman, emek ve imkanlarını oralara yönlendirmeleri daha isabetli olur.

Öneriler gelmeye başladı mı? Nasıl fikirler ulaştı şimdiye kadar?

Hem sanatçı, hem de üye olarak site açıldığından beri katılımın çok yoğun olduğunu söyleyebilirim. Birkaç ilde düşünülen etkinlikler olduğunu biliyorum ama maalesef kesinleşmeden bunlardan bahsetmem yanlış ve yanıltıcı olabilir.  Benim ayrıca görüştüğüm bir yardım kurumu var ve en azından bir etkinliğin de olsa gelirinin tümüyle onlara aktarılmasını planlıyorum. Dediğim gibi, önerinin niteliği tam olarak netleştiğinde sistemdeki her sanatçı aynı maili alıyor öncelikle. Sonrasında ise etkinlik niteliğine göre genel anons veya üyelere bildirim yoluna gidilecek.  Herhangi bir periyoda ve düzene bağlı olmasa da çok farklı birliktelik ve paylaşımlara aracı olacağını umuyorum sistemin.


Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali 15'inci Kez İzleyiciyle Buluşuyor

Hiç yorum yok



Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 15'inci yılında kadınları Gülten Akın'ın "Aç avuçlarını sesini yükselt, gel dirilt değiştir" dizeleriyle selamlıyor.

Bu yılki festivalin dikkat çeken filmleri arasında Cezayirli yazar Rayhana'nın 9 kadını bir hamamda bir araya getirdiği filmi "Bu Yaşta Hala Saklanarak Sigara İçiyorum", 2011 yılında Mısır'ın Tahrir Meyda'nında gerçekşeştirilen hükümet karşı gösterileri ve bu gösteriler sonucundaki politik değişimleri konu edinen, Anna Roussillon'un yönettiği "Ben Halkım", vizyona girdiği zaman sansür tartışmalarıyla gündeme gelen, Yeşim Ustaoğlu'nun çarpıcı filmi "Tereddüt" ve evlere temizliğe giderek hayatını kazanan iki temizlik işçisi kadının hayat mücadelesine odaklanan, Ahu Öztürk'ün ilk uzun metrajlı filmi "Toz Bezi" yer alıyor.

Açılışı 9 Mart saat 18:00'da Kalkedon Meydanı'nda yapılacak festival, 11-19 Mart arasında Fransız Kültür Merkezi'nde.

Festival programında yer alan filmler şöyle;

Kadınların Sineması

• Anyu / Lina Walde
• Ay - Moon / Marco Fettolini, Carola Roberti 
• Baş Ağrısı - Cafélea / Maria Sanchez Teston 
• Başkasının Evi - House of Others / Rusudan Glurjidze 
• Ben Halkım - I'm The People / Anna Roussillon 
• Bu Yaşta Hala Saklanarak Sigara İçiyorum - I Still Hide To Smoke / Rayhana 
• Deniz Kızlarının Şarkısı - The Lure / Agnieszka Smoczynska 
• Evli ya da Bekar - Wedded Or Bachelor / Cristina Piernas, Victoria Ruiz 
• Hari'nin Günlüğü / Chronicles of Hari / Ananya Kasaravalli 
• Kuku / Pussy / Renata Gasiorowska 
• Masumlar / The Innocents / Anne Fontaine 
• Paris Kadını / Parisienne / Danielle Arbid 
• Tablo / The Painting / Baran M.Reihani 
• Uka / Uka / Valle Comba Canales 
• Utanç / P.E. / Rosa Fisher 
• Zeytin Ağacı / The Olive Tree / Iciar Bollain

Kadınların Sineması - Türkiye 

• Ana Yurdu / Senem Tüzen 
• Aysız Bir Gece / Pelin Kırca 
• Çay Fincanı / Elif Boyacıoğlu 
• Çok Uzak Fazla Yakın / Türkan Derya 
• İnan Caddesi / Yelda Reynaud 
• İstanbul Makamı / Özlem Sarıyıldız, Yunus Emre Aydın 
• Kasap Havası / Çiğdem Sezgin 
• Koma Dam / Berîvan Akelma, Yağmur Cihan 
• Sintiyatpera / Eylem Tok 
• Su Almaya Gidiyorum Bir Şey İsteyen Var Mı? / Esme Madra 
• Şehre Doğru / Hümeyra Erdin 
• Tereddüt / Yeşim Ustaoğlu 
• Toz / Gözde Kural 
• Toz Bezi / Ahu Öztürk 
• Yağmurlarda Yıkansam / Gülten Taranç 
• Yemekteydik ve Karar Verdim / Görkem Yeltan 
• Zelal / Filiz Işık Bulut

Yeryüzünden Edilenler

• Annem ve Babam - My Mother and Father 
/ Müret İşitmez 
• Durak - The Stopover / Delphine Coulin, Muriel Coulin 
• Suriye Sultanları / Queens of Syria / Yasmin Fedda 
• Tam Gözlerimi Açarken / As I Open My Eyes / Leyla Bouzid

Festivaldeki tüm gösterimler ücretsiz.


Yenilik Arayışında Bir Festival: Resonate

Hiç yorum yok

19-22 Nisan tarihleri arasında Belgrad'da gerçekleşecek Resonate Festivali dikkatimizi çekti. Bu yıl altıncı defa gerçekleşecek festival farklı ilgi alanlarını teknolojiyle kesiştiği yerde programına dahil etmiş. Tasarım, sanat, ve eğitim alanında yaşanan heyecan verici gelişmelerden haberdar olacağımız atölyeler ve konferansların yanı sıra, yenilikçi müzisyenlerin vereceği konserler ile bir müzik festivali karakteri kazanıyor Resonate. Geçmişte Alva Noto, Ben Frost, Holly Herndon gibi isimlerin line-up'da yer bulduğu festival bu yılki programınının tamamını açıklamadı. Şimdiden sahne alacağını bildiğimiz isimler arasında Anna von Hausswolff ve Peder Mannerfelt sayılabilir.

Şimdi festivalin profilini daha iyi belirlemek için önceki yıllarda festival bünyesinde çalışmalarıyla yer bulmuş bazı tasarımcıları ve sanatçıları inceleyelim, her ne kadar bu alanlarda eğitimim olmadığı için uzman isimler için yorumlarım basit olacaksa da.

Aaron Koblin roman ya da filmler yerine hikayeleri arayüzler aracılığıyla anlatmayı seçiyor.  Bu yöntem bir müzik videosu oluşturmak için kullanılmış. The Johnny Cash Project (www.thejonnycashproject.com) sanatçının 7 ayrı portresinin katılımcılar tarafından yorumlanmasıyla oluşmuş. Sanaldan çok sosyal diyebileceğimiz bu projede herkes çizimler ekleyebiliyor, başkalarının çizimlerini oylayabiliyor. Belirli kısıtlamalar getirerek insanların katılımına açılan programlar sayesinde hem kolektif eserler ortaya çıkıyor, hem de herkes kendi kişiliğini ifade etme fırsatı buluyor. Üstelik toplanan verilerle tek bir sonuç elde etmek yerine kullanıcıların filtreler aracılığıyla istedikleri şartları karşılayan videoya ulaşmaları da mümkün kılınmış. Mesela sadece soyut çizimlerden oluşan ya da en çok oy almış çizimlerden oluşan versiyon.



Casey Reas, çok uzun süre yazılımlar üzerinden geliştirdiği 'glitchy'denilebilecek videolarda müzik kullanmamış. Farklı açılaradan çekilmiş göz görüntülerini dairesel şeritler halinde kestikten sonra iç içe geçirerek oluşturduğu karmaşık yapının tek bir gözün açıp kapanma hareketini gerçekleştirdiği video baktığım işler içinde en çok ilgimi çeken oldu. 




Joachim Suater ise somut nesneleri bir araya getirerek hareket halinde işler ortaya çıkarıyor. Bu alanda teknolojiyi zorluyor Suater, programlar aracılığıylanesneler arasında koordinasyon sağlanmış.



Veri görselleştirme konuşmacıların çalıştığı ortak bir tema, sanat işleri sunan kimi isimler de veri görselleştirme alanında ayrıca çalışmış olabiliyor. Bir not, bu alandaki çalışmaları sıkıcı buluyorsanız ve sadece konserlere gideceğinizi düşünüyorsanız bunun için özel bir bilet kategorisi olduğunu hatırlatalım. Nicholas Felton şarap şişesine ürünle ilgili verileri kullanarak etiket tasarlarken, bir vakfa üye tüm sanatçıların özgeçmişlerini özgün dairesel grafiklere dönüştüren Wesley Grubbs da veri görselleştirmiş oluyor. Bu alanda verileri görselleştirirken ilişkileri koruyarak yoğunlaştırma, olabildiğince çok değişkene anlaşılır bir biçimde yer verebilmek, pratik hedeflerden biri mesela.



Resonate, katılımcılarını tazeleyecek ve zenginleştirecek, ele aldığı konularda pek fikri olmayan birisinin bile birikim yapmasına elverecek türden kaliteli bir festivale benziyor. Tüm programın açıklanmasını heyecanla bekliyoruz. 

Festivalle ilgili daha fazla bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yazı: Ahmet Nursoy

Kültür Sanat Gündemi - 20 Şubat 2017

Hiç yorum yok

1- Müjdan Gezen Sanat Merkezi Kundaklandı

Kadıköy'deki Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin giriş kapısında yangın çıktı. Müjdat Gezen, yaptığı basın toplantısında okulun sakallı bir kişi tarafından kundaklandığının tespit edildiğini açıkladı. Gezen, Akit Gazetesi ve televizyonu ile Burhan Kuzu'nun kendisini hedef gösterdiğine vurgu yaptı. Yangında hayatını kaybeden ya da yaralanan olmazken, merkezdeki dersler devam ediyor. 

Kundaklama olayı, sosyal medyada konuşulan konular arasında yerini aldı.

        




 

2- Kaygı Berlin'den Sonra Amerika Yolcusu


Ceylan Özgün Özçelik’in ilk filmi Kaygı, dünya prömiyerini bu yıl 9-19 Şubat tarihleri arasında düzenlenen 67. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin Panorama Special seçkisinde yaptı. 12 Şubat'ta yapılan gösterimin tüm biletleri tükendi.  Kaygı'nın uluslararası yolculuğu Mart'ta Amerika'da gerçekleşecek SXSW Festivali ile sürecek. Uluslararası festivaller konusunda iyi bir başlangıç yapan Kaygı'nın Türkiye'de de çok sayıda sinema salonunda gösterime girebilmesini umuyoruz.





(GÜNCELLENİYOR)